Zaman Zaman

Ersin Kurt

 

isimlik-Ersin Kurt

 

O biçim kavgalarım var benim kendimle.  ‘Deli bozması’ denilebilecek türden üstelik. Sizin de oluyor mu? Hiç sanmıyorum. Çünkü kimse rahatı bozulsun istemiyor. Düzenler ve düzülenler ağız birliği yapmış, hep bir ağızdan ‘tıp demiş’ gibiler. Zaten herkesin işine gelen de bu.

Ama ben öyle miyim? Kafamı devekuşu gibi kuma gömüp kıçımı açıkta bırakmaktansa, inadına rahatım bozulsun istiyorum. Isırılacağımı bile bile arı kovanına çomak sokuyorum. Zenginin fakiri ezmesine, haksızın haklıya çemkirmesine, zalimin mazluma baskısına, güçlünün güçsüze dayatmasına ifrit oluyorum. Nevrim dönüyor leş kargalarının savunmasız bir cesetten delicesine nemalanmasına. Ve gücüm oranında bu işleyişe direniyorum, direneceğim de… Hadi! Cesareti olan bir adım öne çıksın.

Samimiyetsiz dostluklar, gülüşler, cilveler, seksler, işler, düşler yorar insanı. Oysa dikine gitmenin hiçbir kaybı yok. Değil mi ki tüm mutluluklar beklentiyle ilintili o zaman kaç gerçek mutluluktan bahsedebiliriz ki? Tasdik anlamında kafa salladığınızı görür gibiyim. Domuz gibi, herkes her şeyi biliyor demek ki.

Sizi bilmem ama bana kalırsa yalnızlık insana bahşedilen en güzel nimet. Kimsenin kimseye ihtiyacı olmadan, oynamadan, kıvırmadan, bir şeylerin ardına saklanmadan; olabildiğince yalın, olabildiğince normal, olabildiğince dürüst, olabildiğince açık ve eleştirel bir boyut… Ya da düpedüz çırılçıplak olma hâli. Seni en iyi ‘sen’ bilebilirsin çünkü. Bu ne bir motto ne de bir felsefe. Bu, yalnızca realizm.

Zaman zaman kendimle kavgalarım oluyor benim… Zaman zaman herkesten nefret edişlerim… Zaman zaman işe gitmeyişlerim… Zaman zaman sisteme küfredişlerim… Zaman zaman kestirme yoldan gidişlerim… Zaman zaman salağa yatışlarım… Zaman zaman akıllanışlarım… Zaman zaman aldanışlarım… Zaman zaman düşüşlerim… Zaman zaman doksanlı yılları, Aysun Kayacı’yı ve  olağanüstü güzellikteki etli dudaklarını düşünüşlerim… Ve tüm olumsuzluklara rağmen zaman zaman aşık oluşlarım bile oluyor inanır mısınız?

Ve inanmayacaksınız ama her defasında kendimden nefret etsem de babaannemi çok üzüyorum zaman zaman. Kardeşimle kavga ediyorum, çok fena! Babamla restleşiyorum. Basıyorum sokaklarda narayı. Tüm bunlar yetmezmiş gibi sevgilimle küsüyorum. Pişman oluyorum. Sonra hiç pişman olmuyorum.  Bakkaldan veresiye alıyorum bir şeyleri. Polislerle zıtlaşıyorum. Annemin mezarına gidiyorum zaman zaman. En önemlisi de işte bu! Hatırlamak diğer yarını… Yarını, yaranı, yarınını…

En önemlisi de hatırlamak bir şeyleri. Her şeyden önce kendimizi, değerlerimizi, anlarımızı, anılarımızı, annelerimizi, babalarımızı, kardeşlerimizi. Gerisi mi?… İnanın bana, gerisi çöp! Gerisini ateşe ver, izle. Hayır, hayır! Sadist değilim. Zaman zaman olur öyle.

Etiketler

1 thought on “Zaman Zaman

  1. Başlığını da dikkate alacak olursak Fikret Kızılok’un yıllara meydan okuyan şarkısını anımsatan bir yazı olmuş. Bu muazzam hatırlatmanız, bizleri geçmişe yolculuk yaptırmanız dolayısı ile sonsuz teşekkürler. Kaleminize, emeğinize, yüreğinize sağlık Sayın Kurt.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir