Mari Gerekmezyan

Unutturulmaya çalışan bir kadın “Mari Gerekmezyan”

Kitap

Mari, İstanbul Üniversitesi‘nde felsefe öğrencisiydi. II. Dünya Savaşı’nda Yahudi soykırımından kaçan Rudolf Belling o dönem Sanayi-i Nefise Mektebi’nde Mari’nin hocasıydı. Onun heykeldeki yaratım gücüne inanmış, Atatürk’ün doktoru Neşet Ömer İrdelp’in, Prof. Dr. Şekip Tunç’un büstünü ve Patrik Mesrob Tin’in maskını yapmasını istemişti. Neşet Ömer İrdelp ve Şekip Tunç büstleriyle Mari, Ankara Heykel Sergisi ödülünü aldı. Bedri Rahmi büstü ise İstiklal Caddesi’nde bulunan Meşher Sergi Salonu’nda “Sanatçı Kadınların Yüzyılı” sergisinde 22 Mart tarihine kadar görülebilir. Mari, Yahya Kemal büstüyle de Ankara Devlet Güzel Sanatlar Sergisi’nde birincilik kazanır. Ödül törenlerinde, gazetelerde diğer sanatçıların isimleri eserleriyle birlikte anılırken Mari’nin adı yazılmaz, yok sayılır. Evli bir erkekle (Bedri Rahmi Eyüboğlu) ile aşk yaşaması, bir kadın heykeltıraş olması ve Ermeni olması Mari’nin toplumdan dışlanmasına sebep olur.

Mari Gerekmezyan’la ilgili çok az bilgi bulunmakta hatta basında kullanılan fotoğrafı bile ona ait değildir. 34 yaşında veremden yaşamını yitiren Mari, hasta yatağında ölmeden birkaç gün önce şunları yazar: “Ressam olduğunu sanıyorlar, ne ressamı? Filozof olduğumu sanıyorlar, ne filozofu? Ben hiçim, hiç! Ama hiç olmak ne garip, ne korkunç”.

İki genç yazar üstelik kardeş de olan Müjgan ve Vildan Tekin, Mari Gerekmezyan’ın unutulmasına izin vermediler. Uzun bir çalışmanın ardından Mari’nin hikâyesini bir romanla okuyucuyla buluşturdular.

Etiketler

Bir Yanıt Yazın