büyük ortadoğu projesi

Üçüncü Yol Kültür Milliyetçiliği’ne Giriş

Cengiz Aldemir

Günümüzde, yalnız Türkiye’nin değil, bütün Ortadoğu’nun siyasi ve rejim haritaları değiştirilmektedir. Birinci Dünya Savaşı sırasında Ortadoğu cetvelle denilebilecek tarzda bölümlere ayrılmıştı. Sykes-Picot anlaşması bu bölünmeye esas teşkil etmekteydi. İngiliz ve Fransızların Ruslarla birlikte yaptıkları anlaşmadan, Sovyetler Birliğinin kurulması ile Ruslar çekildi. Ortadoğu Coğrafyasında İngiliz Emperyalizminin kurduğu bu tuzak, Müslüman Türk Milletinin direnişi ile boşa çıkartıldı.

 Bu Sevr Planı’nı uygulama fikri, İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra Soğuk Savaş’ın başlaması nedeniyle bir süre ertelendi. Sovyetler Birliği’nin çökmesinden sonra, tek hegemon güç, Türkiye dahil, bütün milli devletlere karşı örtülü savaş başlattı. Ortadoğudaki dengeleri tekrar ve kendi isteğine göre değiştirmeye karar verdi.

 Ancak, unutulan Ortadoğu ve Kuzey Afrika bir bakıma İslam coğrafyasının büyük bir kısmını teşkil etmekteydi. 

Onun için, bu defa insanların algılarını yöneterek köleleştirmek yolu seçildi. Tarihi, işgalcilere karşı direniş hareketleri ile dolu Türk-İslam Aleminin direnmeden, işgalcilerle uyum içinde yaşamalarını sağlayacak yeni bir metot sahneye kondu.

 Bunun en önemli göstergesi, geçtiğimiz yıl Mardin’de gerçekleştirilen bir konferans oldu. İngiltere’den yönetilen Küresel Yenilik ve Rehberlik Merkezi ile Conapus Danışmanlık Şirketi tarafından “Barış Diyarı Mardin” adıyla bir konferans düzenlendi. Artuklu Üniversitesi’nin ev sahipliğini yaptığı toplantı, 27- 28 Mart 2010 tarihinde yapıldı. 

Bahsi geçen konferansta, ülkeleri işgal edilen Müslüman halkların direnme şevkini kırmak ve teslim olmaları sağlanmak isteniyordu.

Çünkü burada işgale karşı halk direnişleri terörizm olarak gösterilmeye çalışılıyordu. Konuşmacılar bu toplantıyı İslam Alimi İbni Teymiyye’nin 13. yüzyılda Moğol saldırılarına karşı direnmeyi dini bir görev olarak telakki eden fetvasını, aşağılamakta kullandılar. Direniş hareketlerinin terör eylemi olarak damgalanmasını istediler. Bu tür fetvaların barışı ihlal anlamına geldiğini savundular. 

 Oysa bilmedikleri şey Moğol saldırılarına karşı direnmenin dinen gerekli olduğunu ilan eden, sadece İbni -Teymiyye değildi. Ahi Evran ve Kadı İzzettin gibi bir çok din alimi ve toplum önderi bahsi geçen konuda cihad çağrısı yapmıştır. Müslümanların sömürgecilere ve emperyalistlere karşı mücadelesi ise, bir fetvaya bağlı değil, aksine İslam inancının gereğidir. Bu konuşmacıların bilmedikleri, zalime karşı durmak, Türk-İslam imanından, gaza ruhundan kaynaklanmaktadır. Daha önce Türkün kutlu mücadelesinden ders almayanlar, bütün İslam Aleminde yeni tezgahlar peşindeler.

 Gafiller bilmiyorlar ki, Cumhuriyetimizin kurucusu büyük Atatürk vatan topraklarını işgal etmek isteyenlere karşı amansız bir mücadele vererek bu devleti kurmuştur. Cumhuriyetimiz, tam bağımsızlık ve milli egemenlik temelinde kuruldu. Bugün devletimize karşı iktisadi ve kültürel temelde saldırılar devam etmektedir.

 Bu saldırılara karşı, sağcı-solcu-islamcı demeden bütün insanlarımızın Türk Milliyetçiliği çatısı altında birleşmelerinin sağlanması gerekmektedir. Elinizdeki kitap, Türk aydınlarının bu birlikteliğine vesile olursa ne mutlu bana.

 *Kitabın yayına hazırlanması için her türlü yardımı esirgemeyen sayın Dr. Nurullah Özcan’a, basım işlerinde büyük fedakarlık gösteren sayın Tahir Goncagül’e, kitapla ilgili değerlendirmelerini esirgemeyen sayın Ali İhsan Bacalan’a, basım ve yayınlanma süreçlerinde her türlü yardımlarını esirgemeyen Türk Veteriner Hekimler Birliği Başkanı sayın Dr. Mehmet Alkan ve Türk Veteriner Hekimler Vakfı Başkanı sayın Sahir Solmaz’a teşekkür ederim. Ayrıca, kitabın hazırlanması safhasındaki yardımları nedeniyle eşim Tülay’a ve kendi yoğun araştırma çalışmaları arasında bana zamanını tahsis eden oğlum Alper Aldemir’e de minnettarım. Oğlum Oğuz ve Gelinim Esin’e verdikleri moral destekten ötürü teşekkür ederim.

*Üçüncü Yol Kültür Milliyetçiliği, Dr. Cengiz Aldemir

Etiketler

Bir Yanıt Yazın