Cemal Süreya -Anma

Şiir çıplak

Seyyit Nezir

Geçtiğimiz hafta bugün, Cemal Süreya‘yı 92. yaşında Kızkulesi‘nde anmak üzere şair, aydın ve okur olarak hepi topu 11 kişi buluşabildik. Dernek organlarında görevli kimi şair ve yazarların bulunamadıkları etkinlikte, Cemal Süreya‘nın şair ve aydın kişiliğinin çok güçlü biçimde birbirini bütünlediği vurgulandı. Ne ki sosyal medyada etkinlik görselleri için yüzlerce kişi itiş kakış sıraya girerken, Üvercinka sayfasında Cezmi Güntay imzalı haber YK üyelerinin ve Üvercinka yazarlarının bile umrunda olmadı. Gül Karyaldız, Zafer Bilgin, Berkiz Berksoy, Ahmet Tığlı, İsmail Toksoy vb dostların özel gönderdiği iletilerin ardı sıra, bugün Veysel Çolak, “maskesiz şair” bağlamında sözcükler ve yalansızlık konusuna Face‘te değinince meseleyi dönüp kurcalamak gerekli oldu.

SÜREYA’NIN ANMAMIZA İHTİYACI YOK

Cezmi Güntay, etkinliğe dair şu notları iletiyor:

Buluşmanın sunucusu CSKSD Bşk Yard Aydan Ay, “Cemal Süreya’nın doğum günü gerçeği”ni yeniden anımsatırken, “bu, CSKSD’nin kuruluş gününde simgesel bir gün olarak 28 Temmuz için oybirliğiyle alınmış bir kararın yaşama geçirilmesidir” deyip ekledi: “Dokuz yıldır bizim yönetimimiz de bu kararla uyumlu davranıyor.”

Seyyit Nezir, konuşmasında, “Süreya’nın aydın tavrına günümüzde daha büyük gereksinme duyulduğunu” söyledi. Aydınlık‘taki köşe yazısında da, “konuyu Süreya’nın yazılarından Konur Ertop’un derlediği parçalar ışığında ele aldığını” belirten Nezir, “insanlık durumu karşısında aydınların sergilediği vurdumduymazlığa şairin de dikkat çektiğini” belirtti:

Cemal Süreya’nın onu anmamıza gereksinmesi yok. Yapıtları ve düşüncesi anıtsal niteliğiyle sürekli devleşiyor; ama içinde bulunduğumuz düşünsel körlük ve sanatsal çürüme koşullarında bizim ona gereksinmemiz var: Onun duyarlığı ve düşüncesiyle dostluk ve dayanışma ortamında durulanmak gerekiyor.”

İMGE ŞEHRİNİN SOKAKLARI

Nisa Leyla‘nın Cemal Süreya‘dan şiirler sunuşu sonrasında, derneğin kurucularından ve derneğin kurucu başkanı şair, denemeci, hukukçu İsmet Kemal Karadayı‘nın oğlu Haldun Karadayı, buluşmanın önemine değindi; ta Mersin‘den geldiğini söyledi. Tamer Tezin, Cemal Süreya‘nın Sevincelik şiirini okuduktan sonra, şair üzerine çeşitli kaynaklardan derlenmiş alıntılarla hazırladığı broşürü dağıttı.

Ünal Karahasan, İmge Şehrinin Sokakları adlı son kitabından Cemal Süreya Sokağı şiirini sundu. Şiirinde Cemal Süreya şiirinin ana imgelerinden ulaştığı büyük imgeyi yansıttığını söyledi. Karahasan; Seyyit Nezir Sokağı başlıklı şiirini şu notla sundu: “Beni Seyyit Nezir’le tanışmaya 30 yıl önce Attila İlhan yönlendirdi. Bu şiirin oluşma sürecinde şairin kendisi kadar, Cemal Süreya karşısındaki tutumunun ve Attila İlhan’ın da payı var.”

ŞİİRİMİZİN GÖKKUŞAĞI

Yeri gelmişken anımsatalım: Ünal Karahasan‘ın yıllardır üzerinde çalıştığı şiirlerden oluşan İmge Şehrinin Sokakları kitabı Üvercinka‘da şöyle yer almıştı: Modern Türk şiirinin serüveninde okuru sokak sokak gezdiren şair; Nâzım Hikmet, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Orhan Veli, Attilâ İlhan, Cemal Süreya, Cahit Külebi, Turgut Uyar, Edip Cansever, Ece Ayhan, Ülkü Tamer, Ataol Behramoğlu, Can Yücel, Ahmed Arif ve daha nice şairden Ahmet Telli, Seyyit Nezir ve Mahzunî‘ye akarak metropolün tüm seslerini hüznün umuda ilmeklendiği gökkuşağıyla yansıtıyor. Bu engin şiir birikimini kendi şiirine de Türkçenin revnaklı edasıyla, yediveren güllerle işlemenin üstesinden gelen Karahasan, İmge Şehrinin Sokaklarından görkemli Modern Türk şiiri meydanına açılan yürüyüşle sesini tüm şiirseverleri buluşturmaya adıyor.

SÖZCÜKLERİN ÖRDÜĞÜ DÜŞÜN ÇIPLAKLIĞI

Cemal Süreya‘yı Kızkulesi‘nde anma etkinliği sona ererken Nisa Leyla da Mu adlı son şiir kitabından bölümler sundu. Etkinliğe katılanların en yaşlısı Ümran Hanım, “Üvercinka’yı her ay iki tane alıp iki ayrı öğretmen evinin okuma salonuna bıraktığını” söyledi, derneğe ve dergiye verdikleri yorulmaz katkıları için Aydan Ay ve Seyyit Nezir‘e kendi ördüğü nazarlıkları armağan etti.

Şiddetli Temmuz sıcağında saat 10:30‘da başlayan etkinlik, Aydan Ay‘ın bir daha vurgulamasıyla saat 12:15‘te sona erdi. Ay; “Neden Kızkulesi?” diye soranlara, ülkenin her karışını emperyalizme ve onun yerli yabancı acentelerine peşkeş çekenlere karşı şairin tutumunun güncelliğini yansıtan dizeleri yanıt olsun! dedi:

Kızkulesi’nin düş getiren pay senetleri

Kısa günde kapış kapış gitti

ŞİİR ÇIPLAK MI?

Veysel Çolak, Face’teki sayfasında yayımladığı günlüklerde 03.08.22 günü şöyle diyor: “Şairin duyguları çıplak olmak zorundadır.” Üzerlerine kapitalizmin sıçrattığı pazara yönelik lekeler her dokunduğu duyguya salgın misali bulaşmazdan önce, yani yüzyıllardır şairler öyle duyup yazıyordu zaten.

Gerçek şu ki postmodern süreçte insan, her şeyi olduğu gibi, şiiri ve sanatı da tüketti. Son 30 yıldır şiirde katakulliye bulaşmamış duygu, şiirin bulaşmadığı katakulli kalmadı. İncir yaprağına da gerek duyulmuyor artık. Şimdilerde, tam tersine, asıl niyet ve duygular çıplaklık örtüsüyle gizleniyor. Görsellik de pazara sunulan duyguların çıplaklığı içinde gizli ürün tanıtımına yarıyor yalnızca.

Maskesizdir şair” diyor Veysel Çolak. Kişiliğini sevmediği Ece Ayhan‘ı maskeli şair olarak tanımlıyor. Çolak, yoğun küresel Kovit19 salgını sürecinde fotoğraflarından bile maskeyi hiç indirmediğini unutmuş görünüyor -ya da maskenin koruyucu özelliğine hiç inanmamıştı.

Şuraya gelmek istiyorum: Görsellikte düzmece bir çıplaklık vardır. Saklı olan, görselin içindedir zaten. Yazılı ve sözlü anlatımdaysa, gizli ürün tanıtımını ele vermeye tek sözcük yeter.

Veysel Çolak anımsatıyor, ben de yineliyorum, Can Yücel‘in dediği gibi:

“Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi”… Sözcükler ne kadar bozulursa bozulsun, gerçeği hangi imgeyle saklarsa saklasın, maskelemeye elvermez.

Seyyit Nezir

Etiketler

Bir Yanıt Yazın