Baharın-Renkleri

SANATÇILAR BAHARIN RENKLERİYLE SESLENDİ:‘UMUDA AÇILAN KAPI OLSUN’

Sergi

Erkan Yücel Kültür Merkezi (EKM)’nde “Baharın Renkleri” karma sergisi 27 Mart Cumartesi günü 13:00‘te açıldı.  Açılışta Deniz Bengi (gitar), Alp Dora Özgenç ve Selin Ercan’ın (piyano) yer alacağı dinleti de yer aldı.

EKM’nin ‘Bahara Doğru’ sergilerinin ardından düzenlediği ‘Baharın Renkleri’ başlıklı resim-heykel-fotoğraf sergisi, salgından çıkışı ve umudu yansıtıyor.

Sergide yapıtları bulunan sanatçılardan Nazan Akpınar, Zekiye Yılmaz, Kasım Adıgüzel ve Adviye Bal  sorularımızı yanıtladı:

İNSANCA BİR DÜNYA DÜZENİNE DOĞRU

Serginin adının ‘’Bahara Doğru’’ olduğunu duyduğunuzda ne hissettiniz?

Adviye Bal: Bahar uzun gecelerin bittiği, doğanın doğurganlığının en üst seviyeye çıktığı mevsimdir. Korona günlerinin uzun kapanışlarından sonra insanlığın bambaşka bir Dünya düzenine uyanışının özdeşleştiğini duyumsattı bu isim bana. İnsanlık çok hızlı bir şekilde aşıyı buldu ve uygulamaya koydu. Bu dünyamızın diğer problemlerinin çözümünün bir başlangıcı olabilir… İşte o zaman bahar gelir.,

‘8 MART’TA DİYARBAKIR ANNELERİYLEYDİM’

“EKM’deki ‘Bahara Doğru’ sergilerine davet edildiğimde memnuniyetle kabul ettim. Ancak Diyarbakır annelerini ziyaret günüm ve Çağdaş Sanat Fuarının tarihlerine denk geldiği için açılışlarında bulunamadım. 8 Mart dünya kadınlar gününde Diyarbakır Anneleri ile birlikteydim.”

ANKARA SANAT FUARI’NDAYIM

Salgın günleri nasıl geçiyor?

“Son zamanlarda heykel çalışmalarıma yoğunlaştım. Bu nedenle hem heykel hem de resimlerinle katılıyorum. Ankara’daki en önemli sanat etkinliğinde yer almak çok onur verici. Kendimi ifade etmek resimlerim kadar ikinci branşım olan heykel çalışmaları da beni içine çekti. Zaman zaman bronz heykel yapıyor ve sergiliyordum. Ancak son iki yıldır taşı yontarak hacimli işler ürettim. Bunlardan örnekler yer alacak Ankara Sanat Fuarı’nda.”

“Fikirlerimi elle tutulur, gözle görünür hale getirebilmek için panikle ve zaman kavramını unutarak çalışıyorum. Gece teorik altyapısını, gündüz eserin vücut buluşunu yerli yerinde oturtmak için 24 saat mesai yapıyorum. Son zamanlarda olgu ve olaylardan çok kavramlar üzerinde düşünüyorum. Çünkü insanı ve insanlığı etkileyen bütün her şeyin kavramların nasıl algılandığı ile ilgili olduğunu sosyal ve fiziki çevrenin bu algıda nasıl bir rol oynadığını görüyorum. İnsanlığın kurtuluşunun bu algıların şekillendiği kavramların aynılaşması değil ama ortaklaşması, bambaşka coğrafyalarda yaşayan insanların ‘haklı’ olmak yerine çözümde yer almak isteğini arttıracaktır diye düşünüyorum.”

DÜNYAYA GÜZEL BAKABİLMEMİZİ SAĞLIYOR

Küresel salgın günlerinde sanat bize çare olabilir mi?

Nazan Akpınar: Sanatla uğraşan bir kişi olarak bu soruya olumlu bir cevap vermek isterim. Salgının sürüklediği ekonomik baskılar altında ezilen, sağlığından endişe duyan bizlere geniş anlamda sanatın, bir başka deyişle insanlara güzellikle, merhametle yaklaşmanın bir panzehir olacağına inanıyorum. Sanat bizlere, dünyaya güzel tarafından bakabilmemizi sağlar. Ruhumuzu aydınlatır, davranışlarımızı yüceltir. Biz sanatçılar ister resim-heykel yapalım veya müzikle, edebiyatla ilgili olalım, kendimizi bütün sorunlarımızdan arındırdığımızda çevremizdeki kişilere de bu güzellikleri tanıtabilirsek, belki onları da bir parça olsun bu olumsuz ortamdan kurtarabiliriz.

YEŞİLİN YOKEDİLMESİNİ PROTESTO EDİYORUM

Salgın günleri nasıl geçiyor?

“Ben kişisel olarak içinde bulunduğumuz bu mutsuz durumdan resim yaparak, kitap okuyarak ve anılarımı yazarak kurtulmaya çalışmaktayım. Ben bir yerde de resimlerimle bir protesto yürütmekteyim. Elbirliğiyle yok ettiğimiz yeşile, katlettiğimiz ağaçlarımıza, kirlettiğimiz sularımıza dikkatleri çekmek için sürekli olarak tablolarımda bu konuları işlemekteyim. Ayrıca ben ve arkadaşlarım uzun sürelerdir bir sanat derneği yürütmekteyiz. Sözünü ettiğim kurum bu yıl 112. yılına girmiş olan Güzel Sanatlar Birliği’dir (eski adıyla Osmanlı Ressamlar Cemiyeti). 1909 yılında II. Meşrutiyetle birlikte Sanayi-i Nefise Mektebi Alisi’nin (Akademi) ilk mezunları tarafından kurulmuş olup günümüze kadar yaşayabilen nadir kurumlarımızdandır. Derneğimizi her zaman ileriye götürme çabası içinde, yeniliklere açık olarak, yeterlilik kazanmış her sanat tarzını bünyemize katarak yolumuza devam etmekteyiz. Gerek kıymetli kurucu hocalarımız, gerekse hayatını resim sanatına adamış olan babam merhum Ayetullah Sumer’den almış olduğum duyum ile her daim kültürel değerlerimizi yücelterek koruma savından hareketle çalışmaktayım. 7 Nisan’da yeni programlarla bir kongre düzenleyerek, yarınlara umutla bakmak istiyoruz.”

ÇAMURDAN ÇAYDANLIKTANHARBİYE ASKERİ MÜZESİNE

Zekiye Yılmaz, sizi tanıyalım?

Zekiye Yılmaz: Sanat eğitimini çok geç aldım. Altı yaşımda çamurdan yaptığım çaydanlık büyük ilgi görmüştü. Satın aldıklarında çok mutlu olmuştum. Beyaz duvarlara yaptığım resimler yüzünden çok ceza aldım ama devam ettim çizmeye, boyamaya. Bugün Harbiye Askeri Müzesi’nde eserlerim var. Duygu ve düşüncelerimi sözle ifade edemem. Çizgi ve boya ile anlatabilirim. Fırçamla ifade edebilirim.

SİVAS KONGRESİ’NİN TARİHİMİZDEKİ YERİNİ VURGULUYORUM

“Sivaslıyım. Sivas Kongresi’nin tarihimizdeki yerini biliyorum. Kağnılar ve kadınlar var resimlerinde; dikenli yollar var, gelincikler var. Kadınlarımız… Çanakkale yüzyıl önce neyse bugün gelen şehitlerimiz de o. Yeniden vatan savunmasındayız. Aynı şeyler tekrarlanıyor. Eğitim ve vatan sevgisi sanatla tamamlanmalı. Ben resimlerimle konuşuyorum. Salgın günlerinde başka yapabileceğim bir şey yok. Bu sergi önemli, ben de Baharın Renklerini umutla destekliyorum.”

SANAT ÇÖZÜMSÜZLÜK ZAMANLARINDAYENİ UFUKLAR SUNAR

Kasım Adıgüzel kimdir?

Kasım Adıgüzel: 1966 da Ağrı’da doğdum resim sanatına ilgim çocukluk döneminde başladı maddi imkansızlıklara rağmen çalışmalarımı sürdürdüm, zamanla tarih ve mitolojiye yönelerek yeni bir tarz oluşturdum. Çeşitli sanat derneklerinde yöneticilik yaptım birçok sergilerde yer aldım ve sosyal sorumlukluk projeleri alanında etkinlikler düzenledim. Savunma Sanayi Müsteşarlığı’na bağlı uzun yıllar çalıştım Kocaeli de ikamet ediyorum.

EKMEĞİN AZ,SANATIN ÇOK OLDUĞU ÇAĞ

“Belucistan’da bulunan bir kil tablette şöyle yazıyordu ‘Öyle güzel bir çağdayız ki ekmeğin az sanatın çok olduğu bir çağ.’ Benim çalışmalarımın özetiydi. Resim ve heykel sanatı alanında gerek insanlığın gelişimi, gerekse sanatın başlangıcından gelişim aşamasında insanlığın en çok emek sarf ettiği dönemleri, yani tarih ve mitolojide önemli şahsiyetleri, olayları işliyorum. Günümüzde görülen çeşitli salgınlar hastalıklar ve olaylar geçmişte de baş göstermiştir. Unutulmamalıdır ki geçmişte insanlığın çözümsüzlükle karşılaştığı dönemlerde her zaman sanat ve sanatçı devreye girmiş ve yeni ufuklar yeni çözümler bulmuştur.”

Kadıköy’de saat 13:00 – 19:00 arasında açılışı yapılacak olan sergi, 27 Mart – 12 Nisan günlerinde ziyaret edilebilecek.

Etiketler

Bir Yanıt Yazın