Balasagunlu-Yusuf

Şair Padişahlarla Sanatın İçine Tükürenler

Mecit Ünal

Balasagunlu Yusuf, “Kutsal Bilgi” anlamına gelen “Kutadgu Bilig”i yazdığı sırada (1609-1070), Balasagun’da Karahanlı Sarayı’nda Süleyman Arslan Karahan’ın has hacibi idi. Karahan’ın desteğiyle yazdığı “Kutadgu Bilig”, Türklerin İslamlaşmasından sonraki ilk büyük edebiyat yapıtıdır. Kitap, Türk hükümdarlık ve devlet yönetimi geleneklerinin Arap ve Fars gelenekleriyle karşılaştırılabilecek yetkinlikte olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır. Belli başlı kişilerin hükümdar-Kün Togdı, vezir-Aytoldı, vezirin oğlu-Ögdülmiş ve vezirin kardeşi-Odgırmış olması, olayların ve münazaranın başlıca bu kişiler arasında geçmesi de bunu göstermektedir. Benzer bir desteği de Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan, Kaşgarlı Mahmud’a vermişti. Alparslan’dan çalışmalarını Bağdat’ta sürdürmesi teklifini alan Kaşgarlı Mahmud, Araplara Türkçe öğretmek ve Türkçe’nin Arapça’dan aşağı kalmayan bir dil olduğunu göstermeyi de amaçladığı, Türkçe’nin ilk ansiklopedik sözlüğü “Divânü Lugât’it Türk”ü Bağdat’ta yazacaktır.

Türk devlet adamlarının geleneksel olarak sanat kültür ve edebiyata verdikleri bu desteği geriye doğru Uygur ve Köktürklere, ileriye doğru Çağatay, Selçuk ve Osmanlı devlet geleneklerine genişletebiliriz.

Divan sahibi hükümdar 14-15. Yüzyıl’da yazılmış en büyük ve en hacimli divanın sahibi, kadılıktan gelen Kadı Burhaneddin Eratna Beyliği hükümdarıydı. 14. Yüzyıl şairlerinden Sultan Ahmet b. Veys, Celayirlilere mensup bir hükümdardı. Karakoyunlu hükümdarı Cihanşah b. Karayusuf, Hakîkî mahlasıyla şiirler yazan bir şairdi. Akkoyunlu hükümdarı Sultan Yakub da Türkçe ve Farsça şiirler yazmıştı. Çağatayca’nın bir edebiyat dili haline gelmesinde büyük emeği bulunan, hatta bu dilin kurucusu sayılan şair Ali Şir Nevai’nin en yakın destekçisi Horasan hanlarından Timur’un torunu Hüseyin Baykara idi. Baykara’nın kendisi de divan sahibi oldukça iyi bir şairdi. Alaeddin Keykubat başta olmak üzere Anadolu Selçuklu sultanları ile beylikler dönemi hakimlerinin şairleri koruyup destekledikleri de bilinmektedir.

ŞAİR PADİŞAHLAR

Ankara Savaşı’ndan sonra Osmanlı Anadolu Birliği’ni yeniden kuran Çelebi Mehmed, “Harname” adlı hiciv eseriyle ünlü şair Şeyhi’yi, Abdülvasi Çelebi’yi, şair Ahmedî ile Ahmedi Daî’i koruyup desteklemişti. Çelebi Mehmed’in oğlu II. Murad ise şair olan ilk Osmanlı padişahıdır. “Muradî”, II. Murad’ın şiirlerindeki takma adıydı. Şeyhî dışında Cemâlî, Şemsî, Nakkaş Sâfî, Gelibolulu Za’ifî, İvaz Paşazâde Atâî, Hüsâmî, Hassân, Bursalı Ulvî ile Aşkî II. Murad döneminin ileri gelen şairleridir.

Osmanlı padişahlarından birçoğunun şiir yazdığı bilinmektedir. Bunların önemli bir kısmı hassaten şairdir. II. Murad onlardan biriydi. Bir başkası, kuşkusuz en önemlilerinden biri II. Mehmed’dir. Avnî mahlasını kullanan Fatih Sultan II. Mehmed, Osmanlı padişahları içinde divan sahibi olan ilk hükümdardı. Ahmed Paşa, Adnî mahlasını kullanan Mahmud Paşa, Nişanî mahlaslı Karamanlı Mehmed Paşa, Cemalî, Aşkî, Melîhî, Karamanlı Nizâmî, Sarıca Kemal, Zeynep Hanım ile esnaf şair Hûfî Fatih döneminin önde gelen şairleridir.

CEM ŞAİRLERİ

Yine yaklaşık aynı dönemde şehzadelerin çevresinde oluşan bir edebiyat camiası da vardır. “Cem Şairleri” kendisi de şair olan Şehzade Cem’in çevresinde bulunan şairlere verilen addı. Bu şairler; Türâbî, Sirozlu Sa’dî, Haydar, Kandî, La’lî, Sehayî, Şâhîdî ile Şerifî-i Âmidî idi.

Daha “Cem Şairleri”inin vefası ile Adnî mahlasıyla şiirler yazan II. Bayezid’in çevresindeki şairlere gelemedik bile…

Siz bir de şu, sanatın içine tükürenlere bakın!

Mecit Ünal / 31 Mayıs 2011

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir