Oyuncu Ve Yönetmen Erdinç Doğan: “Tiyatro İçinde Olmaktan Mutluluk Duyduğum Sanat Paylaşımı”

Tuğçe Yerdelen

isimlik-tugceyerdelen

 

Sait Faik Abasıyanık’ın hayatını anlatan “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye” oyununda Sait Faik’i canlandıran Erdinç Doğan ile tiyatro üzerine konuştuk. Tiyatro yolculuğu 16 yaşındayken başlayan   oyuncu ve yönetmen Erdinç Doğan, “Diksiyon ve oyunculuk dersleri veren Ergin Orbey, Rüştü Asyalı, Ecder Akışık, Sungun Babacan, Ender Salihoğlu, Bengi Baytur, Köksal Engür gibi değerli hocalarımız beni yeteneğim doğrultusunda tiyatro bölümüne yönlendirdi. Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Tiyatro Oyunculuk Bölümünde okurken, televizyon, Erdinç-Doğan 02 radyo ve tiyatro çalışmalarını sürdürdüm. Tiyatro benim için dünyayı ve kendimi en iyi ifade edebildiğim bir yaşam tarzı. İçinde olmaktan büyük mutluluk duyduğum mutlu bir sanat paylaşımı” dedi.

Tuğçe Yerdelen: Erdinç Doğan kimdir? Kısaca anlatır mısınız?

Erdinç Doğan: Merhaba Tuğçe Hanım.  okurlarımızı sevgiyle selamlıyorum.1967’de Ankara’da doğdum.  1992’de A.Ü. D.T.C.F. Tiyatro/Oyunculuk Bölümünden mezun oldum. 1992’den 1997’ye kadar, TRT, Show, Atv, Kanal 6 gibi kanallarda sunuculuk ve oyunculuk yaptım. TRT’ de yayınlanan “Susam Sokağı” programında (CTW SESAME STREET) Amerikalı ve Çek kuklacılardan aldığım kukla dersleri sonucunda Kırpık karakterini oynatıp seslendirdim. Peşi sıra birçok TRT programının kuklalarını tasarlayıp, ürettim, kuklacılarını eğittim. (Kanal D Çocuk Kulübü, Benimle Oynar Mısın v.b.) Atv’de yayınlanan “Oyun Sepeti” kuklalı çocuk dramasının yazarlığını ve yapımcılığını yaptım.

“Süpermarket”, “Evlilik Dedikleri”, “Genç Adımlar”, “Atölye TV” gibi programlarda sunuculuk yaptım.1997’de Sivas Devlet Tiyatrosu’nda çalışmaya başladım. Devlet Tiyatrolarında ve özel tiyatrolarda oyunlar yönettim. Bulgaristan’da 2004’te Kadriye Latifova adlı Türk Tiyatrosunun kuruluşunda, tiyatronun açılış oyunu olan Türk-Bulgar ortak yapımı “Tiyatro Aşkım Benim Carmen” müzikalinde oynadım. Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Tiyatro Bölümünde Diksiyon, Oyunculuk dersleri veriyorum. Halen Ankara Devlet Tiyatrosu’nda oyunculuk ve yönetmenlik yapıyorum.

Tuğçe Yerdelen: Tiyatro ile yolculuğunuz nasıl başladı? Tiyatro sizin için ne ifade ediyor?

Erdinç Doğan: Tiyatro ile yolculuğum, 16 yaşındayken TRT Ankara Çocuk Radyosunun açtığı sınavı kazanmamla başladı diyebilirim. Orada bize diksiyon ve oyunculuk dersleri veren Ergin Orbey, Rüştü Asyalı, Ecder Akışık, Sungun Babacan, Ender Salihoğlu, Bengi Baytur, Köksal Engür gibi değerli hocalarımız beni yeteneğim doğrultusunda tiyatro bölümüne yönlendirdi. Ankara Üniversitesi Erdinç-Doğan 03 D.T.C.F. Tiyatro Oyunculuk Bölümünde okurken, televizyon, radyo ve tiyatro çalışmalarını sürdürdüm. Tiyatro benim için dünyayı ve kendimi en iyi ifade edebildiğim bir yaşam tarzı. İçinde olmaktan büyük mutluluk duyduğum mutlu bir sanat paylaşımı.

Tuğçe Yerdelen: Genç meslektaşlarınıza ve tiyatroya ilgi duyanlara verebileceğiniz tavsiyeler nelerdir?

Erdinç Doğan: Mesleklerine samimiyetle bağlı kalsınlar. Heyecanlarını, umutlarını hep canlı tutsunlar. Seyirciye en doğru sözü, en güzel estetikle aktarmanın

Yenilikçi yollarını arasınlar. İster okulunu okusunlar ister çekirdekten alaylı yetişsinler tiyatroya, seyirciye saygı ve sevgi göstersinler. Oynadıkları her rolü benimseyerek, severek oynasınlar. Severek oynanan her oyun, mutlaka seyircinin yüreğine dokunur.

Tuğçe Yerdelen: TRT’de yayınlanan “Susam Sokağı” programında “Kırpık” karakterini canlandırdınız, “Kırpık” hem size hem de dönemin izleyicilerine neler kattı?

Erdinç Doğan: “Susam Sokağı” programında kukla yapımını ve oynatmasını öğrendim. Ayrıca çocuk programlarında nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında fikirlerim gelişti. Birçok çocuk sayı saymayı, okuma yazmayı, kişisel bakımı, beslenmenin önemini, arkadaş ve aileyle nasıl sosyal ilişkiler kurulması gerektiğini “Susam Sokağı” programında eğlenerek öğrenmiştir.

Tuğçe Yerdelen: Kukla tasarımı ve kuklacılık ülkemizde hangi aşamada ve daha yaygın olması için neler yapılmalı?

Erdinç Doğan: Kukla tasarımı ve kuklacılık ülkemizde aslında çok eskiden beri önemli bir yer tutuyor. Osmanlıda kukla ve Karagöz Hacivat oldukça iyi durum-daydı. Sonra bir dönem önemini yitirdiyse de günümüzde birçok çocuk oyununda ve televizyon programlarında görünmeye başlamış ve gelişmiştir. Aslında tiyatro okullarında kukla bölümleri açılsa daha sistemli bir gelişim olabilir. Belediyelerin, okulların kukla tasarım, üretim oynatım atölyeleri açıp, kukla oyunları şenlikleri düzenlemeleri yaygınlaşmayı arttırabilir.

Tuğçe Yerdelen: Yönettiğiniz oyunlar, rol aldığınız oyunlar ve kazandığınız ödüller hakkında bilgi verir misiniz?

Erdinç Doğan: “Sevgili Beynimin İçindeki”, “Bankta İki Kişi”, “Yeraltından Notlar”, “Kuvayı Milliye Destanı”, “İki Kova Su”, “Burnunu Kaybeden Palyaço”, “Karpuzun İçindeki Masal” oyunlarını Erdinç-Doğan 04yönettim. Oynadığım oyunlardan bazıları, “Siyahlı Kadın”, “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye”, “Venedik Taciri”, “Kayıplar”, “Keşanlı Ali Destanı”, “Carmen”, “Montserrat”, “Bina”, “Müfettiş”, “Sığıntılar”, “Romeo ve Julıet” Televizyonda “Sonradan Görmeler”, “Bizim Evin Halleri” dizilerinde oyunculuk, “Süpermarket”, “Evlilik Dedikleri” programlarında sunuculuk ve birçok yapımda seslendirme yaptım.    “Kayıplar” oyunundaki performansımızla oyundaki bütün oyunculara “Lions En İyi Ansambl Oyunculuğu” ödülü.

“Yeraltından Notlar” oyununda yaptığım reji ile Rusya 20. Uluslararası Dostoyevski Festivalinde Seyirci Beğeni Ödülü Sanat Kurumu En İyi Yönetmen Ödülü’ne layık görüldüm.

Tuğçe Yerdelen: “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye” ile Sait Faik Abasıyanık’ı sahneye taşıdınız, edebiyatımızın köşe taşlarından birisi olan Sait Faik’i canlandırmak size neler hissettirdi?

Erdinç Doğan: Sait Faik Abasıyanık’ı oynamak bana büyük bir onur verdi. Bu rolü araştırırken, yazılarındaki duygularını düşüncelerini anlayıp içselleştirmeye çalışırken zor ama çok keyifli bir süreç yaşadım. Bu konuda değerli yönetmenim Murat Çidamlı, Koreografımız Binnaz Dorkip çok yardımcı oldular. Aynı zaman sevdiğim bir dostum olan Murat Çidamlı, daha önce çok başarılı rejilere imza atmış, kendini ispat etmiş bir yönetmendir. Eğer Murat, çok derin araştırmalar ve okumalar yaparak bütün ekiple bilgisini paylaşmasaydı ve üst düzey estetik yaratıcılığını katmasaydı bu oyun bu kadar iyi çıkmazdı. Sait Faik’i hem onu daha önce tanıyan hem de daha yeni tanıyan gençlere hatırlatıp okunmasını sağlamak büyük mutluluk.

Erdinç-Doğan 05 Ayrıca bu oyun her oynanışında Darüşşafaka’ya katkıda bulunmuş oluyoruz. Çünkü Sait Faik ölmeden önce eğitimde eşitlik sağlayabilmek amacıyla eserlerinin telif haklarını ve bütün mal varlığını kimsesiz çocukların eğitimi için kurulan Darüşşafaka’ya bağışlamıştır.

Tuğçe Yerdelen: 11 Mayıs 1954 yılında hayata gözlerini yuman Sait Faik’i tek kişilik oyun ile sahneye taşımanın artıları ve eksikleri nelerdir?

Erdinç Doğan: Sait Faik’i sahneye taşımanın edebiyat ve tiyatronun buluşması açısından birçok artısı vardır. Tek kişilik oyun olarak oyuncuya birçok karakteri oynama olanağı tanıdığı için zor ama keyifli bir eserdir. Edebiyat eserleri sahneye veya sinemaya uyarlanırken eserlerin tamamı yansıtılamamaktır. Seyircinin okurken ki hayal gücü kaybolmakta, yönetmenin kendisine sunduğu hazır görüntülerle hayal gücü sınırlanmaktadır. Bu yüzden birçok örnekte seyirci kitabını okurken daha büyük keyif aldığını söylemektedir.

Tuğçe Yerdelen: Erdinç Bey, paylaştığımız bilgiler ve kıymetli açıklamalarınız için teşekkür ediyoruz.                    

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir