Potemkin-Zırhlısı

Odessa merdivenleri

Arşivden

Ukrayna gündemde olan bir ülke değil. Ama 1900’lerin başında Odessa Limanı’nı kente bağlayan çok basamaklı merdivenleri üzerinde Çarlık dönemi askerlerinin halk üzerine açtığı yaylım ateşinde ölenlerin anısına ünlü Rus yönetmen Eisenstein’ın çektiği “Potemkin Zırhlısı” filmi, bu merdivenleri ölümsüz kılmaya yetmiş.

Uluslararası bir sanat çalıştayı ve sempozyumu nedeniyle gittiğimiz Odessa’da ilk uğrak yerlerimden biri oldu Odessa merdivenleri. Düzlük bir alanda Rus çariçesi Katerina’nın 250 yıl önce kurduğu 1milyon nüfuslu bu kent, Ukrayna’nın Kiev’den sonraki en büyük kentlerinden biri. Izgara sistemine göre tasarımlandığı için ulaşım ve iletişim kolay. İki yanı ağaçlıklı geniş caddeleri, eski yapıları, parkları ve görkemli opera binasıyla dikkat çekiyor.

1922’de Sovyetler’e katılmış, 1986’da Çernobil felaketini yaşamış, 1991’de de bağımsızlığına kavuşmuş. Turuncu devrimle seçimlerini yenilemiş ve bugünkü yönetim iş başına gelmiş. Lehistan olayları yüzünden Osmanlı yönetimi bir süre bu yörede egemen olduğu için bizim tarihimizle de bağı olmuş Ukrayna’nın.

Sözü çalıştaya ve sempozyuma getirmek istiyorum. Karadeniz’in kıyılarını paylaştığımız ve tarihin akışı içinde ilişkiler kurduğumuz halde Ukrayna’yı yeterince tanıdığımız söylenemez. Tanışmanın en güvenceli ve uzun süreli iz bırakan etkinliği kuşkusuz sanat ve kültür alanında olanıdır. Bu alanın gönüllü elemanlarından Bünyamin Özgültekin, Kemerburgaz Üniversitesi’nin de desteğini alarak daha önce Ukrayna ile kurduğu ilişkileri somut bir bağla pekiştirmek için kişisel girişimlerini yoğunlaştırmış, Odessa Sanatçılar Birliği’nin katılımıyla bu güzel etkinliği başlatmış. Ülkemizden 100’ün üzerinde sanatçı ve akademisyen üyenin ve Odessalı sanatçıların yaptıkları resimlerden oluşan 2 ayrı sergiyle noktalanan bu etkinlik süresince “sanatsal etkileşim” konulu bildiriler sunuldu sempozyumda.

Sempozyumun düzenlendiği Doğu ve Batı Sanatları Müzesi, zengin koleksiyonuyla Odessa’nın en büyük müzesi. Şimdi restorasyon çalışması süren bu müzeden, bir süre önce Caravaggio’ya ait bir tablo çalınmış. 1889’da Grigori Marazli’nin bağışladığı bir binada faaliyet gösteren Sanat Müzesi’nde ise ağırlıklı olarak Rus ressamlar yer alıyor. Daha önce büyük boyutlu tablolarını Bakü Müzesi’nde gördüğümüz Aivazovski’nin burada da yapıtları var. İlya Repin’le birlikte gerçekleştirdiği Puşkin portresi, onun bilinen deniz resimleri dışında bir çalışması. Zaten Puşkin adı, kentteki heykelleriyle yaygın bir üne sahip. Müzede ayrıca Kandinski’nin erken dönemine ait 4 küçük tablosunu da görmek mümkün.

Farklı kökenlerden gelen insanların uyum içinde yaşadığı fakir bir ülke Ukrayna. Kişi başına düşen milli gelir 3 bin dolar civarında. Odessa’nın sokaklarında korna sesi ve gürültü kirliliği yaşanmıyor.

Kadınları şık ve çok güzel. Rusça ve Ukrayna dili dışında başka bir dil konuşulmuyor. Yüksek ve iri gövdeli ağaçların süslediği parkları, genellikle 2 ya da 3 katlı eski yapıların yarattığı tekdüzeliği bir ölçüde kırıyor.

Odessalı çağdaş sanatçılara gelince, çalıştay dolayısıyla açtıkları sergide dişe dokunur bir şeye pek rastlamıyorsunuz. Bizim genç sanatçıların yer aldığı sergideki işlerin onlara bir hayli bastırdığını söylemek isterim.

Prof. Dr. Kaya Özsezgin – 6 Haziran 2011

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir