nato-rusya

Neden “Nato’ya Hayır”?

Abdullah Gürgün
KARA GÜNLER

Kara günlerimiz saymakla bitmez.

Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk 10 Kasım 1938 tarihinde yüreklerimize gömüldü. En kara günümüzdü. Bizi, Türkiye’mizi aydınlığa çıkaran o eşsiz önder artık yoktu.

 Ölümünden sonra kara günler devam etti.

Atatürk, bağımsızlığımıza özen gösterilmesini isterdi. “Bağımsızlık benim karakterimdir” derdi. “Türkiye tarafsız kalmalıdır, bir ittifak içine girmemelidir” diyordu. Ruslarla dost ilişkilerin sürdürülmesini, Batıyla bağlaşma anlaşmaları yapılmamasını istiyordu. Oysa ölümünden hemen altı ay sonra tüm Kürt ayaklanmalarının örgütçüsü İngiltere ile 12 Mayıs 1939‘da bir deklarasyon imzalandı. Musul’u kaybetmemizin sebebi de İngiltere’nin Kürt kışkırtmalarıydı.

 23 Haziran 1939‘da Fransa ile de imzalar atıldı. Bu Fransa ki, bizi haritadan silmeye çalışanlardan biriydi.

 19 Ekim 1939‘da bu deklarasyonlar Üçlü İttifak Anlaşmasına dönüştürüldü. Bu ülkeler Almanya ile savaşıyordu. Anlaşma tarafsızlığımıza aykırıydı.

 Atatürk‘ün bağımsızlık, tarafsızlık siyasetlerine karşı harekat başlamıştı. Silahla yenilen Emperyalizm, işbirlikçileri aracılığıyla ülkeyi denetim altına alıyordu.

 İkili anlaşmalar, Dünya Bankası, IMF, Truman Doktrini, Marshall Planı ve NATOKore‘ye asker göndermeler, Topraklarımıza yabancı üsler, Süper NATO ile askeri darbeler vs vs vs…

 Kendine yeten Türkiye‘den, nasıl geçineceğini düşünen bir Türkiye’ye geliş.

 Bugün de başımızda dünkü gerici isyanlar var. Etnik, dinsel, mezhepsel, siyasal çatışmalar Türkiye’nin ulusal birliğini tehdit ediyor. Ardında gene Emperyalizm var.

 Yıllardır bitirilemeyen PKK’ya para, silah veren ülkeler NATO ülkeleri. Bugün PKK’nın olmadığı, kamp kurmadığı, haraç toplamadığı, yasal olanaklardan yararlanmadığı NATO ülkesi yok.

İSVEÇ VE FİNLANDİYA

Son günlerde İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği gündemde.

 Esip gürleyerek Madrid‘e gittik. Yağamadık. ABD parmağını salladı bu ülkelere yeşil ışığı yaktık.

 Avrupa’ya ilk giden mülteciler, 12 Mart ve 12 Eylül Amerikancı Faşist darbesinden kaçan yurtsever, devrimci, aydın insanlar. İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine onay verilmesi karşılığında geri istenenler arasında bunlardan da var. O zamandan bu yana Türkiye için baskıcı, gerici bir ülke tanımı yerleşti. Her gelen iktidar da bu imajı güçlendiren işler yaptı.

 Tüm NATO ülkelerinde olduğu gibi İsveç ve Finlandiya’da da artık PKK, yasal olanaklardan yararlanan örgütlerini, derneklerini, kurmuş, o ülkede yaşayan insanlardan üyeler bulmuş durumda. Türkiye’den giden üyeleri de o ülkelerin yurttaşı oluyorlar. Geri verilmezler.

 Burnumuzun dibindeki NATO ülkesi komşumuz Yunanistan’daki kamplarda silahlı eğitim gören PKK’lıları da alamazsınız.

Madrid‘te Türkiye’nin koşullu EVETinin imzalandığı gün İsveç ve Finlandiya için de kara bir gündür. Çünkü gerek dış siyaset alanında gerekse silah satışında yasalar çiğnenmektedir. İsveç ve Finlandiya halkları korkunç bir oldu bitti ile karşı karşıyadırlar.

NATO üyeliği için bu ülkelerin anayasaları, yasaları paramparça edilmektedir. Bunu zamanla bu ülke gençlerinin savaş meydanlarında parçalanan cesetleri izleyecektir. Tıpkı Kore’de ölen yüzlerce Türk genci gibi…

 AYMAZ İKİ İSKANDİNAV

NATO Genel Sekreteri Danimarkalı Jens Stoltenberg, NATO’nun soğuk savaştan bu yana en etkin kolektif caydırıcılığa sahip olabilmesine çalışacaklarını belirtti. Artık Rusya’ya paralel olarak Çin’i de NATO’nun baş düşmanı görüyor. Stoltenberg Rusya ve Çin’e karşı yeni bir stratejik rekabetten bahsediyor. NATO’nun daha da güçlendirilmesini savunuyor.

Varşova Paktı dağıldıktan sonra dağılması gereken NATO, şimdi Avrupa’nın en büyük ordusu olma yolunda. Avrupa’da hemen devreye sokulacak olan askeri gücün 40.000’den 300.000’e çıkarılacağı ve en modern silahlarla donatılacağı bildiriliyor.

Ayrıca Letland, Litvanya ve Estonya’daki asker sayılarının 3.000 – 5.000 kadar arttırılacağı da gelen haberler arasında. Bu artış NATO’ya büyük bir güç katmayabilir, buna karşın Baltık ülkelerini büyük bir tehlikeye atacağı ortada. Aynı şey Finlandiya ve İskandinav ülkeleri için de geçerli.

RusyaFinlandiya sınır bölgesinde Rus ve Fin halkları karışık yaşıyor. Finlandiya’da Rus, Rusya’da Fin azınlık var. Fin milliyetçileri zaman zaman Rusya’da kalan Karelia bölgesinin Finlandiya’ya verilmesini istiyor. Kaliningrad’ı ve St. Petersburg bölgesini saymazsanız Baltık artık NATO gölü durumunda ve Baltık Denizi’nde şimdiden balıktan çok NATO ve Rus denizaltıları yüzüyor. Kuzey Buz Denizi’nde sular ısındıkça karasuları paylaşımında sorunlar büyüyor. Kola Yarımadası’nda Rusların sıkıştırılmaya çalışılması yangına benzinle gitmek kadar tehlikeli. Durumu daha iyi anlamak için şu yazıyı da okumakta yarar var: https://www.aydinlik.com.tr/haber/abdnin-kola-plani-316499

Stoltenberg büyük bir sevinçle, “2022 yılında Avrupa ve Kanada 80. kez askeri giderlerini arttırdı” diyor. Barışçı İsveç’in 2014 -2025 arası silahlanma bütçesindeki artış yüzde seksen beş. Daha da artacak.

New York Times 25 Haziran’da ABD, İngiltere, Kanada, Fransa, Litvanya gibi NATO ülkelerinden birliklerin gizlice Ukrayna’da savaştığını yazdı. Buna rağmen Ukrayna’da günde 500 – 1000 askerin öldüğü bildiriliyor.

İsveç Savunma Bakanı Peter Hultqvist de büyük bir aymazlık içinde; tüm bu anlattıklarımızdan haberi yokmuş gibi dalga geçercesine İsveç’in bu savaşta yer alması gerektiğini söylüyor.

Bu koşullar altında en küçük kışkırtmalarla İskandinavya, Baltık ve Arktik’te çatışmalar çıkarılabilir. Ülkeler arasında ikili görüşmelerle kolayca çözülebilecek küçük sorunlar NATO’nun işe karışmasıyla dünya çapında büyük çatışmalara dönüştürülebilir.

NATO’YA HAYIR

Tüm bu anlattıklarımız, Rusya’yı kuşatma, sıkıştırma stratejisi, Emperyalizm tarafından, milyonlar değil milyarlarca insanın ölüm makinelerinin önüne atılması anlamına gelmektedir.

Tüm üye ülkeler kendi halklarının ve tüm insanlığın çıkarları için NATO’dan çıkmalıdırlar. İsveç ve Finlandiya da asla NATO’ya girmemelidir. Türkiye kendi çıkarları için yeni üyelere izin vermemelidir. Kendisi de NATO’dan çıkmalıdır. NATO üslerini derhal kapatmalıdır.

NATO’YA HAYIR! BARIŞA EVET!

Abdullah Gürgün

Etiketler

Bir Yanıt Yazın