Atatürk

Lozan Konferansı, Erzurum Kongresi ve Hatay’ın Anavatanımıza Katılması

Orhan Ayber

1) 24 Temmuz Lozan konferansının Türkiye’nin Tam Bağımsız bir ülke olarak tanınmasının yıldönümü
2) Erzurum Kongresi 23 Temmuz/7 Ağustos 1919
3) Hatay’ımızın anavatana katılmasının yıldönümü 23 Temmuz 1939
Şimdi sıra ile bu konuları Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ve O’nun Türk milletine emaneti olan Kemalizm’in ışığı ile değerlendirelim.

24 Temmuz Lozan Konferansı’nın Türkiye’nin Tam Bağımsız bir ülke olarak tanınmasının yıldönümü;

Eski yıllarda Cumhuriyet Halk Partisi içinde aktif görev yaptığım dönemlerde Lozan’ın yıldönümü toplantılarını genellikle ben düzenlerdim. Önce İzmir fuarının Lozan kapısının ilerisinde Atatürk ve İsmet Paşa’nın heykelinin önüne çelenk bırakır, daha sonra toplantı salonuna geçer orada, dışişlerinin çok değerli diplomatlarının konuşmalarını ilgi ile izler ve toplantı sonrasında İzmir’deki İsmet Paşa’nın anı evini ziyaret ederdik… Bir kez de bir 24 Temmuz günü İsviçre’nin Lozan şehrine gitmiştik (kalabalık bir grup olarak) ve orada İsmet Paşa’nın Ata’mıza yazdığı bir mektupta “Paşam emirlerin doğrultusunda adeta savaşıyorum şimdi odamda aynaya baktım sanki bir günde saçlarım ağarmış gibi geldi.” Bir arkadaşımla beraber o odayı ziyaret ettik, sanırım Türk kökenli bir çalışan bizi o odaya götürdü; küçük bir kafe olarak korunuyordu Paşa’ya ayrılan oda…

Atamızın çok ileri kültürünün ve bilgisinin Lozan’ın kazanılmasındaki bir başka boyutu:

Birinci Lozan Konferansı tıkanmış ve İsmet Paşa yurda dönmüştür. Özellikle İngilizler Lozan toplantılarında Rusların sürekli Türkiye’nin yanında yer almalarından çok kuşkuludurlar, bu yakınlığın Dünya dengeleri için çok tehlikeli olacağını düşünmektedirler. İşte İzmir’de yapılan Birinci ve Tek İktisat Kongresinde: Atatürk; amelelerin (işçiler) solda, tüccarların sağda oturmasını söyler. Katılımcılar buna bir anlam veremezlerse de İngilizler mesajı almıştır. Atatürk’ün kafasında sınıfsız bir toplum olan Rusya değil, Fransız ihtilalinin düzeni vardır (Fransa devriminde de aristokratlar sanayiciler seçkinler sağ tarafta işçiler ise sol tarafta oturmuşlardır). İngilizler bu mesajı alınca İsmet Paşa’yı derhal Lozan’a davet etmişler ve 24 Ocakta Kapitülasyonlar kaldırılmış ve TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE tüm dünyaca kabul edilmiştir.

Bu ülke Osmanlılar dönemindeki borçları da kabullenmiş ve borçları öderken de büyük bir kalkınma hızına ulaşmıştır (bu ayrı bir yazı konusudur…)

Erzurum kongresi ; 23 Temmuz / 7 Ağustos 1919

Bu kongre Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal’in Çanakkale Savaşı’nda tarih sahnesine çıkmasından sonra bu kez Anadolu’muzda tarih sahnesine çıkışıdır… Toplantı sonunda yapılan bildiriler belli ki Gazi tarafından yazılmış!!!

Bazı başlıklar;

a) Milli sınırlar içinde bulunan vatan parçaları bir bütündür.
b) Her türlü işgale ve yabancı güçlerin müdahalesine karşı millet topyekun kendini savunmalıdır.
c) İstanbul hükümetinin çaresizliğine karşı geçici bir hükümet kurulmalıdır.
d) Gazi kapanışta ise şu sözleri dünyaya duyurur:

Biz bu kongrede çok önemli kararlar aldık bütün dünyaya milletimizin varlık ve birliğini gösterdik. Bu kongremiz tarihe müstesna bir eser olarak geçecektir!!!

Şimdi siyasi partilerimizin bu kongre ile ilgili mesajlarını paylaşalım:

CHP’nin mesajı; Erzurum kongresi başta büyük önder Gazi Mustafa Kemal olmak üzere kurtuluş savaşımızın tüm kahramanlarını minnetle anıyor Erzurum kongresinin 103. yıl dönümünü kutluyorum.

Deva partisi Başkanı Babacan; manda ve himayenin reddedilerek bağımsızlık iradesinin oluştuğu bu kongrenin 103. yıl dönümünü kutluyorum.

Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan; “İstiklal mücadelesinde önemli bir rol oynayan Türk milletinin varlığını ve birliğini dünyaya gösteren Erzurum kongresinin 103. yıl dönümünde başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere bağımsızlık mücadelesinin tüm kahramanlarını saygı ve minnetle anıyorum” Cumhurbaşkanımızın bu mesajı bence şu bakımdan çok önemli hiçbir konuda uzlaşamayan iktidar ve muhalefet partilerinin Atatürk’ümüzde ve onun benim için en anlamlı eseri Kemalizm de birleşmelerini çok önemsiyorum. (Vatan partisinin bu konuda çok duyarlı olduğunu biliyorum ancak MHP ve İyi Parti’nin herhangi bir paylaşımlarına rastlamadım ancak bu konuda onlar da yorum yaptılar ise özür dilerim…)

3 Temmuz Hatay şehrimizin Anavatana katılmasının yıldönümü;

Ata’mızın üstün iradesi sınırsız cesareti ve diplomasi kültürünün sonucu kazanılmış bir zafer!!!

Yer Ankara’da ki Kerpiç restoranı;

Atatürk oradadır ayrıca restoranda Fransız büyükelçisi ve ekibi de oradadır bir Türk general oldukça nezaketli bir konuşma yapar ve Fransızlar alkışlar. Fakat kısa bir süre sonra Ata’mızın kız kardeşi Makbule Hanım tabancasını çıkarır ve havaya 3 el ateş eder, bağırarak ”Hatay Türk’tür ve Türkiye’nin olacaktır” der tabii ki silah sesini duyan polisler salona girerler ve bakarlar ki silahı atan Ata’mızın kız kardeşi Makbule’dir. Önce ne yapacaklarını şaşıran polislere Gazi görevinizi yapın der ve kardeşinin karakola götürülmesini onaylar herkes gibi Fransızlar da şaşkındır. Kısa bir süre sonra üzerinde resmi elbisesi ile Sabiha Gökçen aynı sözleri paylaşarak havaya 3 el ateş eder yine polisler gelir ve onu da nezarete götürmelerini onaylar. Aslında sadece 6 kurşun atılmıştır fakat Fransız büyükelçisi Türkiye’nin Hatay kararlılığının ne olduğunu anlamışlardır. Daha sonra Gazi Mustafa Kemal en yakınlarına şu açıklamayı yapar önümüzdeki günlerde cumhurbaşkanlığından istifa etmek çizmelerimi giymek ve bir çete reisi olarak Hatay için savaşmak isterim der… (O günler büyük bir savaşın yaklaştığı günlerdir özellikle Nazi Almanya’sının orduları Avrupa için çok büyük tehdit oluşturmaktadır. Atatürk gibi büyük bir komutanı karşılarına almaya cesaret edemezler.)

Ata’mızın emri ile Türk ordusu Hatay’a girer, ancak Ata’mız çok hastadır doktorlarının tüm uyarılarına rağmen ordunun resmi geçidine 2 askerin sırtına dayanarak tam 4 saat süren resmi geçidi izler ve kısa bir süre da sonra vefat edecektir.

Büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün diplomasi kültürü; dünya dengelerini hesap etmesi ve çok iyi analiz etmesinin büyük başarısıdır... Ölmeden önce Hatay bağımsız olmuş ancak kurulan hükümetin Türkiye’ye katılmasını görememiştir. Hatay 3 Temmuz 1939 günü ülkemize katılmıştır… Ancak Hatay belediye başkanının burayı işgal eden Suriyelilerin (burası bizim vatanımız dediklerinden) bugün söz etmek istemiyorum; çünkü biliyorum ki Hatay sonsuza kadar TÜRK milletinin olacak ve bizler o ilimize Atamızın büyük emaneti olarak sahip çıkacağız!!!

Orhan Ayber

Etiketler

Bir Yanıt Yazın