İslam Dünyası Uygarlık Yarışında Neden Geride Kaldı?

Ali Rıza Özkan

 

Neredeyse, artık geyik sohbetine dönüşen meşhur sorunsalımız var: Batı neden ilerde, biz neden gerideyiz? Bu geriliğin İslâm ile ilişkisi var mı, nedir?

Bu soruyu soran ve olumlu veya olumsuz cevaplayan hiç kimsede “İslâm uygarlığı” kavramı ile ifade edilen ile bugün yaşanılan “uygarlık” arasında bir kıyaslama yapıldığını görmedim. Ama, bol hamaset, ceddimizin başarıları üzerine ballı övgüler dinliyoruz.

Nereden bu konuya geldim, derseniz…

Birkaç gün önce, nadir Özbekistan uzmanlarımızdan Süleyman Merdanoğlu ağabeyle buluştuk. Söyleştik. Bu vesile ile bana, büyük emek ve özveri ile hazırladığı Özbekistan Turizm Rehberi kitabını da imzaladı. Kitabının 66. sayfasında, Timur’un torunu Uluğ Bey‘in 1417’de yaptırdığı medresenin kapısına şöyle yazdırdığı belirtilmiş:

Her Müslüman erkek ve kadın için ilim öğrenmek farzdır.”

Uluğ Bey
Uluğ Bey

Uluğ Bey Timur’un oğlu Şahruh’un büyük oğludur. Bugünkü İran‘da, Tebriz ile Tahran arasında, Zencan şehrine bağlı Sultaniye kentinde doğdu. Asıl adı Muhammed Taragay.

İranlı tarihçilere göre “dâniş’i Eflâtun ve haşmet’i Feridun cem’deşt” yani, Eflâtun‘un bilgisini ve Feridun‘un haşmetini şahsında toplamış bir hakan.

Yönetim becerileri konumuz dışı. O nedenle anlatmayacağım. Ama, matematik ve astronomi bilimleri konusunda çağının zirvesi olarak kabul edildiğini mutlaka belirtmem gerekir. Yani, koca Timurlu İmparatorluğu’na hükmeden bir hakanın bilim alanında da dünyanın en önemli bilgini olmasını dikkatinize sunuyorum.

Tarih ile bugün üzerinden karşılaştırmalı bir yorum yapacaksak, bence buradan başlayalım.

İslâm dünyasında “Her Müslüman erkek ve kadın için ilim öğrenmek farzdır” diyen ve buna uygun bir sistem kuran yöneticiler var mı?

İslâm dünyasında bilimi, bilimsel araştırmayı ve bilimciyi gözeten, kayıran hizmetini ödüllendiren bir sistem var mı?

Başka sorum yok.

Etiketler

Bir Yanıt Yazın