Hasan Hüseyin Demirel

İşçiler gülümsemese de olur, Burkay gülümsesin yeter!

Arşivden

Bir gül dalından bir goncasını kopardığınızda, o gül eksilir mi ya da deryadan bir katre taşarsa o derya azalır mı? Peki bir şiirden veya bir şarkının, bir türkünün sözlerinden bir dizeyi attığınızda o şiir ne olur? Yine aynı şiir olur mu?

Bozlaklarımızın usta yorumcusu Neşet ErtaşSözlerden bir kelimeyi çıkarırsanız, o duvardan çekilen bir tuğla gibi yıkarsınız o binayı” der. Eserdeki anlamın o bir sözcükle matematik ilişkisini de belirtmiş olur böylece. Halk müziği alanında yıllarca derleme yapmış tüm dürüst meşrepli insanların en çok titizlendikleri noktalardan biridir bu.

Halk müziğimizde ozanın bir dizesi tarihtir, coğrafyadır, felsefedir, belgedir. Kim değiştirebilir Karacaoğlan’ı, Pir Sultan’ı, Kul Himmet’i, Nesimi’yi? Allah çarpar adamı!

Günümüzde de bu sorun bestecilerle, şairler ve söz yazarları arasında en çok tartışılan konulardandır. Beğendiği bir şiiri üzerine şairin kapısına dayanan besteci “Şu eserinizi besteledim, bir dinler misiniz?”le izin almaya çalışır. Bu rastlanılan en “saygılı” davranış biçimidir. Öte yandan şiirinin bestelendiğinden, eser yayınlandığında ancak haberi olan onlarca şaire rastlarız.

Birçok şairimiz, “izin vermeyen kötü adam”dan, “kendini beğenmiş, sanat düşmanı, kibirli herif”e kadar her türlü sıfatla suçlanmıştır ki bir çoğunun tanığıyım.1988’de Emre Saltık’ın ilk albümünü yaparken şiirini bestelediğim dostum Nevzat Çelik’e besteyi dinletmiş ama izin alamamıştım. Bestenin şiiri yakaladığını söylese de o eserinin bestelenmesini istemiyordu.

Buna karşın şair dostum Mehmet Çetin’le uzun bir çalışma yaparak, ortak eserimiz “Hoşça Kal Kardeş” şiirini “Martılar” adıyla bestelemiştim. Şiirle müziğin kan bağını yakalamak, iki ayrı yaratıdan bir yapıt vücuda getirmek hiç de kolay bir iş değildir.

Şair Seyyit Nezir, bestelenen bir şiirde estetik kaygılarla yapılan eksiltme veya değiştirmelerin olabileceğini ama ideolojik bir taviz vermenin ifadesi olabilecek dize eksiltmenin, şaire ve şiire darbe olduğunu, şairin bunu kabul etmesinin ise büyük ödün vermek olduğunu belirtiyor.

Şair Hüseyin Haydar ise “Yapı bozulur, devreler çöker, şiirin organizması ölür” derken, Dersim üzerine şiirleriyle tanıdığımız Ahmet Can AkyolŞiirde omurga olan dizeye imge zenginliğini kazandıran sözler vardır, çıkardığınız da mana çözülür” diyor.

Ataol Behramoğlu ise şiirin bir dizesinin katlini, o şiirin ölümü olarak niteliyor.

Siyaset adamı ve şair Kemal Burkay’ın ülkeye dönüşü “Hadi Gülümse” şiiri ve şarkısını okuyan Sezen Aksu üzerinden “light BDP” sunuşlarıyla benimsetilmeye çabalanıyor.

AKP politikalarına güvendiğini belirten Kemal Burkay ile vatan üzerine ettiği sözlerin sert tepkilerini “sosyalist” bir siyasetçinin dizeleriyle savuşturmaya çalışan Sezen Aksu birlikte medya gülü olmuş durumdalar.

Oysa “Hadi Gülümse” şiirini ilk kez Rahmi Saltuk’un 1986’ da Marmaris’te verdiği fakat daha 3 eserini okuduktan sonra sahnesi polis tarafından basılarak engellenen konserinde dinlemiştim. “Hadi gülümse bulutlar gitsin/İşçiler iyi çalışsın, gülümse/Yoksa ben nasıl yenilenirim/Belki şehre bir film gelir/Bir güzel orman olur yazılarda/İklim değişir, Akdeniz olur, gülümse” diyordu Saltuk

Dayanamıyordu sistem “işçi” geçen bir sözcüğe ve Rahmi Saltuk’a. Aynı sözlerle okuduğu albümünü 1988’de yayınladı Rahmi Saltuk. Umutları ateşleyen bir beste Rahmi Saltuk’un eseri. Sosyalist bir sanatçının şiirin ruhuna kattığı duygu farkını anlamak için bir de bir popçunun elinde hüzün çöplüğüne dönmüş, sözü tırpanlanmış halini dinleyin. Ne diyor bu fark için Rahmi Saltuk? Aynen şöyle:

Dizesine sahip çıkamayan adam, maalesef ülkesinin hiçbir sorununa da sahip çıkamaz.” Ama bu duruma düşürülene de siyasi iktidar pek bir muhabbetle sahip çıkar!

Hasan Hüseyin Demirel – 4 Ağustos 2011

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir