Canan Al

Canan Al’ın İnsanı İçine Alan Romanı “Aşka Doğru”

Nevzat Yılmaz

imlik-NEVZAT-YILMAZ-1

 

Aşka Doğru, Canan Al’ın ikinci romanının adı. Yazarın ilk kitabı Araf’a oranla okuyucu içine çeken, rahat okunun bir kitap. Bu aynı zamanda yeni bir yazarın ayak sesleri, yeni filizlenen yazın yolculuğunun ilk adımları olarak nitelendirebilir.

Aşka Doğru’yu ilk elime aldığımda doğrusu, polisiye roman adı olamayacağı kanısındaydım. Öyle ya, roman polisiye ise mutlaka bol kan, kurşun, heyecanla yürekleri güp güp ettirmesi gerekiyorsa “aşk”a vurgu neden, diye geçirdim içimden.

Önyargılarımı ipe astım, öyle okumaya başladım kitabı. Çok kısa zamanda da kitabı okudum. Kitap okudukça içine çekti beni. Birinci tekil kişi ağzıyla ancak 3 bakış açısıyla roman ete kemiğe bürünen bir psikolojik havada düşlerinize sahnesini kuruyor.

Romanın birinci kahramanı Yaz, bir psikiyatrist. Bizim de zaman zaman gereksinmemiz olabilecek bir meslek öbeğinden. Turan ise küçük yaşta bir trafik kazasında ikizini yitirmiş ikinci önemli kahraman.

İşte, Aşka Doğru yol alan öykü psikiyatrist-hasta ilişkisi ile başlıyor. Roman ilerledikçe hasta kim sorusu kimi zaman bulanıklaşıyor.

Ancak, romanın polisiye olduğunu söylediğimize göre bir de polis kahramanımız var: Ferid Özüder.

Yazar polis Ferid Özüder’i zamanı gelince öyküye ve olaylar sarmalına sokuyor. Acemiliklerini deneyimli komiserinin yüzüktaşı anlatımları ile gidermeye çalışan, beynine not eden bir kişi…

Birinci tekil kişi ağzıyla romana anlatı ile katılmasa da Turan’ın rakibi, Yaz’ın üniversiteden sevgilisi David’i de unutmamak gerekir.

Yaşadıklarımız; çocukluk, gençlik ve yetişkinlik dönemlerimiz bugünkü yaşamımızı ne denli belirler? Yazgı var mıdır? İnsan kendi yazgısını belirleyebilir mi?

Geleceğe ilişkin tasarımlar yapıp yol haritası belirleyebiliriz. Ancak, kent kültürü bizi bir yandan oyalarken yalnız mı kılıyor?

Ya da Turan’ın ikiz kardeşinin ölümü onu bu denli etkilemişken, küçük beyninde bıraktığı artçı sarsıntılar, onu takıntılı bir kişiliğe bürünmesinde ne denli etkili olmuştur?

Aşka Doğru’da Yaz’ın onca yaşına karşın, aldığı eğitime karşın ayakları üzerinde tam duramamasını neye yormalı?

Çağdaş insanın yalnızlığı, ya da yalnızlığı karşısında bulması gereken çözümü, ne denli mürekkep yalarsa yalasın  bulabilir mi?

Aşka Doğru’nun atmosferinde ve kafamda kurduğum o düşsel sahne de bunları düşünmeden edemedim.

Kitaba Aşka Doğru’ya dönersek, Yaz’ın kendisini bir izleyenin olduğunu ayrımsaması ile başlayan serüven, kahramanların zaman içinde yaşadığı gel-gitler ile gizemli bir havaya bürünse de ustaca bir tavırla okuyucuyu bugüne getiriyor.

Kuşkusuz, çiziktirmelerim özet havasında olmayacak. Kitabın konusunu merak edenler kitabı okumaları gerekecek.

Canan Al, polisiye bu romanın kurgusunu, dozunu bana göre kararınca karmış.

David’in gizemli bir görev için mi ülkemize geldiğini okur kitabı okuyunca çözmeye çalışır mı bilmem? Günümüzde çok sıkça yinelenen kadın cinayetlerinin bir yansıması, türevi midir Meral’in ölümü?

Ya da çok sık rastlamadığımız adıyla Yaz, aşka ilişkin deneysel çalışmalarında mutlu sona ulaşabilecek mi? Turan salt bir hasta kimliğinden sıyrılıp Yaz ile düşlediği aşkı kucaklayacak mı?

David’in Meral’in cinayetinde etkisi, katkısı var mı? Meral’in ölüsünün atıldığı yerin simgesel anlamı gibi soruları okur kitabın 261. sayfasına gelinceye dek bulabilecek mi?

Polisiye merak işi. Kimi zaman meraklı bakışınız yoksa anlamsızlaşabilir?

Yazarın romana verdiği psikolojik derinlik, anlatımların birinci kişi ağzından olaylara yakından bakmayı sağlıyor.

Polisiye zor iştir aynı zamanda. Kanıt peşinde atlanan bir gerçek okurun gözünden kaçmayabilir? Kitabın bende oluşturduğu çekim alanı, bir an önce okuma güdüsü, acabalar arasında gidip gelmek ve kör olası otobüslerin sarsıntıları arasında geçti.

 

Etiketler

Bir Yanıt Yazın