Mihri-Hanım

İlk Türk kadın ressam Mihri Hanım

Yaşam

Mihri Hanım, 1922 yılında Yunan ordusunun denize dökülmesinin ardından Mustafa Kemal’i mareşal üniformasıyla ayakta olarak canlandıran, yaklaşık 3 metre yüksekliğinde bir portresini yapar. Çankaya köşküne giderek Mustafa Kemal Atatürk’e sunar. Bu, cumhuriyetin ilanından sonra bir Türk ressam tarafından yapılan ilk Atatürk portresidir.

Atatürk bu portresini yeni açılan Ankara Halkevi‘ne gönderir ve resim büyük salonun duvarında sergilenir. Daha sonra Yugoslav Kralı Alexandre’nın hatırasına Yugoslavya’ya hediye edilen bu tablo İkinci Dünya Savaşı sırasında Belgrad Sarayı’nın tahrip olması sonucu kaybolur, 1990’larda yeniden bulunur. Atatürk, Halkevi salonunda boş kalan kendi portresinin yerine, Kral Alexandre‘ın portresini astırır.

MİHRİ MÜŞFİK (1886-1954)

Mihri (Rasim) Müşfik Hanım 1886 yılında İstanbul’da doğdu. Annesi, Fatma Neşedil Hanım, babası dönemin Tıbbiye Nazırı Doktor Rasim Paşa’dır.

Özel dersler alarak Batılı yaşam tarzı içinde büyüyen Mihri Hanım, edebiyat, resim ve müzik gibi sanatın her alanında yetenekli bir öğrenci olmasına rağmen, resme yönelir. Resme olan ilgisi ve sevgisi gün geçtikçe büyür ve tüm derslerin önüne geçer. Çalışmalarından birinin Sultan II. Abdülhamid’e takdim edilmesi, Mihri Hanım için bir dönüm noktasıdır. Resme olan yeteneği ve sevgisi, onun o çok istediği resim derslerini alma fırsatının kapılarını açmıştır. Mihri Hanım, sarayın ressamı olan Fausto Zonaro’nun öğrencisi olur. Bu eğitim sürecinde, Batı sanatı ve teknikleri ile tanışan Mihri Hanım belli bir donanım kazanır, böylelikle Türkiye’de çağdaş resim çalışmalarını başlatan ilk kadın ressam unvanını alır.

ROMA VE PARİS YILLARI

Mihri Hanım henüz 17 yaşındayken 1903 yılında Roma’ya gider, kısa bir süre sonra oradan Paris’e geçer. Mihri Hanım yetenekliydi ama daha donanımlı olmak istiyordu. Sanat okullarında eğitimine devam eder, gittiği her yerde farklı alanlarda çalışan sanatçılarla tanışarak yeni bilgiler edinir. Orada yaptığı “Çingene” isimli tablosu Louvre Müzesi’ne kabul edilir.

Mihri Hanım mesleğinde farklı alanlarda çalışmalarını sürdürerek, bir kilisenin fresklerinin onarımında görev alır ve bu görev sırasında Gabriel d’Annunzio ile tanışır. Bu vesile ile Mihri Hanım, Papa XV. Benedictus’un portresini yapar. Böylece, Vatikan’da ilk kez bir papa hem başka dinden, hem de kadın olan bir ressama poz vermiştir. Bu tablo Vatikan Müzesi’nde sergilenmektedir.

Mihri Hanım resmin ulaşabildiği her yeni alanda yeniden tazelendi, çeşitli sanat alanlarında çalışmaya devam ederek, çizimleriyle şiirlere de can verdi. İstanbul’da bulunduğu dönemde, İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Fikret Adil, Namık İsmail gibi ressamların yanı sıra Tevfik Fikret ile dost olur. Edebiyat-ı Cedide şairlerinin yazdıklarını resimleyerek bir “Edebiyat-ı Cedide Resmi” yaratır.

Ruşen Eşref Ünaydın, Tevfik Fikret ile ilgili anılarında, şairin Mihri Hanım ile ilgili yorumlarını şöyle dile getirir:

Yukarıda bir hanım var. Resimler yapıyor. Bir de ‘Rübab’ı o kadar güzel yorumluyor ki yazdıklarım bu kadar anlamlı mı imiş, diye şaşırıyorum.’’

Mihri Hanım, şiirleri resimlemenin yanı sıra Edebiyat-ı Cedide şairlerinin portrelerini de çizer. 1915’te Tevfik Fikret’in ölümü üzerine yüzünün kalıbını alarak maskını yapar. Bu, Türkiye’de yapılan ilk mask çalışmasıdır. Günümüzde mask Aşiyan Müzesi’nde sergilenmektedir.

İSTANBUL’A DÖNÜŞ

Mihri Hanım Paris’te bulunduğu bir dönemde, Osmanlı Maliye Nazırı Cavit Bey’le ve bazı devlet görevlileriyle tanışır. Maliye Nazırı Cavit Bey Mihri Hanımın donanımından, bilgi ve fikirlerinden etkilenir. Mihri Hanımın öğretmen olarak atanması için İstanbul hükümetiyle iletişime geçer. 1913 yılında Mihri Hanım İstanbul Darülmuallimat (Kız Öğretmen Okulu) resim öğretmenliğine atanır. Bu okul dönemin, kız öğrencilerinin güzel sanatlar alanında devam ettiği en yüksek eğitim kuruluşudur. Mihri Müşfik Hanım yeniden İstanbul’dadır.

Mihri Hanım kız öğrencilerin sanatın farklı alanlarında da gelişebilmeleri için, okulda yeni bölümlerin açılmasını sağlar. 1914 Yılında Sanayi-i Nefise Mektebi’nin kurulması yönünde Maarif Nazırı Şükrü Bey’e sunduğu öneri kabul edilir ve eski Darülfunun binasında resim ve heykel bölümü açılır. Buranın başına geçerek Sanayi-i Nefise Mektebi’nin ilk kadın yöneticisi olur. Mihri Hanım, kızlara açık havada resim yaptıran, modelden çalıştıran ve ilk çıplak kadın modelini atölyede kullanan ilk öğretmen olur. Kadın ressamları ilk kez toplu sergi açmaya teşvik eder. Pek çok kadın ressamın yetişmesinde katkısı olur. Bu ressamlardan bazıları Nazlı Ecevit, Aliye Berger ve Fahrelnisa Zeid’dir.

Mihri Hanım yurt dışında eğitimini ve yaşamını sürdürdüğü sıralarda, Sorbonne’da siyasi bilimler öğrenimi gören Müşfik Selami Bey’le 1904 yılında evlenir ve “Mihri Müşfik Hanım” adını alır. Mihri Hanımın bu evliliği 1923 yılında ayrılıkla biter ve yeniden İtalya’ya döner, daha sonra Paris’e geçer. Sanatçı, eserlerinde eşi Müşfik Selami Bey ile evli kaldığı dönemde Mihri Müşfik, diğer dönemlerde ise Mihri Rasim imzasını kullanmıştır.

Yeniden Fransa’da yaşamaya başlayan Mihri Hanım, kız kardeşi Enise Salih Hanım’ın ve onun kızı olan, yeğeni Hale Asaf’ın vefatları sonrası Paris’te yaşamak istemez ve ABD’ye yerleşir. Bu ülkede, konuk profesör olarak ve özel resim dersleri vererek çalışır ve orada 1954 yılında vefat eder.

Dilek Yıldırım

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir