kitap-gül

Helâk ve Firak

Gazanfer Eryüksel

Gazanfer-Eryüksel-İsimlik

 

I

Farklılık-metin ilişkisi, çerçevenin dışını okuyan bir ezber bozma ile başlayan bir yolculuktur. 

Metin-okur ilişkisinde ise okurun ezberi olan çerçevenin dışını görmesiyse apayrı bir yolculuktur ki çift akıntılı bir denizde balık olmak desem yeridir. 

Sanat üretiminde bir de sanatçının tecahülü arifane boyutu vardır ki eleştirmenleri cebir denklemi çözmek zorunda bırakır. Neyi, nerede, nasıl yaptığı… Bunun niçin öyle olduğunu çözümleyip söylediğimizde bize “Demek öyle yapmışım” diyen gülümseyen bir bakışla yürüyüp gidecektir. 

II

Bir metinde parça bütüne ait olsa da tek başına bütünü ifade etmemesi şeylerin doğasıdır. Ancak bu durum parçanın bütünle ilişkisi olmadığı anlamına da gelmez. Hem var hem yok bir ilişkidir bu. Ne seninle ne sensiz. 

III

Bir vakti yeniden görüp kurgulamak yeniden onu, sanatın yol hâlidir. Oluşan metin o vakitten çıkış yolu alsa da bir başkasıdır aslında. Metin-estetik ilişkisi. İşte bu ilişki okur-seyreden-dinleyen için bir cazibe merkezidir. Bize aynı kitabı yeniden okutan, filmi yeniden seyrettiren, müziği yeniden dinleten albeni. O metin, aynı olsa da okurun algı boyutu değişken yapıda olduğu için her okumada farklı çıkarımlar olması çokluk kaçınılmazdır. İlk okumada hiç önemsemediğiniz bir bölüm sizi etkiler. Örneğin yıllar önce okuduğunuz bir kitapta altını çizdiğiniz satırlar ikinci okumada sizce bir önem ve değer ifade etmeyecektir. Siz, ben, o aynı okur değilizdir çünkü. 

IV 

Defter arasında harf kuruttunuz mu hiç? Saklamış da unutmuşunuzdur o vakti. Epeydir giymediğiniz bir ceketin cebinde şiir notu bulmak ise bir vakitten bir vakte ışınlar sizi. O dizelerin de kendi vakti vardır şüphesiz. Açıortayında oluşan üçgenin bir desenidir şeyler, tarama kalemiyle ışığın. O şiiri, tarama kalemi ışığın, yenice yazmıştım hâlbuki. Eskisi olmayanın yenisi olur mu hiç? 

Bir soru tümcesine asılıp kalmıştı kırmızısı şimşeğin, gecenin bir yarısında. Şeylere ad vermek, anlam ve soyutlama dönüşümüydü insanın. Soyutladıkça şeyleri çağrışım kuşlarıydı zenginleştiren ömrümüzü. Uzağı yakın eyleyen o harf iklimi. 

VI 

Denizi görende yavaşladığını ırmağın fark etmeyiz çokluk. Göz göze geliş anıdır bu. Filmin sonunda kavuşan iki sevgilinin birbirine koşmasının yavaş çekimidir bundan sonrası. 

VII 

Genzinizde is, kurum kokusu yangın yerlerinin. Öfkesi bir de kütüphaneleri, insanları, ormanları yaktıran bağnazlığın. Karanfil, menekşe, yasemin kokularıyla sağaltmak is, kurum kokusunu yangınların. Mavi kokması gökle denizin özün gürlüğü değilse nedir ki? Körkuyudaki zerre kokusuydu suyun, umudu yeşerten sevgiyle yazıda hep. 

Harflerle oyun kurduğunu bilemezdim ki çocuktum daha. Giderken kaldığımız iklim, bilmeden hiç. 

VIII

Suskun vedasi gazellerin 

Uçuşurken rüzgârda 

Uzun yaylarıyla yağmurun 

Buluşmak toprakla 

IX 

Helâk ve firak bir dönüşüm anıdır, bir eşik, ol hükm-i ezel saltanatında sevginin. 

Gazanfer Eryüksel

Etiketler

Bir Yanıt Yazın