Harika çocuk yasası

‘Harika Çocuk’ Yasası İşliyor mu?

Arşivden

Kamuoyunda uzun zaman “harika çocuk” yasası olarak bilinen, ama yasanın uygulamada hangi somut esasları içerdiği konusunda net bilgilerden çok, bu olanaktan yararlanarak masrafları devletçe karşılanmak üzere yurt dışında eğitime gönderilen isimlerin gündemdeki yerlerini korudukları yasadan bu gün pek söz edilmiyor. Böylece yasa yaygın deyimle “kadük” mü oldu, yoksa bu yasadan yararlanmak amacıyla başvuranlar ortalarda görünmediğine göre, işlerliğini yitirmiş mi sayılıyor? Aslında 5245 sayılı yasa, 1948‘de “İdil Biret ve Suna Kan’ın yabancı memleketlere müzik tahsiline gönderilmelerine dair kanun” adıyla ortaya çıktığında, daha çok da bu iki yetenekli müzikçimiz adına çıkartılmış bir yasa olarak dikkati çekmiş ve en büyük desteği de dönemin cumhurbaşkanı İsmet İnönü‘den görmüştü.

Yasanın kapsamı 1956 yılında genişletilmiş, böylece müzik alanıyla ilgili özendirici içerik taşımasının ötesinde, başka alanlar da kapsaması yolunda değişikliğe gidilmişti. 6660 sayılı yeni yasanın adı “Güzel sanatlarda fevkalade istidat gösteren çocukların devlet tarafından yetiştirilmesi hakkında kanun” idi. Bildiğim kadarıyla resim dalında Hasan Kaptan, bu yasadan yararlanarak Paris‘te eğitime gönderilen ilk isim olmuştu. Bu sanatçımız bugün yaşıyor mu, yaşıyorsa ve sanatını sürdürmekte ise, kendisinden bunca zamandır niçin haber alınamıyor. Benim gibi pek çok arkadaşımın da bu konuda bilgisi olmadığına yeri geldikçe tanık olmuşumdur. 1969 yılına gelinceye kadar yasayla ilgili olarak her hangi bir başvuru söz konusu olmamış. 1969‘da Cevat Dereli ve Zeki Faik İzer‘den aldıkları özel derslerle bu alana girmiş olan iki sanatçı kardeş, Nevbahar ve Neveser Aksoy başvuruda bulunmuşlar ve bu yasa kapsamında öğrenim için Paris‘e gönderilmişlerdi.

Yasayla ilgili yönetmeliğe göre, başvuruda bulunanlar Milli Eğitim Bakanlığı‘na bağlı on kişilik bir komisyon tarafından sınava tabi tutuluyorlar ve kendi alanlarında “olağanüstü” yeteneğe sahip oldukları saptanabilirse, bütün masrafları devletçe karşılanıyor ve yurt dışına gönderiliyorlar.

Geçenlerde bir gazetede (Hürriyet, 5 Nisan 2012) nicedir unutulmuş olan bu yasayla ilgili haberde, dokuz yıldır bizden “hârika çocuk” çıkmadığına ilişkin bir yorum yer alıyordu. Yasanın işletilmemesinden kaynaklanan bu duruma bir çözüm getirmek üzere 1976‘da özel yetenekli çocukların Devlet Konservatuarı’nda “yoğun ve hızlı bir müzik eğitimi” görmeleri için bir “özel statü” yönetmeliği hazırlanmış. Bu özel statü yönetmeliğinin yalnız müzik alanıyla bağlantılı olarak düşünülmüş olmasının nedenini anlamak mümkün değil. Acaba Kültür Bakanlığı, “hârika” sıfatına hak kazanma yeteneğinin müzik alanı dışındaki diğer alanlar kapsamadığı görüşünde mi? Plastik sanatlarda özellikle son yıllarda yaşadığımız yoğun gelişme, öyle görünüyor ki gerçek yetenekleri her türlü kuşkuya yer bırakmayacak biçimde bulup ortaya çıkarmakta sorun yaratıyor ya da genç yetenekler bu yasadan yararlanmak için başvuruda bulunmuyorlar. Belki böyle bir yasanın varlığından haberdar değiller. Günümüzde özel ve ödenekli tiyatrolara devlet desteğini kesme girişiminin yüksek sesle dile getirildiği bir ortamda, hârika çocuk yasası, işlerliğini yitirmiş görünse bile, büyük bir olasılıkla gündemden düşmüş görünmektedir.

4 Haziran 2012 – Kaya Özsezgin

Etiketler

Bir Yanıt Yazın