KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ

Günün Masalı: 27 Mart; Kırmızı Başlıklı Kız

Günün Masalı
KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ

Masal masal matitas, tingir elek tıngır tas. Çalışma yanın hali budur. Testim dolu sudur. Elim hamur, karnım aç. Kim dedi sana baklava, börek aç. Yapacaksan yap bir somun, çoluk çocuk doyun. Uykulardan ayamadım, koyunları sağamadım, oyunlara doyamadım. Zaman geçer, derler, geçmişe mazi. Soğan yerler derler kuzu. Sana ne elin üç koyunu beş keçisi. Otur yerine başımın çilesi. Otur da dinle bakalım ne olmuş.

Bir zamanlar ormanı çok, kurdu bol ülkelerden birinde bir aile yaşarmış. Bu ailenin de çıtı pıtı bir kızı varmış. Bu kızı herkes, ‘Kırmızı Başlıklı Kız‘ diye çağırırmış. Çünkü bir kırmızı başlığı varmış, onu başından hiç çıkarmazmış. Bu başlığı ona ninesi dikmiş. Yaa, bu kızın bir nineciği varmış. O, ormanda otururmuş. Bir gün annesi Kırmızı Başlıklı Kız’ı ninesine tek başına göndermiş. “Aman kızım al şu sepeti içinde süt var, biraz da kurabiye. Git yokla bakalım ninen nasıl. Benden selam söyle, işimin çokluğundan gelemediğimi bildir, e mi yavrum?” demiş. Kırmızı Başlıklı Kız, tek başına ormana gitmenin sevinciyle, “Olur anneciğim,” deyip düşmüş yola. Annesi ardından seslenmiş: “Aman kızım tanımadığın ne insanla, nede hayvanla konuş. Yollarda oyalanma.” Ama bu sözler girmemiş bizim Kırmızı Başlıklı Kız‘ın kulağına. O hoplaya zıplaya gidiyor, gördüğü çiçeklere bile selam veriyor: “Nineme gidiyorum yalnız başıma. Bu kırmızı şapkayı o dikti başıma,” diye şarkılar söylüyormuş. O sıra yoluna bir kurt çıkmaz mı? “Hayrola küçük kız, nereye?” diye sormaz mı?.. Bizimki başlamış: “Benim adım Kırmızı Başlıklı Kız, nineme gidiyorum. Ninem ormanda oturur. Onu herkes tanır. Bugün ninem biraz hasta, ona süt götürüyorum kalaylı tasta.” Kurt, “İyi, iyi,” demiş. “Bana sorarsan biraz çiçek, orman çileği de topla.” Kırmızı Başlıklı Kız, “Ay ne güzel fikir, ben niye düşünmedim bunu,” deyip, başlamış çiçek, çilek aramaya. Kurt da koşturmuş nineyi bulmaya.

Ninecik, kurt torununun adını anınca açıvermiş kapıyı. Kurt da onu çiğnemeden yutmuş. Sonra ninenin giysilerini giyip yatağa yatmış. Kırmızı Başlıklı Kız, sepetinde biraz yaban çileği, elinde papatya çiçeği gelmiş o sıra, seslenmiş: “Nine ben geldim kapıyı açsana.” Kurt, sesini incelterek, “Mandalı it yavrum,” demiş, “yorgunum.” Kapıyı açıp içeri girmiş bizimki ama bakmış ki ev tuhaf biraz. Karanlıkça… Dağınık. Ninesinin o güzel kokusu da yok ortalıkta. “Nerdesin nineciğim,” demiş. Garip bir ses gelmiş kulağına: “Buradayım, yatakta.” Kırmızı Başlıklı Kız, aklına kötü bir şey gelmeden yaklaşmış karyolaya. Orada biri yatıyor ama benzemiyor ninesine. Kaçacağına başlamış sormaya: “Nineciğim, kulakların mi büyüdü senin, niye kulakların kocaman?” “Sesini daha iyi duymak için.” “Gözlerin de büyümüş. Niye?” “Seni daha iyi görmek için.” “Ayy nineciğim ellerin pençeye dönmüş, ağzın da kocaman… Neden acaba?” “Seni yakalayıp yutmak için, budala!”

Ve hoop diye yutmuş kurt Kırmızı Şapkalı Kız‘ı da. Sonra yatıp karyolaya başlamış uyumaya. Kurdun kötü bir huyu varmış, çok kötü horlarmış. Onun horlamasını orman dan geçen bir avcı duymuş. “Ne oluyor şu evde? Bu nasıl horultu…” deyip dalmış içeri. Bir de ne görsün… Siz biliyorsunuz onun ne gördüğünü.

Bizim avcı ne yapmış dersiniz? Çekip vurmuş mu kurdu?.. Hayır. Çıkarıp bıçağını, kurdun yarmış karnını. Nineyle torun sapasağlam çıkmışlar dışarı. Sonra kurdun karnına bir sürü taş doldurmuşlar. Nine de bir güzel dikmiş karnını kurdun. Bir kenara saklanıp ne olacak diye bakmışlar.

Kurt uyanınca, “Aman üstümde bir ağırlık var,” deyip tutmuş ormanın yolunu. Karnındaki taşlar yüzünden bir daha yemek de yiyememiş belki.

Ya nineyle Kırmızı Başlıklı Kız? Onlar iyiymiş. Kırmızı Başlıklı Kız, artık hep anne sözü dinlemiş. Nine de açmamış kapısını tanımadığı insana.

Bu masaldan üç ders de sana: Bir, bir yere giderken dosdoğru git, yollarda oyalanma. İki: Tanımadığın insanlarla konuşma. Üçüncüsünü de şaka sanma: İyi çiğne yiyeceğini, kurdun başına geleni unutma.

Etiketler

Bir Yanıt Yazın