Harun Reşit

Günün Masalı: 16 Eylül

Günün Masalı

Şakacı Halife

Miyav vardı, miyav yoktu, bundan yüzlerce yıl önce Abbasi devletinin Harun Reşit adında bir yöneticisi vardı. Bu hükümdar halife olarak adlandırılıyordu. Ülkesinin başkenti Bağdat‘tı. Harun Reşit, kimi günler kılık değiştirerek dolaşır, ülkesinde yaşayanların dertlerini dinlerdi. Bir gün, Ebül Hasan adında bir gençle ilgili bir öykü duydu. Bu delikanlı, akşamları Bağdat‘a giriş yolundaki bir köprüde durup şehre gelen yabancıları evinde misafir ediyordu. Şehirdeki kimseyle görüşmüyordu. Harun Reşit bu delikanlıyı tanımak için kıyafet değiştirip o köprüye gitti. Delikanlı, Harun Reşit ile yanındaki adamını evine misafir etti. Harun Reşit kendini tüccar olarak tanıttı. Yemek yerlerken, Ebül HasanBugün evimde yemek yiyorsunuz,” dedi. “Ama yarın sizi görürsem selam bile vermeyeceğim.”

Harun Reşit, “Neden?” diye sorunca şöyle bir öykü anlattı: “Ben zengin bir tüccarın oğluydum. Babamdan bana büyük bir miras kaldı. Ben bu paranın büyük bir kısmını arkadaşlarıma harcadım, onlarla yedim, onlara yardım ettim. Bir gün parasız kaldım. Hiçbiri bana yardım etmedi. Ben de yalnızca tanımadığım insanlarla konuşma kararı aldım.” Harun Reşit bu öyküye şaştı. Ebül Hasan‘a, “Ben tüccarım ama tanıdığım çoktur,” dedi, “bir dileğin varsa yapmaya çalışayım.” Ebül Hasan güldü, “Bir dileğim var,” dedi. “Delice bir dilek.” Harun Reşit merak etti, “Anlat, nedir?” “Delice bir şey, yalnızca halife yapabilir. Bir saat olsun halifenin yerine geçmek isterdim.Harun Reşit, “Neden?” diye sordu. Ebül Hasan, “Bu şehrin belediye reisi gibi iftiracıları cezalandırmak için.” dedi. Sonra tanıdığı bir genç kıza nasıl kötü durumlar yakıştırıldığıyla ilgili bir öykü anlattı. Harun Reşit, Ebül Hasan‘ın bardağına uyutucu bir ilaç attı. Delikanlı uyuyunca da onu saraya taşıttı.

Ertesi sabah sarayda Ebül Hasan‘a halife gibi davrandılar. Ebül Hasan önce kendini düşte sandı. Çevresindekiler uğraşarak onu halife olduğuna inandırdılar. Delikanlı saray adetlerini bilmediği için bir sürü yanlış yaptı. Kendisine tuvalete gitmesi için uzatılan altın takunyaları, armağan sanıp cübbesinin ceplerine soktu. Onu gözetleyen Harun Reşit‘i bol bol güldürdü.

Ebül Hasan sarayda yaptığı yanlışları idare toplantısında yapmadı. Halifeye verilen dilekçeleri, uygun biçimde yanıtladı. Ayrıca insanları kötüleyen başvurulara iyice incelenmeden yanıt verilmemesi kararını aldı. Yoksul ve kimsesiz kadınlarla yaşlı kadınlara aylık bağlanması için de bir yasa çıkardı. Sonunda ikram edilen yemeğe katılan ilaçla yeniden uyutulup evine bırakıldı.

Ebül Hasan evinde uyandığında şaşırdı. Halife olduğuna öyle inanmıştı ki, uzun süre hizmetçilerini çağırdı. Yanına gelen annesine halife olduğunu söyledi. Sonunda komşuları onun çıldırdığını sanarak hastaneye götürdüler. Zavallı delikanlı o zaman tedavi sayılan dayak ve soğuk su banyolarına katlandı. Sonunda evine dönebildi. Evine döndüğü akşam, Harun Reşit kıyafet değiştirmiş olarak yeniden misafir geldi. Ve onu uyutarak yeniden saraya götürdü. Ebül Hasan sarayda uyanınca başına neler geldiğini anladı. Hiç şaşırmadı. Cambaz ve dansözlerden ordu kurulması gibi komik emirler verdi. Sonra öyle gülünç hareketler yaptı ki, Harun Reşit, “Ebül Hasan sen beni gülmekten öldürecek misin?” diye gizlendiği yerden çıktı. Şakasını açıklayıp, delikanlıyı ödüllendirdi. Delikanlı o günden sonra miyav gibi mutlu yaşadı, evine de bir güzel miyav aldı.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir