Kar-Yağışı

GECENİN SOĞUK KARANLIĞINA KAR DÜŞMÜŞ

Hasan Hüseyin Yalvaç

Meteoroloji, tahmini doğru çıktığı için sevinebilir, hakkıdır da. Karanlığın, gecenin sonuna doğru yürüyen saatlerinde başlayan kar, birilerini haklı çıkarabilir ve toprak için, insan için gereklidir. Buralarda bir sorun yok. Sorun, benim duygularımda ve düşüncelerimde. Borcunun çok olduğunun bilincinde olmalı ki, yağmasını sürdürüyor. Geceyi bitirdim, sabahın ilk ışıkları. Rüzgâr da arkadaşlık etmek isteğinde. Kar taneciklerinin camlara dingin vuruşları onun kimliğine ters gelmiş olmalı ki, sesli sesli saldırıyor. Bu arkadaşlığa hoş bakan kar da, onun savruluşlarına eşlik ediyor.

Dedim ya, sorun, benim duygularımda düşüncelerimde. Bu havaların yalnızlığını, bu havaların yalnızlığının umarsızlığını iyi bilirim. Hem de çok iyi bilirim. Kapanmış kar yolları, yaşamımın bir parçası gibi durur sürekli belleğimde. Çaresizleşirim bu fırtınada yaşam savaşı veren insana, hayvana. Hele bir düşünün, yuvasından düşmüş bir kuş yavrusunun figanını ve onu kurtarmak isteyen ama kurtaramayan annenin çığlığını. İnsan ne kadar gelişirse gelişsin önce kendini düşünür ve bu yapıyı bildiğimden, bana daha çok koyar hayvanların çaresizliği, açlığı; ve kar yağmasını sürdürdükçe azalan umutlarını, artan göz yaşlarını düşünürüm sürekli. Kimi koşullar, kimi insanları normalin dışına taşır anormalleştirir. Son zamanlarda kendimi böyle duyumsuyorum. Bırak kar yağsın, fırtına çıldırsın, ölen ölsün, toprak kuraklaşsın ve açmasın çiçekler, ormana dönüşme özlemini yitirsin boy vermeye çalışan ağaçlar. Ve sen de öl kurtul. Ama olmuyor anormalleşmeyi bile beceremiyoruz çoğu zaman. Akıldan daha mı baskın acaba vicdan?

*

Güneş, karın beyazlığından kâr ediyor dünyayı aydınlatma adına. Ekmek ve gazete almak için dışarı çıkmak zorundayım ve çıkıyorum. Hafif rüzgârla salınıyor yine kar. Aldırmıyorum ama ilerideki bahçenin ağaçlarına tünemiş birkaç karganın konuşması dikkatimi çekiyor. Ne konuşuyorlar acaba? Karla mı ilgili söyleşileri yoksa açlık adına bir planımı hazırlıyorlar? Yüzümü ve saçlarımı dolaşıp kontrol etmekten vazgeçmiyor kar. Tanıdık mı geldim ona? Doğrudur tanışıklığımız. Hem de çok zor koşullarda oluştu bu tanışıklık. Çorlu’da on beş dakikaya indirilen askeri nöbetler onun yüzündendir. Kars’ta tahta telefon direklerini aşan onun hırsıdır, çocuk ölülerini çuvallarda taşıdığımıza tanıklığı vardır  ve yine evden eve komşuluk birçok yerde onun altından tünel açılarak yapılır. Bilirim ve o da bildiğimi bilir. Ben ne kadar tanışıklık vermesem de kokumdan tanır. İşte etrafımda dolanması, saçımı, yüzümü kontrolü o kokuyu bulmak istemesinden kaynaklıdır.

*

Gazeteleri ve ekmekleri aldım. Konuşa konuşa, geçmişi anarak yürüdük birlikte ve veda ederek ayrıldım ondan. Evdeyim. Gazetelerin ana başlıklarında dolaşırken usuma düşüyor mezarlıklar. Şimdi tüm ölüler kar altındadır ama anıları yaşıyor. İlginçtir vücutları ölerek kar altında kalanların anıları, yaşayanların aklında, yüreğinde barınarak dünyada ömrünü sürdürür. Kar bir şiire giriş olabilir: sen kar altındasın orada/anılarınla buradayım ben/ birisi cennetse/diğeri cehennem…

*

Meteoroloji sevinmekte haklı, tahmini doğru çıktı. Haklı toprak ve doğa, suya doğacaklar bu kar ile. Bir keder sarıyor her yanımı, çaresizlerin hali nasıldır bu karda?

Hasan Hüseyin Yalvaç

Saray, 14 Şubat 2021

Etiketler

Bir Yanıt Yazın