Felsefenin Işığında Modern Resim

Felsefenin Işığında Modern Resim…İsmail Tunalı’nın kaleminden

Arşivden Görsel Sanatlar

Yüzyılı aşan bir süredir ‘modern sanat‘ insan için bir sorun olmuş ve bu süre içinde sanat düzeyinde kendini gösteren sanat anlayışları ve akımları da daima ‘modern‘ olma kaygı ve amacı ile ortaya çıkmışlardır. Dün olduğu gibi, yaşadığımız günler için de sanat, yine ‘sorun olma‘ niteliğini sürdürmektedir. Geçmiş dönemlerin hiçbirinde sanat, bu derece uzun süreli çözümlenmemiş bir sorun olarak yaşamamıştır diyebiliriz. Kimi zaman o bir sanat olarak reddedildiği gibi, kimi zaman da hayranlıkla yüceltilir. Onun karşısında alınan tavır kimi zaman salt estetik bir tavır olduğu gibi, kimi zaman da estetik dışı bir tavır olur. Yine bir yanda, yalnız bizde değil, en ileri kültür düzeyindeki Batı ülkelerinde de, sağlam bir sanat kültürüne sahip nice aydının modern sanatı bir sanat olarak reddettiğini, buna karşılık, ciddi bir sanat kültüründen yoksun nice kişinin de modern sanatı, bir snobizm ile olsa bile yücelttiklerini görürüz. Yine kimi psikologist estetikçiler onu bir beğeni’ bozukluğu, kimi sosyologist estetikçiler sosyal yönelişlerdeki gevşekliğe bağlayarak açıklamak istedikleri gibi, kimi psikiatri uzmanları da, örneğin modern resim ürünleri ile akıl hastalarının yaptığı resimler arasında bir öz yakınlığı bulduklarını sanarak, modern resmi bir psikiatrik fenomen olarak açıklamak isterler. Modern sanat karşısında yalnız kişilerin değil, toplumların ve rejimlerin de tavır aldıklarını görürüz. Örneğin, national sosyalizm vaktiyle onu saf olmayan ırkların ürünü olarak görmüş, bu nedenle onu reddetmiş olduğu gibi, günümüz marxist rejimleri de, modern sanatı bir burjuva sanatı olarak görüyorlar ve buna göre onu değerlendirmek istiyorlar. Tüm bu çelişkili tavırlar, modern sanatı büsbütün çözülmez bir sorun haline getiriyor diye biliriz.

Felsefenin Işığında Modern Resim
Felsefenin Işığında Modern Resim

Görüldüğü gibi, modern sanat, günümüz için de bir sorun olma niteliğini sürdürüyor. Modern sanat gerçekten bir sanat mıdır, yoksa sanat dışı bir fenomen midir? Sanatın varlığı ve bir sanat olarak geçerliği ile ilgili bir sorunun şimdiye kadar geçmiş hiçbir dönemde sorulduğunu anımsamıyoruz. Gerçi, her yeni sanat anlayışının belli bir tepki ile karşılaştığını sanat tarihi bize sayısız örneklerle gösteriyor. Ama, şimdiye kadar bu tepkiler daha çok yeni‘nin değerini küçümsemek biçiminde kendini gösterdiği halde, modern sanata karşı tepki, onun bir sanat olarak varlığına yöneliyor ve onun bir sanat olarak varlığı burada tartışma konusu oluyor. Modern sanat bir sanat mıdır, yoksa sanat dışı bir fenomen midir? Böyle bir soru, modern sanatı bir varlık sorusu olarak ortaya koyuyor. Böyle ontolojik bir soruya yaklaşım, özü gereği, sanat tarihinin sanat olayına yaklaşım biçimini aşar. Böyle bir soru, varlığı varlık olarak araştıran bir tümel bilimin araştırma alanı içine girer. Bu tümel bilim felsefedir. Bunun için, modern sanat, ancak felsefenin ışığında anlaşılabilir.
O halde, modern sanat bir sanat olarak nedir? Modern sanatın varlığı, varlık tabakaları ve varlık kategorileri nelerdir? Bu ontolojik felsefi soruların ışığında modern sanatın bir sanat olarak varlığı kavranabilir. Böyle bir kavrama tarzı, salt felsefi bir kavramadır..
İşte, «Felsefenin Işığında Modern Resim», modern sanat sorununa, yeni sanat düşüncelerini en somut biçimde ifade eden modern resim alanına eğilerek çözüm getirmeyi amaçlıyor. Bunun için, «Felsefenin Işığında Modern Resim», bir sanat tarihi kitabı değildir ve böyle görülmemelidir, ama o, modern sanatı bir varlık sorusu açısından görüp inceleyen felsefi bir araştırmadır, daha güzel söylersek, bu kitap modern sanatın felsefesidir. Bu nedenle, kitap, türünde özgün bir araştırmadır.
«Felsefenin Işığında Modern Resim»in birinci kitabı olan ‘İmpressionizm‘ bundan yirmi yıl önce yayınlanmıştı. Soyut Resim‘i şimdi, ‘İmpressionizm‘ ile birlikte ve bir cilt içinde yayınlıyoruz. Ama, ikisi arasındaki bu uzun zaman ayrılığı, ‘Soyut Resim‘in düşünsel oluşması yönünden belki  de daha yararlı olmuştur diyebiliriz. Yazılışça aralarındaki büyük zaman aralığına karşın, basit bir yöntem farklılığının dışında, modern sanata felsefi yaklaşım bakımından onlar arasında hiçbir ayrılık söz konusu olmadığı gibi, onların modern sanata yaklaşımları da bir bütünlük niteliği gösterir. Bu bütünlüğü sağlayan etken, her iki çalışmayı da belirleyen felsefi tavırda ya da felsefi bakış tarzında bulunur. Bu da, her sanat fenomeninin, belli bir varlık yorumuna, varlıkla belli bir felsefi bilgi ilgisine dayandığı düşüncesidir.
Bu nitelikleriyle «Felsefenin Işığında Modern Resim», sanat için ‘alışılmışın dışında bir yaklaşım‘ getiriyor. Bu yeni, felsefi yaklaşım, okuyucudan da yine ‘alışılmışın dışında’, düşünsel bir tavır bekliyor. «Felsefenin Işığında Modern Resim», ancak, okuyucu ile böyle bir düşünsel tavır bütünleşmesi içinde ‘anlaşılma‘ ereğine ulaşabilir. Dileğimiz, «Felsefenin Işığında Modern Resim»in, bu ereğe ulaşmasıdır.
6 Nisan 1981, İstanbul
İsmail Tunalı

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir