Edip-Akbayram

Edip Akbayram ve ‘Mayıs’ın güzelliğinde oluşan türküleri

Hayati Asılyazıcı

Ben en çok Mayıs ayını seviyorum, ayların gülüdür, insanların yüreklerinin kıpır kıpır olduğu bir aydır. Siyasal olarak baktığınız zaman ise, 1 Mayıs’ların, 6 Mayıs’ların, 19 Mayıs’ların, 27 Mayıs’ların yaşandığı bir umut yılıdır.” 19 Mayıs’da yeni albümü ile ilgili ilk konserini Samsun’da verdi. Samsun, Kuvay-ı Milliye’nin ve Kurtuluş Savaşı’nın başlangıç noktasıdır. 19 Mayıs bir tarihtir, silinemez. Tıpkı 23 Nisan – 29 Ekim Cumhuriyet Bayram gibi, ulusal bayramların insanların tarihinde oynadığı roller vardır. Türk ulusunun yazgısında bu bayramlarla belirlenmiştir.

Onun için tarihi yadsımak ya da tarih kitaplarından çıkarmak bir ulusa yapılan en büyük hakarettir. O ulusun özgürlüğüne el koymaktır.

Türk ulusu da beşyüz yıllık Osmanlı İmparatorluğu’ndan sonra Cumhuriyet’e kavuşma yazgısını, 19 Mayıs 1919 da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal ile belirlemiştir. O ve arkadaşları Kuvay-ı Milliye’nin ruhunu Türk toplumuna taşımışlar ve zaferle biten Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, Cumhuriyet’i kurmuşlardır.

Bakınız ne diyor Edip Akbayram son Aydınlık Gazetesi (31 Mayıs 2012) söyleşisinde, 19 Mayıs Samsun Konseri’nde bu dünyanın en büyük devrimcisine, “buradan selam olsun Gazi Mustafa Kemal’e” diye mesajını verdi. 19 Mayıs ve Samsun’la özdeşleşen bir Edip Akbayram, bir buçuk yıl uğraştığı ve yeni çıkardığı CD’inde yorumu ve sözleri ile etkili türküler zincirinin, sevgi, bağımsızlık, özgürlük, yurtseverlik simgeleriyle müzik severleri selâmlıyor.

Ünlü sanatçımız Edip Akbayram’ın ilk türküsü beni aldı ve sarmaladı. Ve CD’nin içindeki on türküyü bir solukta dinledim. İki kez gözlerim yaşardı. Lirik sesi ile yorumladığı bu türkülerin her biri, alıp götürüyor insanı bütün kötülüklerden, acılardan çekip çıkarıyor, sonsuz bir derinliğe sürüklüyor sizi. Yurdum insanı Akbayram yaşamı boyunca hiç ödün vermeden, sesi gibi duruşunu da korudu ve sanatını doruğuna taşıdı. 10 Türküyü birbirinden ayıramadım. Yaşamımın belirli kesiminde hep türkü vardı. Bir dinleyici ile olarak türkü ile büyüdüm ve yaşamımın büyük bir bölümünde eşim Güner Karabacak’ın türküleri ile beslendim.

Yıllardır dinlediğim Edip Akbayram inanılmaz güzellikteki yorumlarıyla bir halk ozan gibidir. Sözünü ettiğim bu türkülerinde, Anadolu’nun en derin yaşayan kültürü halk müziğidir. Edip Akbayram bu derin halk müziği kuyularından, güzel türküler çıkarıyor ve kuruyan tarlaları sulayıverir gibi bu gelenekle türkülerimizi besliyor ve yaşatıyor.

Yürekleri korkularına yenilenlerin / Sular kör kuyularına çekilenlerin / Seslerini çölde, çölde yitirenlerin / Kitabımda sözü canım bittiye yazın/ Düşlerinden gidenleri / Kuytularda sinenleri /Sevdasından dönenleri / Gittiye yazın / Mektup olup adresini bulmayanların / Sevdasına göğsünü siper koymayanların / Karanlığa karşı isyan durmayanların / Kendi destanından canım geçtiye yazın / Yorulup ta kaçanları / Namerde el açanları / Davasından geçenleri / Bittiye yazın. Parçalarından biri olan “Bittiye Yazın” türküsü, Sözü Gülbahar Uluer’e ait, müziğini Cem Yıldız’ın yaptığı bu parça Yunus Emre’den, Aşık Veysel’e uzanan bir ıssız Anadolu yolculuğunun soluklu durağında, bu türküde de Edip Akbayram’ keyifle dinliyorum.

Duygulu sesi, seçtiği türkülerdeki ezgiler yeni bir soluk getiriyor Akbayram’a. Aslında Edip Akbayram uzun aralar ile çıkardığı CD’lerinde hemkendini yeniliyor, hem de yeni deyişlerle halk müziğimizin zenginleşmesine katkı sağlıyor.

Edip Akbayram‘ın “Mayıs” adlı yeni CD’sini bütün okurlarımıza dinlemelerini öneririm.

5 Haziran 2012

Etiketler

Bir Yanıt Yazın