montesquieu-siyaset-ve-tarih

Despotizm üzerine / Louis Althusser

Kitap

Despotizmin ilk özelliği, deyim yerindeyse, hiçbir yapısı olmayan siyasal bir rejim olmasıdır. Ne siyasal-hukuksal ne de toplumsal bir yapısı vardır. Montesquieu despotizmin yasalarının olmadığını yineler pek çok kez; bu da, en başta, temel yasalarının olmadığı anlamına gelir.

★★★

Siyasal ve hukuki aşkınlığa, dolayısıyla ne geçmişe ne de geleceğe yer vermeyen despotizm, içinde bulunulan anın rejimidir. Bu güvensizlik her tür toplumsal yapının ortadan kalkmış olmasıyla sağlama alınmıştır. Demokraside görevlilerin belirli bir konumu vardır; mülkiyet, hatta görece bir zenginlik de yasayla güvence altına alınmıştır. Monarşide soyluluk ve ruhban sınıfı, kendi ayrıcalıklarının tanınmasıyla korunmaktadır. Despotizmde ise insanların birbirinden farklı kılan hiçbir şey yoktu: bu, tüm uyrukları aynı tek biçimliliğe indiren, uç derecedeki bir eşitliğin iktidarıydı. Burada, der Montesquieu, insanlar demokrasideki gibi, her şey oldukları için değil, hiçbir şey olmadıkları için eşittirler.

★★★

Herkesi birbirine eşit kılan bu çölde ortaya çıkan toplumsal ayrımlar, evrensel çaplı bir ayrımsızlığın görünür yanından başka bir şey değildi. Düzeni sağlamak ya da dehşet salmak için bu denli gerekli olan, ordu dediğimiz şu kuruma bile yer yoktu bu rejimde: çünkü ordu, genel istikrarsızlık açısından, son derece istikrarlı ve son derece tehlikeli bir kurum olacaktır.

Hükümdara doğrudan bağlı bir yeniçeri muhafız birliği gerekirdi olsa olsa; öyle ki, hükümdar sarayın karanlık odalarına tıkacağı bir kelle peşine hemen salabilirdi bu muhafızları.

★★★

Despotizmin zamanı ise, sürenin tam tersidir, andır. Despotizm süregiden hiçbir kurum, hiçbir zümre, hiçbir aile tanımamakla kalmaz, despotizmin edimleri an içinde ortaya çıkarlar. Halkın tümü de despotun tıpatıp aynısıdır. Despot, hemen o an karar verir. Düşünmeden, nedenleri kıyaslamadan, kanıtları tartmadan, düzensiz ve dengesiz biçimde karar verir. Düşünmek için zaman gerektiği gibi, bir de, gelecek konusunda düşünceye sahip olmak gerekir. Oysa, despot, karnını doyurmak için kâr eden tüccar kadar düşünür geleceği, işte bu kadar. Bütün düşüncesi ise karar vermeye indirgenir; memurların oluşan o gelip geçici topluluk ise körü körüne yapılmış aynı hareketi en ücra eyaletlere kadar yineler. Ne karar verebilirler ki? Elinde yasa diye bir şey olmayan yargıçlara benzerler. Tiranın hangi nedenlere dayanarak karar verdiğini bilmezler; tiran da hiçbir nedene dayanmaz zaten. Ama gene de bir karar vermeleri gerekir! Bu durumda onlar da, tıpkı tiran gibi, hemen bir anda karar verirler.

Louis Althusser, Monstequieu – Siyaset ve Tarih, çev. Alp Tümertekin, İthaki Yay., İstanbul.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir