Kayıp Aydınlanma Arap Fetihlerinden Timur'a Orta Asya'nın Altın Çağı

Yitik Bir Aydınlanmadan Işımalar (1)

  Dünyamızın zengin, katmanlı, karmaşık jeolojik yapısının oluşumunda yanardağlar, belli aralıklarla gerçekleştirdikleri büyük patlamalar ve püskürttükleri lav kütleleriyle önemli bir rol oynadılar. Yer kürenin milyonlarca yıllık evrim sürecinde mağmanın birikmiş enerjisini ve minerallerini yeryüzüne fırlattılar. Böylece sönmüş, küllenmiş eski lav kütleleri yenileriyle birleşerek ve sentezlenerek katmanlaşmış yapılar oluştu. Mineral bakımından muazzam zenginlikteki bu jeolojik yapılar […]

Tamamını Okuyun
Cemil Altaylı

Resimde Toplumsal Gerçekçilik ve Cemil Altaylı: Toprağın İsyanı

Türk resminin özellikle 1920’lerden günümüze gelişim serüvenine baktığımızda, ulusal ve toplumsal sorunlara ilginin artması ile figür ağırlıklı resme yönelim arasında bir koşutluğun olduğunu görürüz. Başka deyişle, sanat ve edebiyatta, ulusal ve toplumsal mücadelenin yükselmesine bağlı olarak, insanın çok boyutlu gerçekliğini, toplumsal sorunları, bireyin toplumla, doğayla ve kendiyle olan çatışmalı ilişkilerini ve uyum arayışlarını daha derinlemesine […]

Tamamını Okuyun
İbrahim Kalın

150 Yıllık Türk Devrim’inin Öyküsünü Reddeden Başkalarının Öyküsünde Figüran Olur

  Aydınlık gazetesinde Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın‘ın açıklamaları üzerine açılan tartışmayı çok yararlı buluyorum; Kalın‘ın gerçek fikir ve niyetinin ortaya çıkmasını sağladığı gibi, Vatan Partisi‘nde farklı fikir ve tavırların da netleşmesine ve doğru, gerçekçi bir kavrayışa ulaşılmasına hizmet edebilir. Ne demişti Kalın: “Bize 150 yıldır modernleşme adı altında başkalarının hikayeleri anlatıldı. Artık kendi hikayemizi yazma […]

Tamamını Okuyun
Tatbiki Güzel Sanatlar Akademisi

‘Biz bu .oku niye yedik!..’ ya da baştan başlamak…

En sonunda, ağanın marabasına itiraf ettiği “Madem başladığımız yere dönecektik, biz bu .oku niye yedik!” noktasına gelmiş bulunuyoruz. Türkiye’nin acı ve ibret dolu, kabullenmesi zor, dramatik bir gerçeğidir bu. 1980’lerde küresel merkezlerin emriyle uygulamaya konan serbet piyasacı “tüketim toplumu” modelinin yıkıcı, zehirleyici bir iflasıdır.

Tamamını Okuyun
Kayıt Tutucu

Türk edebiyatına postmodern tecavüzün kayıt tutucuları (2)

1950’lerden sonra Batı’da, akıldışılığın yaygınlaştığı, sempatik, itibarlı hale geldiği bir düşünsel iklim oluştu. Bu temelde geliştirilen bütün düşünsel ve estetik teori ve pratikler, Batı’nın çöküş yönündeki gelişme eğilimiyle, kuşkusuz devrimci nitelikte karşıt eğilimlerini barındırmakla birlikte, büyük ölçüde uyum içindedir.

Tamamını Okuyun
Madonna

Kitsch kültürü ve eleştirinin değersizleştirilmesi

Kültür ve sanat tartışmalarında anlamlı bir sonuca varabilmek için iki belirleyici ögenin netleştirilmesi gerekir. Bunlar netleştirilmeden, uğratıldıkları anlam bozuklukları giderilmeden ilerlemek olanaksız. Birincisi, modern ya da çağdaş kültür ve sanatın kırmızı çizgileri veya çerçevesi. İkincisi ise, bu kırmızı çizgiler içinde esas alacağımız, dayanacağımız temel kavramlar ve değerlerdir. Çünkü, bugün Batı merkezli postmodern kültür ve sanat […]

Tamamını Okuyun
Nazım-Hikmet

Bugün Nazım’ı nasıl anlamalıyız?

3 Haziran Nazım Hikmet’in 57. ölüm yıldönümü; ben de halimce Nazım üzerine ilk kez bir şeyler yazıyorum, biraz gecikme pahasına. Denebilir ki, Nazım’la ilgili söylenmedik, yazılmadık ne kaldı ki?.. Onun sırtından “büyük” şair ve yazar olanlar, servet edinip köşeyi dönenler, üretmeden şöhret olanlar, çakma solculuğunu tescil ettirenler, rakı sofralarında, entel-solcu muhabbetlerinde itibar toplayanlar, vs, vs… […]

Tamamını Okuyun
Ahmet Mithat Efendi

Edebiyatı Cedide’den günümüze dekadanlık

Dekadanlık, özellikle burjuvazinin devrimci enerjisini yitirdiği ve gericileşmeye başladığı 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kültür ve sanat tartışmalarında sık kullanılan bir kavramdır. Büyük Larus ansiklopedisinde sözcük karşılığı “gerileyiş, çöküş içinde olan” anlamına gelmektedir. Kapitalizmin insana karşı, insanı yabancılaştıran, metalaştıran niteliğine karşı orta sınıf aydınında yaşanan derin bunalımın bir sonucu olarak dekadanlık, sanatın/sanatçının toplumsal ve siyasal […]

Tamamını Okuyun
Kelebek

“Kelebek”in dalga denklemi ve tarihin dalgaları

Fransız asıllı Henri Charriere tarafından 1968 yılında yayımlanan Kelebek (Papillon) romanı, biz 68 kuşağının, hatta 70’ler gençliğinin en çok okuduğu ve beğendiği yapıtlardan biridir. Öyle ki kitap, tutkuyu, sabrı, zekayı ve iradeyi en çarpıcı öğretici biçimleriyle betimleyen öyküsüyle, akıcı, büyüleyici anlatım diliyle 12 Mart ve 12 Eylül zindanlarındaki çoğu devrimciyi olağanüstü etkilemişti. Kitapta anlatılanların haksızlığa […]

Tamamını Okuyun
Teali İslam Cemiyeti

Yabancılaşma, soysuzlaşma ve aydın ihaneti

  Mustafa Sabri ve Ahmet Altan… Bu iki ismi yanyana getirenin ne olduğu az çok kestirilebilir. Evet, onların çok temel bir ortak özellikleri var: Ulusa yabancılaşma, soysuzlaşma ve ihanet!… Bu iki isim, ulusa, ulusal kimliğe, kültüre ihanetin simgeleşmiş kişilikleridir. Her ikisi de Türk olmanın nefrete varan yeminli düşmanlarıdır. Ahmet Altan‘ı bütün düşünce ve eylemleriyle yeterince […]

Tamamını Okuyun

“Nataşa’nın Dansı”ndaki Turan motifleri ve Avrasya kültürü

  Tolstoy’un büyük romanı “Savaş ve Barış”ı ikinci kez okuduğumda, birincisinde hiç dikkatimi çekmeyen –çünkü, o zamanki ilgim ve önceliklerim farklıydı- çok önemli bir gerçeği fark ettim. Aslında ikili olan bu gerçeğin birinci noktası, kitabın; Napolyon işgaline karşı Çarlık Ordusunun yürüttüğü savaşın, Rus ulusal direnişine ve dirilişine dönüştüğü, ulusal bilincin güçlü tohumlarının atıldığı destansı hikayesini […]

Tamamını Okuyun
Sanatın insansızlaştırılması

“Sanatın insansızlaştırılması”: Bir ileri sanatsal aşama mı, sanatın yıkımı mı?

  “Asırlardan beri gelişe gelişe bugüne varan şiirin kazandığı imkanlardan  niçin faydalanmamalı? Bu sadece, şekli zorlamakla yeni şeyler yapılabileceğini zannetmektir. Mesele şekilden çok muhtevada, muhtevanın yeniliğindedir. Yeniciler ümidi kırılmış, idealini kaybetmiş, dejenere olmuş veya olmaya doğru giden bir sınıfın bezginliğini, dünyadan kaçmak özleyişini -ki gerçekler karşısında yenilmekten gelir-, bilhassa ‘ölüm’ü bol bol terennüm ediyorlar… Bir […]

Tamamını Okuyun
Rus Düşünce Tarihi

“Rus Düşünce Tarihi”* ve düşündürdükleri

Rus Devrimi ile Türk Devrimi arasındaki koşutluk, kader birliği ya da tarihsel-toplumsal benzerlikler, iki ulusun çağdaş tarihini biraz bilenlerin rahatlıkla görebileceği önemli bir siyasal-kültürel gerçekliktir. Ayrıca şunu da vurgulamak gerekir ki, bu koşutluk, bir çok yönüyle yaklaşık 50 ya da 100 yıllık periyodik tarihsel bir farkla seyretmektedir. Rus Devriminin aydınlanma / modernleşme adımları ve devrimci […]

Tamamını Okuyun
Kadıköy Boğa

Korona günlerinde geçmişten geleceğe bir gezinti

Büyük felaketler, aslında büyük öğretmenlerdir; kuşkusuz ders çıkarmasını ve öğrenmesini bilene. Ve derler ki “akıl, insanın kafasına dayanmış bir çividir”. Aklın yeterince çalışması için felaketlerin demir balyozu o çiviyi beynimize çakmalıdır. İşte insanlık ve ulusumuz böylesi benzersiz günleri yaşıyor. Akıl ve vicdanın en üst düzeyde buluştuğu, insanlığın geleceğine yön verdiği anlar… Korona virüs salgınını, sokağa […]

Tamamını Okuyun
Nietzsche

Postmodernizmin düşünsel kökleri: Nietzsche ve Nietzscheseverlik

Postmodernizmin tarihsel ve düşünsel kökleri, ana kaynağı nerededir, kimdir/kimlerdir? Bütün toplumbilimci ve felsefecilerin üzerinde birleştiği, postmodernist teorisyenlerin hemen hepsinin en büyük beslenme kaynağı olarak gördüğü kök isim Nietzsche’dir. Postmodern düşünce ve sanat anlayışıyla bağı olsun ya da olmasın, ister sol, ister sağ, ister sosyalist, Türk aydınının Batıcı-Tanzimatçı önemli bir kesimi, özellikle sosyalizmden umudunu kesip Marks, […]

Tamamını Okuyun
Hödük

İdeoloji/kültür ve siyaset ve de döneklikteki keramet (2)

Önceki yazımızda olgular olarak sergilediğimiz ülkemizin bozuluş ve çürüme odaklı insanlık durumlarını, şimdi de ideolojinin bütünsel ve derinlikli kapsamı içinde ele almaya çalışalım. Gerçeğin bütünsel kavranışı açısından bu çok önemli; çünkü ekonomik, toplumsal, siyasal, kültürel, ahlaki nitelikteki bütün sorunları ve onlar arasındaki karmaşık ve derin ilişkileri, ancak ideolojinin çok boyutlu kuşatıcılığı içinde doğru bir şekilde […]

Tamamını Okuyun
Şeyh Bedreddin

Bugün Şeyh Bedreddin olmak

Ölümünün altı yüzüncü yılında Şeyh Bedreddin bizim için anlamı hâlâ büyüktür. Düşünce ve eylemiyle, yaşadığı çağda, Osmanlı toplumunun olduğu gibi İslam dünyasının da en önemli, en bilge ve en yetkin düşünürüydü. Onun çağdaş aydına ve devrimciye esin kaynağı olan düşünce birikimi ve toplumsal eyleminin ruhu bugün de bütün canlılığıyla yaşamakta ve önemini korumaktadır. Şeyh Bedrettin […]

Tamamını Okuyun
Fırıldak

İdeoloji/kültür ve siyaset ve de döneklikteki keramet (1)

Küreselci karşıdevim yıllarında ülkemiz, idealler, ütopyalar, ülküler hapishanesine dönüştü adeta. Kuşkusuz hapishane en başta içimizde; düşünmekten ve sorgulamaktan alıkonan, sindirilen, aptallaştırılan beyinlerde, kararan yüreklerde. Bütün toplumcu, eşitlikçi, paylaşmacı değerler, görünüşteki “özgürlük ve demokrasi” şamatalarına, “büyüyen”, “dünya devleti” Türkiye masallarına karşın, gerçekte, düşünce ve gönül dünyasında zindanlara hapsedildi, derin çukurlara gömüldü. Toplumsal, insani değerlerin, duyarlılıkların, erdemli […]

Tamamını Okuyun
Görgüsüzlük

Hödüklüğün altın çağı

Önce hacıağalık, görgüsüzlük vardı. Sonra uyanık kerizlik ve zübüklük, sonra da hödüklük… Son günlerde dilime dolanmış durumda. Acaba ben mi takıntı haline getirdim diyorum kendi kendime. Dönüyorum dolaşıyorum, düşünürken, çalışırken, uyurken bu hödük kuşatmadan bir türlü kurtulamıyorum. Yaşadığım, gözlemlediğim her olayda, her davranışta bir hödüklük sırıtması, bir hödüklük gösterisi var sanki. Kaçış ne mümkün; hangi […]

Tamamını Okuyun
Huma Kuşu

Avrasya kültürünün mitolojik kökleri: Türk kültüründe “ejder”in “evren”selliği

Türk kültürünün mitolojik, tarihsel köklerini incelerken, özellikle kutsal dağ, kutsal ağaç/Hayat Ağacı, Huma Kuşu/Umay, Sungur Kuşu, Kartal, Ejder/yılan (Evren) gibi Türklerin kültürel değer ve inançlarını simgeleştiren ve bunları günümüze taşıyan doğa varlıkları ile karşılaşırız. İnsanın insanlaşma evriminin en yakın 100 bin yıllık sürecini düşündüğümüzde, onu bile çok az bildiğimiz tarihsel dönem en fazla 5-6 bin […]

Tamamını Okuyun
Ahi Evren

Ahi Evren’den günümüze üretim kültürü ve ulusallık

Günümüzün en önemli olgularından biri, ulusal kültüre ve tarihe karşı derin bir yabancılaşma yaşanıyor olmasıdır. Burada, geçmişten kalma kalıplarla kendini tanımlayan hiçbir sağ veya sol düşünce ve siyasetin ayrıcalığı, koruyucu aşısı yoktur. Hâlâ çok daha etkili bir gelenek ya da damar olan Batıcılık, kopyacı, aşırmacı Tanzimatçı kültürde kuşatıcı etkisini sürdürüyor. Emperyalist sistemden kopma ve Avrasya […]

Tamamını Okuyun
Kara Kitap

“Kara Kitap”ın anatomisi ve kendi olmak

Bilindiği gibi Türkiye’de postmodern edebiyatın en iddialı ve popüler romanı, Orhan Pamuk’un Kara Kitap’ıdır. Kitap piyasaya çıktığı 90’lı yıllarda çok tartışıldı. Sert eleştiriler yapıldığı gibi, temel iletisi ve ideolojik arka planı bilinerek veya bilinmeyerek bir çok olumlu, “heyecan verici” tepkiler aldı. Kitabın genel olarak “yeni”, “ilginç”, “başarılı” bir yapıt olarak değerlendirilmesi, dönemin ruh hali, yaşanan […]

Tamamını Okuyun
populer-yazarlar

Türk edebiyatına postmodern tecavüzün kayıt tutucuları (1)

BATI BATARKEN GÜNEŞİN BİLE BATI’DAN DOĞDUĞUNA İNANANLAR 1980 sonrası Küresel Karşıdevrimin entelektüel memurları, Aydınlanma/modernite projesi ve ideallerine karşı dayatılan postmodernizmi “ilerici”, “devrimci” olarak kutsayarak meşrulaştıran bir düşünce ve kültür-sanat anlayışını yaratmaya çalıştılar. Bu devşirilmiş ve görevlendirilmiş sözde aydınlar, misyonlarını öyle bir şevkle yerine getirdiler ki, “küreselleşme”, “ulusal sınırların ortadan kaldırılması”, “insan hakları”, “özgürlük”, “çoğulculuk/çokseslilik” söylemleriyle; […]

Tamamını Okuyun
Sol-sağ saflaşması

Sol-sağ saflaşması anlamını yitirdi mi?

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım, Aydınlık internet gazetesinde çıkan “Halkın adalet duygusu ve devrimci siyaset” başlıklı yazımla ilgili “sağcılık” eleştirisi yapmıştı. O yazımın özünü şunlar oluşturuyordu: a) En son, YSK’nın, yenilenen İstanbul yerel seçim kararında da görüldüğü gibi, Türkiye’de, yargı da dahil, hayatın her alanında büyük bir adaletsizlik ve haksızlık yaşanmaktadır. b) Buna hak ettiği oranda […]

Tamamını Okuyun

Halkın adalet duygusu ve devrimci siyaset

23 Haziran seçim sonuçlarını belirleyen en kritik olay, YSK‘nın hukuku çiğneyerek aldığı seçimi yenileme kararıdır. İktidar baskısıyla alınan karar ve gerekçesi, kamu vicdanını derinden yaraladı. Türk milletinin adalet duygusunu çökerten, onunla alay eden ve derin bir öfke yaratan bu karar, seçime ilişkin tercihlerde büyük bir kırılmayı ve dönüm noktasını oluşturuyordu. Bu saptamayı, seçim sonuçlarını yüzdeyüze […]

Tamamını Okuyun
Başka bir Sanat Mümkün mü

“Başka bir sanat”ın olanakları üzerine

Aşağı yukarı aynı içerikte bir yazıyı ele almayı düşünürken “Başka bir Sanat Mümkün mü?”* başlıklı kitap elime geçti. İçlerinde Alaaddin Şenel, Ali Artun, Emre Zeytinoğlu, Feyyaz Yaman ve Sungur Savran gibi tanıdık isimlerin olduğu 14 yazar ve sanatçının bağımsız makalelerinden oluşan bir kitap. Başlıkla verilen -en azından bendeki- algı ve ilk izlenim, kapitalizm ve metalaşma […]

Tamamını Okuyun

Sanat ve ahlak ilişkisi, ya da alçaklığın estetiği olur mu?

Yeni Ortaçağ’ın sanat kuramcılarına göre, sanatın toplumsal, insani bir amacı yoktur, olamaz! Sanatçı, eserini üretirken içinde yaşadığı topluma, ulusa ve insanlığa karşı herhangi bir ahlaki sorumluluk duymak zorunda değildir! Yani, güzellik bilimi olarak estetiğin ilkeleri “postmodern çağ”da geçerliliğini yitirmiştir! Dolayısıyla, sanatta gerçekliğin ve toplumsalın karşılığı olan içerik ile bunun söz, nota, renk-çizgi vb aracılığıyla ifade […]

Tamamını Okuyun

Ruslarda Türk kültür geni… Mehmet Ulusoy yazdı

İşbirlikçi holding basını, emperyalist merkezlerde üretilen ırkçı safsatalarını değişik adlar altında ısıtıpısıtıp yeniden piyasaya sürüyor. İki yıl önce, “Anadolu’da Türk geninin yaygın olmadığı, Türklerin küçük bir azınlık olduğu” iddia edilmişti. Hatta 19. yüzyıldan beri emperyalizmin ırkçı teorisyenlerinin uydurduğu Türkleri ikinci sınıf, gelişmemiş bir ırk olarak gösterme çabası, tekrar horlatılarak “Türklerin IQ’sünün düşük olduğu” gibi saçmalıklarla ileri sürülmüştü.

Tamamını Okuyun

Tüketim manyaklığının ve asalaklığın estetize edilmesi… Mehmet Ulusoy yazdı

Üretim kültüründen tüketim kültürüne… Tüketim manyaklığının ve asalaklığın estetize edilmesi (1) Mehmet Ulusoy Yeni Ortaçağ sisteminde Aydınlanma/modernleşme değerlerinin terkedilmesi ile birlikte, Batı’da, Rönesans’tan 20. yüzyıla 500 yıllık tarihi süreçte biçimlenen, insan aklını, emeğini, üretimi/üreticiliği, yaratıcılığı esas alan bütün kültürel, ahlaki, estetik değerler de terkedilmektedir. Avrupa’da aydınlanmanın, kültür ve sanattaki yaratıcı atılımların merkezi Paris ise, neoliberalizmin […]

Tamamını Okuyun