Yetenek

Körün Fil Tarifi

“Körün fil tarifi” ifadesini pek severim, yaşanan durum hiç de hoşuma gitmese de. Başka ülkeleri ve kültürleri bilmem ama sanattan siyasete bu bakış tarzı ayrıkotu gibi kuşatmış algılarımızı. Kimi kulağını tutar filin, kimi hortumunu, kimi gövdesini ya da kuyruğunu. Bakar körlerin dayanılmaz sefaleti. Ucu açık tartışmalar, atışmalar sarhoş yemeği gibi ısıtılıp- ısıtılıp konur önümüze. Sebep […]

Tamamını Okuyun
Yeni Köleci Çağ

Yeni köleci çağ

“Türkiye’nin sorunları nedir?” diye bir anket yapılsa herkes kendine göre bir sıralama yapar. İnsanın neresi ağrıyorsa canı oradadır. Ortaokuldayken “Amca sen hangi partidensin?” diye sorardım amcalara. Aklımca siyaset konuşacağım onlarla. Aldığım cevap ise “Ekmek partisi….” olurdu. Zaman içinde adil/hakça paylaşımın önem ve değerini anladım. Ancak, üretimin arttırılması gibi bir olgunun da hakça paylaşım kadar önemli […]

Tamamını Okuyun
İnsan

Her insan bir dünya

I “Her gün yeniden yapılan bir şeydir siyaset” derler. Ki hem doğru, hem de gerçektir. Ol-öl sarkacında her an kendini yenileyen evrensel bir yapının salt siyaset terazisinde ifadesinde ibarettir bu söz. II “İyi/doğru-kötü/yanlış”; kişiye, zamana, zemine göre ve hatta kültürden kültüre değişen bu kavramlar, iki algı boyutudur. Bu bağlamda iyi ve/veya kötü olarak tanımladığımız şeylerin […]

Tamamını Okuyun
Klavye

Hiçbir şey yapmamak !

I Ne derin bir tümcedir ve giderek genişleyen, “Hiçbir şey yapmamak!” Irmağın akışına kapılmış bir dal parçası ya da rüzgârın savurduğu kuru bir yaprak ya da karanlığında gecenin bize göz kırpan ışığı yıldızların… Irmağa kapılan dal parçası ile rüzgârda savrulan yaprak ve yıldızın ışığı arasındaki ilişki şiirin iklimini gösterir bize. Yakın olan uzağın şarkısıdır o, […]

Tamamını Okuyun
Harf

Harf Yakıştırmak Hayata

I İlk bakışta her şey tamamdır da bir şey eksiktir yine de… Bir histir bu. Bakılıp da görülmeyen bir ses, bir koku, bir renk vardır, dokunacak denli yakın olduğunuzu hisseder de ulaşamayız ona. Herhangi bir duyguya takılıp kalmak hem kendimizi hem de hayatı keşfetmemizin önüne neredeyse aşılmaz bir duvar çeker. Bu duygu, geçmişe yönelik ise […]

Tamamını Okuyun
Reşit Bekirof

Değdi Saçlarıma Bahar Gülleri

Reşit Bekirof tarafından 1949 yılında şarkı haline getirilen ‘Nazende Sevdiğim‘ şiirinin hikâyesi Azeri bir gazetede yayınlanır. Bekirof‘un geçtiğimiz günlerde bulunan anılarından derlenen o haber, Türkiye’de de çok sevilen ‘Nazende Sevdiğim‘ şarkısının hikâyesini de ortaya çıkarmıştır. 1988 yılında sosyalist olduğu için zehirlenerek öldürülen Reşit Bekirof‘un anıları yayınlanır. Azeri gazetedeki habere göre, İkinci Dünya Savaşı sırasında Kırım‘daki […]

Tamamını Okuyun
Kızıl Gonca

Bir Kızıl Goncaya Benzer Dudağın

Hiçbir şey görüldüğü gibi değildir. “Her gördüğün sakallıyı deden sanma” der atalarımız. Şeylere bakarken önyargılar, ön-kabuller nasıl da yanıltır bizi. Öğretilmiş çaresizliğin kaçınılmaz sonucudur bu. “Bir kızıl goncaya benzer dudağın” zemin haneli Amir Ateş bestesi, güftesi Melek Hiç‘e ait Muhayyer Kürdü şarkı için “Ruj reklamı” diyen muzip bakışlar da çıkabilir. Kim diyebilir ki bu şarkı […]

Tamamını Okuyun
Oturan Adam

Düş-Altı Belgeseli

O gün herhangi bir cumartesiden biriydi… Ya da ben öyle olmasını istiyordum… Oldukça geç kalkmış ve kahve eşliğinde bir şeyler yemiştim… Ve tıraş bile olmadan giyinip birkaç dergi, kitap ve not defterimi alıp çay bahçesinin yolunu tuttum… Birkaç masadaki tanışlara selâm bile vermeden bir köşeye oturdum… Çay ve sigara eşliğinde önce dergileri okumaya başladım.. Özkan […]

Tamamını Okuyun

Ben Seni Unutmak İçin Sevmedim

Çok sevdiği eşinin hastalığı onu acının derin kuyularına atmıştı. Tedaviyi de reddediyordu. Ölümün yaklaştığını fark etmeye ve onu kabul etmeye başlamıştı. Artık zaman kavramı kalmamıştı. Arkadaşlarının, komşularının ve hatta aile üyelerinin bile ziyaretini geri çeviriyordu. Ziyaretini kabul ettikleriyle bile etkileşimde zorlanıyor ve bundan hoşlanmıyordu. Kendi hayatı hakkında düşünüyor ve anıları ziyaret edip duruyordu. Nasıl bir […]

Tamamını Okuyun
Şarkı

Romanlar ve şarkılar

“Bizim romanlarımız şarkılarımızdır” I Bizim musikimiz bir söz musikisidir. İster kırsal hayatın türkülerine bakınız, ister kentlerin müziği şarkılara. Kentler insanın sanat yolculuğunda klasiklerin oluşup göverdiği iklimler olup şüphesiz kökleri kırsalda olan bir söylemdir. Sanatın kuralları ve kuramı, kentlerde belirlenmiştir. Kırsalda türkü yakan biri bunu kaç kaçlık biri ritimle ve hangi ses dizisiyle yazacağını hiç düşünmez, […]

Tamamını Okuyun
Maksim

Olmayanın oldurduğu

Öyle noksanlar vardır ki diğer algı noktalarının gelişerek genişlemesine yol açarlar. Görme engellilerde ses ve dokunma algısı, görme yetisi olanlara göre daha ileri düzeydedir. Nota bilmeyen öyle müzisyenler vardır ki duydukları ezgiyi anında çalıp söylerler.

Tamamını Okuyun
Dijital polis devleti

Dijital polis devleti

Doğayı, kâinatı, toplumsal yaşamı okuyan, yeni önermeler getirenler her dönemde küçük bir azınlık olmuştur şüphesiz. Bu küçük azınlığı da yönlendiren bir çekirdek hücre olmuştur hep. Çünkü halk her dönemde gündelik yaşayan bir kalabalıktır. İaşe ve ibate biricik önceliği, kaygısı olmuştur.

Tamamını Okuyun
Kalamış

Kalamış şiirinin ve şarkısının hikâyesi

Bestekâr Dr. Alaeddin Yavaşça‘nın eşi Ayten Hanım İsmet Bozdağ‘dan dinlediği bir hikâyeyi anlatıyor. Münir Nurettin Selçuk sağlıklı günlerinde, Kalamış‘ta yalnız kendisinin şarkı söylediği bir kulüp açmış, içeri girmek için önce Kulüp’e üye olunuyormuş: Yemek servisi, meze yokmuş, yalnız viski servis ediliyormuş, müşteriler, önce kartlarını gösteriyorlar, sonra içerde içtiklerinin hesabını ödüyorlarmış. Münir Nurettin Selçuk, (1900-1981) dostu […]

Tamamını Okuyun
Saat

Kurmaca şeyler

Düş kurmak, saat kurmaya benzer desem, pilli saatlerle ve hatta artık cep telefonundan vaktini öğrenen kuşaklar için arkeolojik ve antropolojik bir buluntu göstermiş gibi olurum. Bu arada Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanı vesilesiyle Ahmet Hamdi Tanpınar ustaya bir selâm göndermemiz gerekir.

Tamamını Okuyun
Akşamüstü

Bir bahar akşamı rastladım size

Ansiklopedilerin yaygınlaştığı dönemde bir maddedeki hatanın kopyala-yapıştır uygulamasıyla çoğaldığını gördük. Ansiklopedi maddelerinin güncellenmesi ek maliyet gerektiren bir iştir. Bu işe yayın piyasasında “tamirat” adı verilirdi. Hâlâ öyle mi bilmem. İnternet çağında ise bilgiye ulaşmak ne denli kolaylaştıysa, hatalı bilgi de o denli yaygınlaştı. Türk musikisi tarihi de bu kopyala-yapıştır işlerden nasibini almakta kaçınılmaz olarak. Bunun […]

Tamamını Okuyun
AVM

Kendine maske takmak!

Tepe not: Bu maskenin Corona virüs salgını sebebiyle insanlığa taktırılan maskeyle yakın uzak bir alakası yoktur. I Kırılma anı Herhangi bir gün diye başladığımız vaktin ışığı öyle bir kırılır ki renklerine, hiç görmediğiniz bir renk ve zevk rüzgârı sizi bambaşka bir benle tanıştırır. O gündeki o vaktin, ömrünüzün bir başka benine geçiş aralığı olduğunu fark […]

Tamamını Okuyun
Erdal Alova- Yaşamdaşlarım Alova

Erdal Alova ile edebiyat yolculuğu

“Sanatçı ışığı alnında ilk hissedendir” der Atatürk, 20. Yüzyılın devrimler çağı olduğu ise şüphesiz tartışılmaz. Erdal Alova‘nın “yaşamdaşlarım alova” adlı kitabını okumayanlara öneririm. Kimlerle rastlaşacaksınız? Yaşar Nabi, Memet Fuat, Nazım Hikmet, Onat Kutlar, Edip Cansever‘in “Kendi adresine sürgün bir yaratık” dediği Ece Ayhan, Can Yücel, Selahattin Hilav, Cemal Süreya‘nın tanımıyla “şiir tankeri” Fazıl Hüsnü Dağlarca… […]

Tamamını Okuyun
Ada

“Ada sahillerinde bekliyorum”

“Türkçe sözlü hafif batı müziği” ve/veya “Türkçe sözlü hafif müzik” 1960’lı yıllardan başlayarak batıda, “pop müzik” olarak bilinen şarkılara Türkçe söz yazılmasıyla oluşan müzik türüdür. Anlatımın dört kelimeden oluşması sebebiyle zaman içinde” Türkçe pop” veya “pop müzik” ifadesi kullanılmaya başlanmıştır. Ancak, Türk müzik tarihinde Türkçe söz yazılan ilk müzik “Kâtibim” adı ile de bilinen “Üsküdar’a […]

Tamamını Okuyun
Aksaray

Kendine yetmek

“İnsanlara ne tavsiye edersin?” sorusunu şöyle yanıtlar Andrey Tarkovski, “Bilmiyorum… Bence tavsiye etmek istediğim tek şey, yalnız olmayı ve mümkün olduğu kadar çok tek başlarına vakit geçirmeyi öğrenmeliler. Bence günümüz gençliğinin yaptığı hatalardan bir tanesi gürültülü ve her daim agresif etkinlikler ile bir araya gelmeye çalışmaları. Bana kalırsa yalnız hissetmemek için bir araya gelme arzusu […]

Tamamını Okuyun
Faruk Nafiz Çamlıbel

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok

Ünlü şair Faruk Nafiz Çamlıbel, iki çocuğunun annesi Azize Hanım hastalanınca, tanıdığı olan kadın doğum doktoru Alaeddin Yavaşça’ya danışır. Yavaşça, şair ile eşini kendisinden daha tecrübeli olan hocasına götürür ve o doktor kanser teşhisini koyar. Hastalık çok ilerlemiştir ve kadıncağız fazla yaşayamaz. Hikaye Alaeddin Yavaşça‘nın anlatımıyla şöyledir: “Faruk Nafiz Çamlıbeli bilirsiniz. Gelmiş geçmiş şairlerin en […]

Tamamını Okuyun
Melahat Pars

Ben gamlı hazan’ın hikâyesi

Şarkıların ve türkülerin hikâyelerini araştırıp yazmayı seviyorum. Sevgi Dostları Türk Müziği Topluluğu‘nun Sonbahar Şarkıları konseri repertuarında olan “Ben gamlı hazan sense bahar, dinle de vazgeç” misrai ile başlayan şarkının hikâyesini araştırırken bir şehir efsanesi ile karşılaştım. Melahat Pars çok genç yaşlarda bu şarkının söz yazarı Sıtkı Angınbaş‘tan ders alırken, hocasına âşık olmuş da hocası bu […]

Tamamını Okuyun
Üsküdar'a gider iken

Bir Türkünün Arka Sokakları: Kâtibim

“Üsküdar’a giderken aldı da bir yağmur” veya “Kâtibim” türküsü olarak bildiğimiz ezgi 08.11.1945 tarihinde Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmiştir. Repertuvar No: 1140. TRT Arşivinde kaynak olarak “Yöre Ekibi” verilmektedir. Bu türküyü bilmeyen, duymayan da yoktur. Yabancılar tarafından çekilen çeşitli filmlerde fon müziği olarak da çok kullanılmıştır.

Tamamını Okuyun

İnsanın kendini okuması

Gazanfer Eryüksel-O sesi kesip atmamız bir ezgiden veya bir tümceyi çıkarmamız bir metinden, o şeyleri yok etmez şüphesiz. İşte bu eylem bir kurgudur. Kurgu ise “anlam” temelli bir yapı inşasıdır. Hayata, hayatlarımıza bir anlam katma uğraşımız da kendimizi yontarak biçim/biçem verme çabasıdır. Doğanın kendi yazılımındaki anlamı okumak ise hayatlarımızın anlam kurgusunun abecesi taşıyıcı kolonudur. Anlam […]

Tamamını Okuyun

Büyümek mi, şişmek mi?

Büyümek ve şişmek… Büyümek sağlık işaretidir. Şişmek ise bir sağlık sorununu belirtisidir. Sosyal hayatlarımızda ve ekonomide bu iki kavram çokluk birbirine karıştırılır. Antalya’nın ilk profesyonel turist rehberi Hüseyin Çimrin ağabeyimle bir sohbetteyiz. 2019 yazı… Kahveci Veysel’de oturmuşuz konuşuyoruz, eskiden yeniden. Sohbetin tanığı ise Fikret Oğuz… “Bir gün tura çıktık” dedi Hüseyin abi, “Alman gurubu gezdiriyorum. […]

Tamamını Okuyun
Eski Bayramlar

Çocukluğumun Bayramları

Hep anlatılır, yazılır ya “Bayramlık yeni ayakkabılarımızı yastığın yanına koyar uykuya dalardık” diye… Ne garip hiçbir Bayram öncesi ayakkabımı başucuma alıp uyuduğumu hatırlamıyorum. Giysiler mi dediniz? 1950 ve 1960’lı yıllarda hazır giyim şimdiki gibi yaygın değildi. Üstümüzü başımızı hep annem dikerdi veya yün alıp kazak ve hırkalarımızı örerdi. Büyüme çağında kazaklar küçüldü mü iki eski […]

Tamamını Okuyun
Eski Meclis

İşte bu meclis

Sohbetlerde anlatıyorum hep, 19 Mayıs 1919‘da Atatürk‘ün Samsun‘a çıkmasıyla başlayan Kemalist Devrim süreci bir Milli Birleşik Cephe inşası olarak başlamış. Cumhuriyetin ilanından Atatürk’ün ölümüne dek sürmüştür. Bu cephenin adına Atatürk “Müdafa-i Hukuk” demiştir. Bu ifadenin temelinde de Meclis gerçeği vardır. “Önce Meclis mi, ordu mu?” adlı yazımızı okumayanlara öneririz efendim. İlk  Meclis kurulduğunda lise öğrencisi […]

Tamamını Okuyun
Eski Meclis

Önce meclis mi, ordu mu?

Dünya devrimler tarihinde meclis egemenliğinde gerçekleşen ilk ve tek devrimle kurulmuştur Türkiye Cumhuriyeti. Meclis demek milletin iradesi demektir. Hâkimiyet-i Milliye… Jön Türklerle başlayan, ikinci Meşrutiyet’le devam eden Türk devrim sürecinin millet iradesiyle taçlandırılmasıdır. Hadi daha sonra söylenecek olanı şimdiden söyleyelim mi? 23 Nisan 1920’de açılan Meclis’in duvarına “Hâkimiyet Bilâkayd ü şart milletindir” diye yazmak defacto […]

Tamamını Okuyun
Münir Özkul

Sarışın kukla İbiş

1980… İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları‘nda sezon bitti ve yaz oyunları ile sahne alacak olan Kanlı Nigar adli oyunda kanun çalıyorum. Yönetmenliğini Deniz Uyguner‘in üstlendiği oyunda başrolü Münir Özkul oynuyor. Provalar o dönemde yaz oyunlarının sahnelendiği Rumelihisarı‘nda devam ederken yönetmen Deniz Uyguner beni çağırdı. Provalara üç gün ara vereceğini ve beni Münir Özkul‘un özel asistanı olarak […]

Tamamını Okuyun

Lokantalar ve pazar gezmeleri

1950-60’li yılların Türkiye‘sinde ailece lokantaya gitmek istisnanın da istisnası bir durumdu. O da İstanbul, Ankara, İzmir gibi birkaç büyük kentte lafzıyla ve ruhuyla gerçekten kentli ve belli bir gelir düzeyinin üstünde olan aileler içindi. O yıllarda yaygın olan ailelerin pikniğe gitmeleriydi. Kendi bağı ve bahçesi olanların ise özellikle Anadolu’da işi kolaydı. O yılları düşünüyorum da […]

Tamamını Okuyun
Kültür geni

İlk işbölümü ve kültür geni

Kadın ve erkeklerin davranış biçimleri arasındaki farklılık tarih boyunca cevaplanması gereken bir soru olarak aşılmaz dağ misali herkesi meşgul etmiştir. Her davranış, şüphesiz belli bir sürecin sonucudur ve mutlaka bir sebebi bir kökü vardır. “Kadın niye böyle yapar veya erkek niye böyle yapmaz?” sorularının kök hücresi meyve toplayıcılığı ve avcılık döneminde yapılan ilk işbölümü ile […]

Tamamını Okuyun
Karadut

Karadut’un Mitolojik Hikayesi

Bir zamanlar birbirlerine âşık iki genç vardı. Kızın adı Tispe, delikanlının ki, Piremus idi. Yan yana evlerde otururlardı; birlikte büyüdüler ve çocukluklarından beri birbirlerine âşıktılar. Aileleri bu aşka karşıydı. Ama onlar, bu derin sevgiden vazgeçemiyorlardı. Bir gece, gizlice ormandaki ağacın altında buluşmaya karar verdiler. Tispe, ağaca Piremus’tan önce varmıştı. Uzaktan ağzından kanlar akan kocaman bir […]

Tamamını Okuyun
Çocukluğumun Ramazanları (3)

Çocukluğumun Ramazanları (3)

Ramazan davulcuları… Osmanlı döneminde saat olan evler parmakla sayılacak kadar azdır. İnsanlar zamanı namaz vakitleriyle ayırırlarmış. Örneğin öğle namazından sonra buluşalım ve ikindiden sonra evde olacağım gibi. Şehirlerde saat kulesi yapımı II. Abdülhamit‘in bir fermanıyla başlamıştır. Örneğin Çorum Saat Kulesi 7-8 diye de bilinen Hasan Paşa tarafından yaptırılmıştır. Safranbolu‘daki saat kulesinin ise ilginç bir hikâyesi […]

Tamamını Okuyun
Çocukluğumun Ramazanları (2)

Çocukluğumun Ramazanları (2)

İftarın sesli duyurusu şerefede okunan ezan ile Ramazan topunun patlamasıdır. Işıklı iftar duyurusu ise şerefelerde yanan kandillerdir. Aksaray‘daki evimiz Pertevniyal Lisesi‘nin arka sokağındaydı. Evin penceresinden sokağın girişindeki Pertevniyal Camii‘nin minareleri görünürdü. İftar yaklaşırken Kuran okuyan babaannem, ihtimal onun rahatsız etmemem için bana kandillerin yandığını haber etmemi söylerdi. Bu arada iftar sofrası annem tarafından özenle hazırlanırdı. […]

Tamamını Okuyun
Çocukluğumuz Ramazanları

Çocukluğumun Ramazanları (1)

“Kör ölür, badem gözlü olur, kel ölür sırma saçlı olur” derler ya… Her kuşak için kendi geçmişi badem gözlü, sırma saçlıdır. Belleğin dip kuytularındaki sararmış resimler, daha dün yaşanmış gibi anlatılır. Hangi şiirimdeydi, “anılar, zamanın yağmasından kurtardıklarımız” demiştim. Bizim kuşağın çocukluğunda da Kandiller, Ramazanlar ve Bayramlar önemli ve değerli günlerdi. Tıpkı bizden önceki kuşaklar gibi… […]

Tamamını Okuyun
Lahmacun

Lahmacun ve kentleşme

Güneydoğu mutfağı, özellikle Gaziantep mutfağı, ülkemizin en zengin lezzetlerini saklayan bir damak keyfidir. Bu mutfağın karakteristiklerinden biri de lahmacundur. İstanbul‘un kentleşme süreci iniş-çıkışlarla dolu bir yolculuktur. Bu kent yüzyıllarca Doğu Roma‘nın (Bizans) başkenti olmuş, 1453‘den sonra da Osmanlı İmparatorluğu‘na başkentlik yapmıştır. 21. yüzyılda ise sayılı dünya başkentlerinden biridir. Osmanlı Devleti çeşitli konularda sentezler yaparak bir […]

Tamamını Okuyun
Haluk Şahin

Dünyaya Hem İçeriden Hem de Dışarıdan Bakabilmek

Cevat Sakir‘in Bodrum‘a gidişi bir zorunlu ikamet, bir sürgündür. Cevat Şakir, bu dönemde Halikarnas Balıkçısı‘na dönüşürken, kültür dünyamıza da Anadolu‘daki kendi derin köklerini keşfettirir. Haluk Şahin‘in Bozcaada‘sı ise Cevat Şakir‘in zorunlu ikametinin aksine bilerek, isteyerek, planlayarak yapılan bir gidiştir. Bir sığınaktır Bozcaada… “İstanbul’un gürültülü, bencil, kalleş, nobran ve şımarık duruşuna karşı bir huzur adası…” “Ada” […]

Tamamını Okuyun
Erkan Yücel

Köpek yüzümü ıslattı

1979… Askerlik sonrası yeniden İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları‘ndayım. Sezon bitse de o dönemde Gezici Ekip olarak yaz oyunlarımız olacak, festivaller vb. Tiyatroya ne için uğramıştım şimdi hatırlamıyorum. Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi‘nde kulis ve kantin aynı yer. Kulise girer girmez tam çay alacaktım ki Genel Sanat Yönetmeni Hayati Asılyazıcı kulise geldi. Yanında ise Erkan Yücel… Selamlaştık. […]

Tamamını Okuyun
Radyo

Dün-gün sarkacında anılar

Dün-gün sarkacında akıl, kendince karşılaştırmalar yapar. Örtüşen ve ayrışan resimler süzülüp gelir belleğin kuytularından. Karşılaştırma ise soruları beraberinde getirecektir kaçınılmaz olarak. Dünde günü, günde ise dünü sorgularız. Anılar, ister yazan için ister okuyan için bir karşılaştırma metnidirler. Zamana yolculuk. 31 Aralık 1975‘de piyasada çömez kanuncu olarak işe gittim. Ne oldu şimdi hatırlamıyorum ama piyasayı bırakmaya […]

Tamamını Okuyun
Şiir

“Çağ şiir tutmuyor”

I “Çağ şiirsizdir” der Ahmet İnam, “Çağ şiir tutmuyor.” Hiç kimseye dönüşen/dönüştürülen insanın, kendini ve evreni okuyamaz oluşunun bir sonucudur çağın şiir tutmaması. Evren ve onun bir parçası olan insan artık denizde olup da denizi bilemeyen balığa benzetmiştir kendini. Bakıp da görememenin, okuyup söyleyememenin trajedisi… II Görmek… Gözün 24 kareyi okurken beyin 25. kareyi görüp […]

Tamamını Okuyun
Alkış

Alkış ve alışkanlık

Alkış, alışkanlık yaratan bir şeydir. Tiryakilikten de öte…  Hep istersiniz onu. Eksikliği nasıl da soluksuz bırakır ruhunuzu. İşte bu eksiklik ters akıntıyla geçmişe sürükler hayatınızı. Dünde alkışlarla bir hayat vardır çünkü. Bir şarkı kanatlandırır sizi, ya da bir oyundan bir replik. “Evet, oyle dedi pasamiz ve o geceden alti ay sonra da sizlere omur, vefat […]

Tamamını Okuyun
Şükran Ay

“Kara-Para Aşk” Müzik ve İnsan…

1980‘li yılların sonları… Öneri nereden geldi şimdi hatırlamıyorum bir stüdyoda müzik kaydında çalmam istenmişti. Ne çalacağımı sorduğumda “ritim saz” dedilerdi. “Hangi sazı getireceğim?” diye sorduğunda “Çalgılar stüdyoda var…” yanıtını almıştım. Sabah stüdyoya gittiğimde tef çalmam istendi. Benden başka iki müzisyen daha vardı. Diğer sazları sordum. Bugün altyapı kaydı yapacaklarını söylediler. O güne kadar duyduğum, bildiğim […]

Tamamını Okuyun
Gökyüzü

İçler dışlar çarpımı

“Gökyüzü altında önceden söylenmemiş söz yoktur.” Bu ifade Marcus Tullius Cicero‘ya (M.O. 106-43) atfedilmekle birlikte şüphesiz ondan önce de söyleyenler çıkmıştır. Bu ibarenin, şüphesiz, farklı söylenişleri de vardır. “Dünya üzerinde söylenmemiş söz yoktur” gibi. Cağımızda, dün geçip gitmiştir, yarın ise belirsizdir, öyleyse bugünü, anı yaşamak gerekir bağlamında bir yaşam felsefesi başta sosyal medya olmak üzere […]

Tamamını Okuyun
İki arada kalmak

İki arada kalmak

I. Kendisiyle yarışmak, ömür boyu süren bir maratondur. Bu bakış açısı özellikle sanat bağlamında da ana ilkedir. Daha doğrusu olmalıdır. Her sanatçı bir önceki üretimini yukarıya çekerse yürüdüğü ve/veya koştuğu coğrafyayı ve iklimi genişletebilir. Aynı zaman boyutunda onunla birlikte yürüyenleri çelmeleme çabası onun için vakit ve enerji kaybından öteye geçmez. Zaman ileriye doğru akan bir […]

Tamamını Okuyun
Edith Grossman

Sevgi bir eylemdir

I “Sevgi” bir kavram olduğu denli bir eylemdir aslında. Bu eylem, sevende bir dönüşüme yol açtığı gibi sevilenin de bu durumdan etkilenmesi (veya ihtimali) eylemde genişleme etkisi yapacaktır. Titreşim şeylerin doğasıdır çünkü . Bu süreçteki “dönüşme” olgusu sevenin sevileni ışıklı bir dille yeniden söylemesidir. Bir diğer deyişle çeviri (tercüme) hâli… Süreçteki bir başka boyut ise […]

Tamamını Okuyun
Vakko

Ürün, sunum ve hedef kitle ilişkisi

Vakko mağazalarının kurucusu Vitali Hakko (1913-2007) bir söyleşisinde Türkiye‘de %2‘lik bir kesime hitap ettiklerini ve mümkün olsa daha küçük bir kitleye hitap etmek istediğini söylemişti. Bu ifadenin özü ürün, sunum ve hedef kitle ilişkisinin önem ve değerinin altını çizmektedir. Hep söylüyorum ya çağrışım otuz iki kısım tekmili birden sahnededir ve yazının ellerinden tutup kendi istediği […]

Tamamını Okuyun
Gökyüzü

“Şiirin evi neresidir?”

I Sanat ve felsefe, bizi hem kendimizle, hem de toplum ve doğayla yüzleştirerek zenginleşmemizi sağlayan kesintisiz bir akıştır. “Şair olmak istiyorum” diyen bir gence şunları söylemiştim. İnsanı yazacağına göre onun bir psikolojisi var. Psikoloji okumalısın. İnsan bir toplum içinde yaşar. Öyleyse sosyoloji de okuman lâzım. O toplumun ve insanlığını bir de tarihi var. Öyleyse tarih […]

Tamamını Okuyun

Kitaba bir ad vermek

Ne zor iştir kitaba bir ad vermek. Yazı, çiziyle uğraşanlar iyi bilirler bu sıkıntıyı. Şiir ve öykü kitabında bir şiirin veya öykünün adını seçerek çözersiniz bu sıkıntıyı. Olmadı şiirin bir dizesi veya öyküden bir tümce parçası… Burada bir başka sıkıntı vardır. Aynı isimde bir başka kitap olup olmadığı tahtakurdu gibi kemirir içinizi. Arkadaşlara, dostlara sorarsınız. […]

Tamamını Okuyun
Bhagavadgita - Kutsal Ezgi

Hâlini ve haddini bilmek

Hálini ve haddini bilmek hayatta başarılı ve mutlu olmanın en önemli ve değerli temellerinden biridir. Buradaki başarı “kazan da nasıl kazanırsan kazan” anlayışıyla yakın uzak ilişkisi olmayan bir yaşam tercihi ve tarzıdır. 1980 yılıydı Halim Spatar ile bir sohbetimizde” En zor sey, son nefesini devrimci olarak verebilmektir” demişti. Yukarıdaki satırları yazarken Halim ağabeyin bu sözü […]

Tamamını Okuyun
Dil Gösterge

Dil Göstergelerden Oluşur

I Sanat-edebiyat, insanın kendisiyle yüzleşebilmesi için aynalar tutarken, toplumsal baskılardan kurtularak bireyleşmesinin de kapılarını açar. Sanatın, daha birey kavramının oluşmadığı dönemlerde de aynı işlevi yapması onun evrensel gücünden kaynaklanmaktadır. Aristotales‘in Poetika adlı yapıtında “Tarih olanı, yazınsal yapıtlar ise olabiliri anlatır” ifadesi insanın anlama ve anlatma yolculuğunun temel taşlarındandır. Bu uzun yolculukta, kırsalda başlayan ve yerleşik […]

Tamamını Okuyun
Renk

Renkleri Görebilmenin Ayrıcalığı

I Onu o tümcede bulacağını biliyordu. Sözcükler, takımadaları dil ülkenin, açık sulara çekiyor, çekiyordu onu. Bomboştu deniz. Balıklar, yosunlar, planktonlar, denizyıldızları, denizkestaneleri, denizanalarına rağmen bomboştu deniz. Rüzgârdı kursağında bırakan yağmur hevesini bulutların. Sanki daha bir boşaldı deniz. Fırtınayı kokusundan bilen som mavi yağmurcuk kuşu taflanlardan havalanıp, yitip gitti mavisinde denizin. Deniz fırtınaya, tümceler onları alabora […]

Tamamını Okuyun