Ersin-Kurt

Klişe Ve Ötesi

  Günaydın! Kısa zamanda nesli tükenecek olan bakkallar Çoktan açtılar kepenklerini Sokağın köşesindeki anne kedinin ağzında Dünyalar dolusu telaş Yolculuk çileli Metreler ötesine yavru nakli yapıyor Yuvadaki yavruları aç kalacak diye Durayazacak ebabilin kalbi Her şehrin en tembeli yine köpekler.   Tünaydın! Bilmem nerede sabah hâlâ Fakat iyi bilirim nerelerde gece Zor bir bilmece sessizliği […]

Tamamını Okuyun
Işık

Sezgisel akıl

İkinci boyut. Gelelim üçüncü boyuta. “Bende bir ben vardır benden içeru” der ya Yunus Emre. İşte o benle yüzleştirmeye çalışır bizi, iç bende açımlanan ve giderek genişleyen kâinatı. Birbirinin içinden geçerken paraleller çizen vakitleri, sonsuzda buluşan. 

Tamamını Okuyun

Denizi Olmayan Markakent: Denizli

  Denizi olmayan marka kent Denizli’nin, şirin ve giderek büyüyen merkez ilçesinden biri olan Merkezefendi; yeni konuklarını çağırıyor… Denizli’nin Bekilli, Baklan, Çivril, Çal, Tavas gibi öteki ilçelerini tanıtan gezi yazılarım olacaktır… Bu kez rotamızda; arkeolojik bulgular, tarih, kültür, sanat, sanayi, ileri ziraat ve bereketli toprakları yanı sıra; folklorik kültürü, efeler diyarı, Yörük otağı ve estetik […]

Tamamını Okuyun
Ersin KURT

Denek

Her savaşın ortasına bırakıp seni,

Öfkeni deniyoruz.

Sabret üstüne oynanan oyunlara,

Oyulan yaralarını sen onarabilirsin yalnızca

Yine yine yine

Seni zorlu bir sınavın kollarına atıp,

Dönüyoruz.

Tamamını Okuyun

H. Ziya Ülken ve “Türk Tefekkürü” Üzerine (2)

“Kolektif tefekkürün en yüksek eseridir” dediği bilgeliğin artık kendine özgü bir felsefe, bir dünya görüşü yaratabileceğini vurgular. Başka deyişle Ülken, Tanzimatçı ve neoliberal mantıktan kaynaklanan yaygın bir eğilim olarak, sık sık tekrarlanan “bizde felsefe yok”, “Türklerin bir felsefesinden, dünya görüşünden sözedilemez” düşüncesine karşın, Türklerde, felsefi bir sisteme yükselecek özgün bir düşünce birikimi ya da bilgeliğin var olduğunu belirtmektedir. Hatta bu, bütün felsefi, düşünsel çabasını Batı aydınlanması ile Türk ulusal kültürü ve Türk bilgeliğinin Anadolu merkezli sentezine adayan Ülken’nin temel amaçlarından biridir.

Tamamını Okuyun
Nilüfer Açılan Yıldız

Suskunun Harflerini Okumak

Tutunacak dal aramamız bundandır hep. Sanatçı, bilim insanı ve felsefeci bizim bakıp da önemsemediğimiz, baka baka kanıksadığımız olguları gözlem yetisiyle sorgular, sebep-sonuç ilişkisi bağlamında irdeler ve onları yeniden kurgulayarak söyler bize. Bunu yaparken de sonuçların okur tarafından 

Tamamını Okuyun
Habib Gerez

Habib Gerez’in Ardından…

İstanbul beyefendisi, ağırlığını koruyan,  asil duruşunu hiç bozmayan biriydi Habib Gerez… Şair, ressam, 17 kuşaktan bu yana İstanbullu… 1990’ların başında İstanbul’un içine düştüğü yozlaşmayı “İstanbul şimdi bir bardak şaraba on bardak su katılmış gibidir”  sözüyle anlatmıştı.

Tamamını Okuyun
Ersin KURT

Ansızın

Adam dehşet saçan gözlerle bakıyordu etrafa Adamda asil bir avcı duruşu Adam; kararlı Kadının dudağının tam kenarında Akşamdan kalma bir gülümseme Kadın; güzel Kadın; alımlı Derken karşılaştılar ansızın Birden karşılaştı bu iki yabancı Adam, artık kararlılığıyla alımlıydı Kadınsa; alımlılığında kararlı.

Tamamını Okuyun
Papatya

Koparınca kokan papatyalar

Birer enerji olan şeylerle harfler arasındaki görünmez ilişki bileşik kaplarla sağlanan enerji aktarımıdır. Doğadaki şeylere birer ad verilerek çıkılan yolculuk el yapımı aletlere ve davranışlara verilen adlarla genişlemiştir. Somuttan soyuta geçişte bir eşik daha aşılmıştır ki böylece şiir, müzik ve dansın zaman yolculuğu felsefe ve bilimle zenginleşerek akıp gidecektir. Bu yolculuğun en büyük kitabı doğadır. Doğayı okudukça kendini, kendini okudukça da şeylerle kâinat ilişkisinde yeni bir eşik daha aşılmış olacaktır. 

Tamamını Okuyun
Salyangoz

İz bırakan salyangoz

Her metin anlatan-anlatılan ilişkisidir aslında. Gözlem birikimi ve derinliği anlatıcının açısını genişleten etkendir. Anlatıcının anlatılanla özdeşleşmesi ise bir kat daha zenginleştirecektir metni. Bu sürecin ters akıntısı anlatıcının kendisine dışarıdan bakabilmesiyle oluşacaktır. Katmerli bir böreği ısırdığınızda ağzınızda tel tel dağılan bir lezzet vardır ya. O metin de okuru, çağrışım kuşlarının aynalar galerisinde gezdirecektir. Kendinden, tanıklıklarından kareler görmesi okuru duraksatır. O metinde bir sözcük olmanın dayanılmaz esrikliği. 

Tamamını Okuyun
Ersin KURT

Mutsuz Adamın Şiiri

  Yorgunum… Yıllar önce bir durakta unutuldum sanki, Hiç gelmeyenleri beklemekten yoruldum. Dağı dolandı hüzün Kasvet kapıya dayandı Baktığım bütün yüzler tanıdıktı bir vakit Duyduğum tüm seslerse yabancı Mutsuzum, Hiçbir güzel cümlede adına rastlamadım çünkü Ve yetmezmiş gibi uykusuz… Gecede evsizlerin ayak sesleri yankılanır durur Korkarım ki kimse hoş bir hatıra bırakamayacak yeryüzünde, Enikonu umutsuzum… […]

Tamamını Okuyun
Düş-gezi

Parmak ve Kalem

Şeyler, hurufat ve zaman üçgenindeki okumalar bir arkeolojik kazı sanki yürüdükçe çoğalan kültür katları. Parmak-kalem ilişkisi bir altyazı olarak aklımdan geçiyor. Kalem işaret parmağına benziyor nasıl da. Onun bir uzantısı sanki harf çizmek’çün. Desenlerle hiyeroglif yazı arasında örtüşüp ayrışan ifadeler.  Kış… Sobalı evdeki çocuk buharına camın çöp adam çiziyor işaret parmağıyla. Camdaki buharın dengesi bozuluyor bir anda. Yağmura yakalan

Tamamını Okuyun
Rudolf Nurayev

Beyaz karga

  “Küçükken” dedi Nurayev, “beyaz karga derlerdi bana. Sıska, yalnız bir çocuktum.”  Işığın(ı) bulan harf olmaktı  Güneşin yalnızlığı    Tümceler ki hep  Oyun treniydi çocuğun  Uyaran-uyarılan ilişkisi  Ayla arasındaki gel-git    Silinmiş bir metindi beyaz geceler  Karanlığa tutup okuduğumuz    “Resim, gördüğümüz bir şeyi aktarmaz, onu görünür kılar.” Klée  II Şeylerle buluşup da susarak konuştuğumuz […]

Tamamını Okuyun
Cevat Turan-Kibele’nin Laneti

Lanetli Kibele

Hayırlı Cumalar” ile başlayan bu ilintilerden sıkıldım. Bu gün, günlerden Cumartesi. Cumartesi ve öteki günlerin ayıbı, günahı ve laneti nedir? Ve ben; “Kırmızı Pazartesi” kitabını severek okumuştum. Neyse, kapının zili çaldı. Genç  bir kargo elemanı bir paket teslim etti. Sabırsızlıkla, hemen açtım paketi. İçinde Cevat Turan’ın son romanı “Kibele’nin Laneti” çıktı.

Tamamını Okuyun
Harun-Arı

Suluboya mı?

Suluboya  tekniğinin , resim sanatında  diğer  teknikler arasında önemli  bir  yeri vardır; sulandırılan boya ile  kağıda hükmetme işidir. Islandığında bozulmayan özel suluboya kağıdında sulandırılan boyanın ne kadar dağılacağı, alacağı şekil sizin elinizde ve kontrolünüzde olmalıdır; Kısaca dizginler sizin elinizde olmalıdır.  Diğer tekniklerdeki kapatıcı özellik  suluboyada olmadığı için hatalı olan yerin düzeltilme olanağı  yok. Diğer bir dezavantaj da   beyazın kullanılmaması ;Renklerin  açık tonunu bulmak için boya  yerine kağıdın beyazlığını kullanmanız gerekiyor.

Tamamını Okuyun

Ahmaklaştırarak çökertmek

21.yüzyılda giderek yaygınlaşan internet ve işbirlikçi medya eliyle tırnak içinde bireyler özenle üretilmektedir. Kendini “birey” zanneden insanlar hiçbir seçimlerinde kendi hür iradelerini kullanamaz hale getirilmişlerdir. Yediğinden içtiğine, giydiğinden gezmesine, okuduğu kitaptan dinlediği müziğe bir dayatma ile karşı karşıyadır insanlık. Bazı yorumcular tarafından “Yeni Orta Cağ” olarak sifatlandırılan bu dönem bizce “Yeni Köleci Çağ” olarak kayıt düşülecektir. 

Tamamını Okuyun
Ukrayna-Rusya-savaşı

Ukrayna Savaşı’nda Çarpışan İki Kültür (1)

Öfkeyle kalkan zarara oturur denir… Eyvallah… Ama bir sorun var, önemli bir düğüm, hatta kördüğüm var çözülmesi gereken. Her öfke kötü ve zararlı mıdır? Öfkelenen insan hep haksız ya da yanlış tarafı mı gösterir? Ya da öfkelenmek, yanlışlığın, haksızlığın ölçütü müdür? Hele, İnsan ruhunun, duygu ve düşünce dünyasının, insani değerlerin büyük bir kirlenme yaşadığı günümüzde…

Tamamını Okuyun
Kahve-kültürü

Kültürümüzde kahve

Sanattan mimariye oluşan bu yapıda mutfak kültürü başlı başına bir lezzet kâşanesidir. Türk-Osmanlı kültürüne baktığımızda üç kıtada yayıldıkları geniş coğrafyada her bölgenin lezzetlerini alarak onları kendine mal ettiğini görürüz. Kahve de bunlardan biridir. 

Tamamını Okuyun
Güzün Şiiri

peralı feride

mazlum çocuklar, öldürülmesin diye

fırtınada yola çıktı ve bindi o gemiye

istanbul-galata-beyoğlu-şişli-harbiye

insanlığını yitiren, şu gaddar zalime

bu kent çıldırmış olmalı, vay halime

peralı agada ile sinema bir şenlik

kağıttan kaplan açkısı, kirli benlik

411 nolu odanın sırrı aynalı cetvel

samsun’dan, tam üç zaman evvel

oysa; haliç, boğaziçi şıngır mıngır

ve umuda yolculuktu, bandırma

o yürek acısı, kan gülü yandırma

Tamamını Okuyun

Mutluluk ve devrim

Devrim “Tamam yaptık, oldu bitti” diyerek bir köşeye bırakılacak bir toplumsal gelişme değildir. Nasıl devrimin kesintisizliği için mücadele etmek gerekirse mutluluk için de öylesine bir çaba göstermek, sürdürülebilir mutluluk için olmazsa olmaz bir duruş, bir yaşam felsefesidir. Mutluluk bir devrim, devrim de mutluluğun toplumsal boyutudur. Bu ayrılmaz ikili, hayatın ırmağında iç ve dış çelişmelerin parantezinde çok bilinmeyenli bir denklemdir. 

Tamamını Okuyun
Boşluk

Kaçarken kendine yakalanmak

Yeniden doğuş, oluş da diyebiliriz buna, kâinatın doğasıdır. Şeyler, o enerji titreşimleri, kendi döngülerinde kesintisiz devinirler.  Kesintisiz bu akışta bizim “ölüm” dediğimiz kavram döngünün ara eşiklerinden biridir. İşte bu noktada “alışkanlık” boyutuna geçebiliriz. Maddi ve manevi bağlanma… 

Tamamını Okuyun
Ersin KURT-Savaş-Çığırtkan

Savaş Çığırtkanı

Emir buyurduğunuz üzere sınır yığınağımız tamam Hedef zenginliğimiz iştah kabartıcı Siz yeter ki parmağınızı şaklatın bol yıldızlı bayım Zira sözünüzü bekleyecek kadar sabrımız kalmadı Çok değil, yalnızca birkaç milyon masum etkilenecek Top atışlarımızdan Ama hak verirsiniz ki sizin değerli naaşınız dahi Bir gün konulacak katafalka Hayatta kimsecikler baki değil yani Pardon, ne konuşuyorduk amirim Karşı […]

Tamamını Okuyun
Düş-kurma

Gece gezmeleri / Hiç diyen ünlem

  Resmin gövdesine dokunan O fırça Harf uçlarıyla  Karıp söyledikçe ışığı Yunup yıkayan kendini   Çift yumurta ikizi kalem Fırçanın Çağrışıyor bir anda Taşın fazlalıklarını alan Yontucunun keskisiyle   Yeniden söyleme yolculuğu Hepsi bu Yarım kalan onca harfin Düşten okuma vaktindeki Göç türkümüz   Ortak paydasında onca şeyin bir bölen Toplar çıkarır ışığın renklerini  Dengi […]

Tamamını Okuyun
Unutmak

Bildiklerini unutmak

“Bildiklerini unutarak” yapılan sanat yolculuğunda üretim sentezin şifresidir. Nasıl sentez yapabilen toplumlar uygarlıklar inşa etmişlerse, sentez yapabilen sanatçılar da özgün eserler üretmişlerdir. Özgün söyleyiş ise zamanı aşabilmenin eşiği olup şifresi ise “değişende değişmeyeni” ifadesiyle mümkündür. Bu boyut aynı zamanda evrenselliğe geçişin de eşiğidir. 

Tamamını Okuyun
Taksim

“Milli Manevi Değerler” ve “Kültürel İktidar” Sorunu

  Mafyatik ve tarikatçı yapıların, siyasal iktidarla derin ilişkiler içinde cirit attığı, siyasal İslamcıların Atatürkçü çağdaş ulusal/milli irade ve kurumları, ulusal değerleri bir yandan tasfiye ederken, edemediklerini de yozlaştırıp kirleterek etkisiz hale getirdiği bir Türkiye gerçekliğinde yaşıyoruz. Siyasal İslamcı ideoloji ve siyaset, Türk milletinin Atatürkçü, Cumhuriyetçi kültürü ve değerleri üzerinde istediği “kültürel iktidarı” ve ideolojik […]

Tamamını Okuyun
Müslüm Gürses

Affet

  Şiir bilinmezlik ceketini giydiğinden beri Şarkılara yakışmıyor sesim Okunmayı bekleyen kitaplar Masamın üstüne çöreklenmiş yıldız kümeleri Koparmaya kıyamıyorum, cahilliğim bu yüzden. Seni düşündükçe ters yüz olan bir dünya var Zincirinden boşanmış zaman… İsmini yüreğime salık ver Hatırlamıyorum neleri unuttuğumu Fakat sıklıkla anımsıyorum Şehirler merhametin bittiği yerden başlıyor Sınırlar belirleniyor böylece. Bencilliğimi affet sarışınım Zehrimi […]

Tamamını Okuyun
Düş-kurgu

Kâinat bir vakitte

Üretilen metinlerin gelecekten el alarak vakti kurgulaması ters akıntı gibi görünse de düş-düşün salınımının ta kendisidir. Düş kurmak ki ah gelecekten el almak değilse nedir? Sanatın doğadan, kâinattan elbette el alırken üretim gücü eşitlerin eşitsizliği olacaktır. Sözcüklerin sözcüklerle, renklerin renklerle, ışığın gölgelerle ilişkisinde oluşması gereken kurgunun belirlediği miktar-ı kâfidir.

Tamamını Okuyun
Seyyit Nezir-foto

Işık… Biraz Daha Işık

Seçme şiirlerinden oluşan ve Türkçede yayımlanan ilk kitabı olan Bademlerden Say Beni (Adam Y., 1983) ile şiir severlerin gönlünü kazanan Paul Celan, dünya şiirinde, “suskunluğun sınırında bir şair” olarak değerlendirilir. Gertrude Durusoy ile Ahmet Necdet’in hem aslına uygunluk hem de lirik söyleyiş gözeterek şairi titiz bir çalışmayla Türkçeye taşıdıkları Haşhaş ve Bellek (Broy Y., 1994), […]

Tamamını Okuyun
Tang Hanedanlığı.jpg

Batı, Avrasya ve Çin Kültürü-V

Önceki bölümlerde vurguladığımız gibi, Çin toplumunun tek bir devlette birliğinin sağlandığı, böylece Taoculuk ve Konfüçyüsçülük akımlarının Zen Budizmle etkileşim içinde gelişerek Çin felsefesinde yeni yorumlara ve sentezlere ulaştığı Han hanedanlığı (MÖ 206-MS 220 ) ve sonrasındaki dönemlerde ve özellikle Tang Hanedanlığı döneminde dikkat çekici, parlak gelişmeler yaşanmıştır.

Tamamını Okuyun
Yolluk

Yolluk

Karaköy’de indim doğru eski tekel bayii Nusret Baba’ya uğradım,

Çok eskiden tanırım kendisini…  Biraz sohbetten sonra “Baba bana yolluk” dedim. Şöyle bir baktı yüzüme “Vapur mu, sahil mi?” diye sordu. “Vapur” diye yanıtladım. Soda şişesinde yolluğu ayarladı ve biraz da nevale verdi.

Tamamını Okuyun

Düş zamanlı harfler

Yeniden yazıldığında harf hangi zamanda, hangi mekânda olacağını bilmez şüphesiz. Tıpkı rüyalar gibi. Yeniden görülen rüyalar için ise belleğin kayıtlarında destansı ağıt faslının giderek genişleyen döngüsünden söz edebiliriz. Denize, göğe bakmak örneğin, sıkışıp, daralan belleği ferahlatacaktır şüphesiz. 

Tamamını Okuyun
Çin-Kültürü01

Batı, Avrasya ve Çin Kültürü-IV

Her uygarlık, gelişip yükseldiği coğrafyanın, onun toprağının, dağlarının, ırmaklarının rengini kokusunu, tarihsel gelişiminin ritmini, frekansını, yani kalp atışlarının izlerini taşır. Kuşkusuz bu etkenlerin oluşturduğu özgünlüklere, karakteristik özelliklere sahiptir. Sözkonusu özgünlüklerin, karakteristik ögelerin en belirgin yansıdığı, ifadesini bulduğu alan ise sanat ve edebiyattır.

Tamamını Okuyun
Hologram Yaşam

Bireysel gelişim ve yaşam

Ve dünyaya geliş. Bir diğer deyişle anne karnındaki havuzdan teşbih bu ya, ev havuzuna geçiş. Evde yaşananlardan etkilenmeye başlayacaktır. Sevgi, sıkıntılar, gerginlik, hüzün, neşe, sevinç. Evde eğer dinleniyorsa çalınan müzikler. Evdeki eşyalar da dikkatini çekmeye başlayacaktır. Bütün bunlara karşın annesi onun tek sığındığı limandır. Uzmanlar babalara da düşen sevgi paylaşımının altını çiziyorlar. Bebeğin baba ile de yakın, tensel temasın önem ve değeri. Kokular ne derin köktür hayatlarımızda. 

Tamamını Okuyun
Doğadaki Matematiksel Düzen

Doğadaki Matematiksel Düzeni Dil’e Benzetmek Yanlıştır

Öncelikle, insanın icât ettiği matematik için dil benzetmesi yapılabilir. Zira matematik de aynı konuştuğu dil gibi insan zihninin ürünüdür. Ancak doğadaki matematiksel düzen için dil benzetmesi yapmak yanlıştır. Zira dil gibi bir düzene dayalı unsurlar oluşturulmak, yani amacı doğrultusunda veya neyi gerektiriyorsa ona göre yapılandırılarak inşa edilmek zorundadır. Dolayısıyla bu gibi yapısal düzenekler kendi kendine oluşamaz. Ayrıca dil gibi yapısal bir unsurun yapılanması, oluşması zamana bağlıdır, uzun zaman alabilir. Oysa doğanın dili dediğimiz matematik, Planck zamanının hemen başlarında devreye girmiştir. Ki büyük patlama tümüyle matematiksel düzende başlamıştır.

Tamamını Okuyun
Fikret Kızılok'un “Zaman Zaman

Hep ve Hiç Zaman İşte

Bir görüntüye odaklandığımızda, bir gün öleceğini bilen tek canlı olan insanın zamanı kendi dışında bir oluş-ölüş diye algıladığı kanısına varabiliriz.  Zaman bulmak, zaman geçirmek, boş zaman, zamana bırakmak, zaman öldürmek vb. sözler zamanı kendi dışımızda bir olgu olarak algılamanın ve anlatmanın ifadesidir.  İnsan zamanın kendisi olduğunu kavradığında, tıpkı doğanın ve evrenin bir parçası olduğu gibi, şeyleri okuma yolculuğu çok bilinmeyenli bir denklemin çözüm sevinciyle aydınlanacaktır. 

Tamamını Okuyun
Ersin KURT

12.00 – 08.00

Gözlerimi irin kaplar

Sözlerimi küfür

Vücudumu yorgunluk

Oracıkta biterim

Üşüyen bir yaprak gibi titrer dizlerim

Ben, yani emek neferi

Aş uğruna işbaşında çalışırken

Evlerde ışıklar söner,

Yatıya gelir uyku

Mahpus bile, esarete inat

Düş üretir ranzasında

Tamamını Okuyun
Polat-yıldız-foto

Yaşadığımız ve Öğrendiğimiz Hayatlar

Bu yaşamı sürdürme esnasında ise çeşitli aktivitelerde bulunuyoruz. Pek çok bilgi ediniyor, tecrübeler biriktiriyor, aktarımlar sağlıyoruz. “İnsanlar insanlar ile güzeldir”, diye bir düşünce içerisindeyim. Evet biz yaşıyoruz ama bizimle birlikte (bizimle hiç alakası olmayan insanlar ile birlikte) başka insanlar ile bu dünyayı ve bu dünyanın nimetlerini paylaşıyoruz.

Tamamını Okuyun
Gece-gezmeleri

Gece gezmeleri / Gölge oyunu

Uçan balon yapıyoruz Harflerden Kuş uçar da ah Söz uçmaz mı hiç Söylemiş olmalıyım Uzağı yakın eylediğini Harflerin Simyası işte hep Zamanla mekânı aşmanın Pamuk şeker yapıyoruz Bulutlardan Düş-düşün üstünde ah Kimin düşü var Harf ikiletmeden hep Oynadığımız Ufkunda göğün Hep aynı güneş Batarken doğması vaktin Kaç harfe dokunur ki ışık Mehtaba çıkılan şarkılarda 29 […]

Tamamını Okuyun

Ateşi suyla söylemek

Nar ağacı güneşin eğimine göre nisan, mayıs, haziran aylarında selamlar hayatı çıngıl çiçek. “Ayva sarı nar kırmızı sonbahar” diyene dek şair koca bir yaz, yaka kavura, soldurup sararta geçecektir elbette.  Gün gelip de güneşi yüzüne sürerken ayva, iç yüzleri apak çiçeklerine benzer şüphesiz. Nar ise içi dışı bir meyvelerdendir, çiçeğinin rengini demler durur yaz boyu. 

Tamamını Okuyun
toros dağları

Dağların Çağrısı

“Gönül Dağı”, bir İç Anadolu kasabasının; acıları, sevinçleri, umutları, aşkları ve dostlukların abartısız, sahici bir dille anlatıldığı, severek izlediğim, TRT-1’deki bir dizinin adı. Ortada bir çelimsiz dağ görünüyor, ama Hacı Bektaş’ın, Neşet Ertaş’ların engin insanlık kültürüyle beslenip demlenmiş Orta Anadolu insanının yüce gönlüyle o dağ bir başka heybetli görünüyor. Dağ deyince, Köroğlu’nun sırtını dayadığı efsanevi Çamlıbel unutulur mu?… 

Tamamını Okuyun
Ersin KURT-Aralık

Aralık

Mutluluk yoksunu evimde bir pazar sabahı;
Tül aralık,
Perde aralık
Odamda dağınıklık almış yürümüş
Bir ben eksiğim odada
Odam hâlinden şikâyetçi, odam hâlinden yakınmakta
Odam dağınık
Bir yalnızlık dolaşmakta koridorda

Tamamını Okuyun
Çin-kültürü

Batı, Avrasya Ve Çin Kültürü-3

Dönüşümler Kitabı’ndaki temel düşünce birikimi, ikisi de aynı dönemde (MÖ. 7. veya 6. yy) yaşadığı tahmin edilen Laozi ve Konfüçyüs tarafından geliştirildi ve sistemleştirildi. Birincisi, doğa ve insan ilişkisini, ikincisi ise, toplumsal ve siyasal ilişkileri merkeze alan iki karşıt felsefi akımı temsil etti. Diyebiliriz ki, Çin felsefesi ve kültürü, yaklaşık 2500 yıllık gelişiminde bu iki farklı düşüncenin birbiriyle çatışan, ama aynı zamanda birbirini geliştiren ve tamamlayan evrimi içinde yetkinleşti.

Tamamını Okuyun
Açmayı Unutan Çiçek

Açmayı Unutan Çiçek

Suskunun şarkısıydı Kaktüs çiçeği Açmayı unutan   Kumru yuva yapmış saksısına Küçük harf uçuracak Yakında   Kısa belgesel çekiyoruz balkonda Açmayı unutan çiçek Küçük harf uçurmak’çün Kuluçkaya yatan kumruyla   İlk ışıklarına sabahın Hu çeken o kuş bir de Müziği belgeselin   Açmayı unutan çiçeğe hatırlatan Sevincin şarkısını Sevgiyle hep   09 Aralık 2021

Tamamını Okuyun
iç-dökmek

İç döküm ve şiir

Hikâye-öykü sözcüklerini eşanlamlı kullanıyoruz çokluk. “Herkesin bir hikâyesi var” cümlesindeki “hikâye” ise apayrı bir anlam. Yaşamdan bir kesit acısı, balı, zehriyle. O yaşanmışlığın edebi anlamda bir hikâye-öyküye dönüşmesi ise bir dil ve kurgu ustalığı. Aynı boyut şiirin de olmak ya da olmamak hâli… Ne hece/aruz, kafiye düzeni ne de kırık merdiven hani şu serbest vezin dediğimiz. Şiirin tanımlanamaz oluşu ise vurgun yemiş süngerci hâli sözün. Kendine has bir kokusu, ışığı var şiirin. Kendini görmeden daha kokusu gelen iksir. 

Tamamını Okuyun
Dursun Özden-Ayan Oros

Ayan Oros (Meryem Bahçesi)

Ayan Oros; Meryem Bahçesi demektir. Ben de, bu kutsal toprakların Yazmasından (kutsal suyundan) içmek ve oradaki yaşamı belgeleyip yazmak için, çılgınca bir yolculuğa çıktım… Kadınların, dişi olan canlıların ve Ortadoks olmayanların ayak basmasının günah ve yasak olduğu Erkekler Cumhuriyeti Ayan Oroz’ta 5 gün Orta Çağı yaşadım… Zorlu bir 5 gün…

Tamamını Okuyun
Bey Dağları

Bey Dağları mı, Çoban Dağları mı?

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur romanının kahramanı Mümtaz ise gördüğü güzellikler karşısında şunları söyleyecektir. “Bey Dağları’nın üstünde güneş, sanki kendi ölümünün ayinini ve kendi yaldızdan ve koyu lacivert gölgelerden lâhdini hazırlıyormuş gibi, bu dağların kıvrımlarına altın ve gümüş zırhlar geçirir, sonra alçalan ve arkaya devrilen kavis, bir altın yelpaze gibi açılır, büyük ışık parçaları şuraya buraya ateşten yarasalar gibi uçar, kayaların üstüne asılırdı. Bu bir mevsim gibi bereketli velût saatti.” 

Tamamını Okuyun
Çin-Kültürü

Batı, Avrasya ve Çin Kültürü-2

Çin kültürünün yatağında mayalanarak gelişen ve özgünleşen Çin Sosyalizminin -ve Çin ulusunun- başarısının arkasındaki temel bir etken olarak en çok merak edilen ve tartışılan konu, sanırım Çin felsefesi ya da Çin bilgeliğidir. Bir kültürün ya da uygarlığın en etkin ve yetkin ögesini oluşturan felsefe, aynı zamanda etik/ahlaki, estetik/sanatsal, dinsel, siyasal, hukuksal vb önemli ögeleri de kucaklar; onların en üst düşünsel çerçevesini, çatısını oluşturur.

Tamamını Okuyun
Güzel-ahlâk

Milli Devlet 

 Milli Devlet her hangi bir sınıf ve zümreye imtiyaz tanımayan devlettir. O bütün tabakaların, bütün içti mai birimlerin hak ve menfaatini koruyan savunan dengeleyen ve milletin vicdanında saygı ve itibar bulan ve  bizzat milletin teşkilatlanmasından doğan bir otoritedir.  Mazlumlar ve mağdurlar haklarını alamazlarsa, kin ve  intikam duygularıyla teşkilatlanarak, devlet kurarlar. Onun için  Milletler Devletlerden hak ve adalet beklerler.

Tamamını Okuyun
Günlük

Günlüğün simyası

Suzan Sontag (1933-2004) 1947’den beri günlük tutan bir yazar. Defter sayısın 100’ü bulmuş. 31 Aralık 1957 tarihli güncesinde şunları söylemektedir. “Günlük yazarken kendimi başkalarının karşısında yapamadığım kadar açık yüreklilikle ifade etmekle kalmıyor, kendimi yaratıyorum.” 

Tamamını Okuyun
Silivri-barikat

Devrimci Bir Kuvvet Merkezi Yaratmak

Bu ana kadar ana hatlarıyla belirginleşen tablo, -ki Atatürkçülük yorumundaki bütün farklılıklarıyla birlikte- neye karşı olunduğunun açık beyanı niteliğindedir. Kuşkusuz bu gerekliydi, çünkü karşı olunan emperyalizm güdümlü Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı ikili çıkmazının, bütün “milli ve yerli”ci, sahte “milliyetçi”, “Atatürkçü”, “Cumhuriyetçi”, “demokrasici” söylemlerine rağmen, Kemalist ilkelere ihanetçi duruşları ve emperyalist sisteme, NATO’ya bağımlı nitelikleriyle Türkiye’nin hiç bir sorununu çözemeyecekleri gerçeğinin iyice bilince çıkarılması gerekiyordu. Sanırım bu, büyük ölçüde gerçekleşti.

Tamamını Okuyun
Mahalleme Dokunma

Mahalleme Dokunma

Önce kondular, sonra apartkondular, ardından sınıf atlama simgesi gibi görülen kentsel dönüşümle gelen “temiz, bakımlı, estetik” binalar. Mahalle kültürü, yerini “kente kültürü”ne bıraktı. Kentin belleğini yok ederek ilerliyor

Tamamını Okuyun
Bisiklet

Bisiklet ve yazı

Bisiklete binmek nasıl süreklilik isterse yazı yolculuğu da süreklilik isteyen bir uğraştır. Harf pedallarını çevirdikçe giden bir yazı nasıl da özgürlüktür, anlatamam. Harf-sözcük aralarından geçersiniz bir vakitten bir vakte. Çocukluktan ilk gençliğe geçiş kaç dize, kaç satırdır ki?  Yazı yokuşa geldi mi yoracaktır sizi şüphesiz. Ancak her yokuşun bir de inişi vardır, hiç pedal çevirmeden gider yazı. Bisikletle yola çıkmak nasıl kendi rüzgârını yaratmaksa yazı da kendi rüzgârını estirecektir. 

Tamamını Okuyun