Ses-Kaosu

Ses Kaosu

Kendilerini ev içlerinde, salonlarda ya da iş merkezlerinde hapsedilmiş gibi duyumsayan sesler, duvarları tekmeleyip dışarı çıkarken, dışarıdaki sesler de yükten kurtulmak istercesine, benzer yöntemlerle kapalı yerlere kaçmakta. Anlaşır ses, bu devinim içerisinde anlaşılmaz olmakta. Genel anlamdaki anlaşırlık, sürece bağlı olarak, anlaşılmazlığı isteğiyle seçmiş gibi yansıtılmakta. Anlaşılmazlık doğal olarak paydasızlığı dayatmakta yaşama.

Tamamını Okuyun
Hasan Hüğseyin Yalvaç

Demek Elli Yıl Olmuş

Dedeleriniz uzak değildi bize, babalarınızsa arkadaşımızdı aydınlık günlerin özlem yolculuğunda. Biraz acele mi ettik yoksa acelemi ettirdiler, hiçbir hesabı denk getiremeden öldürüldük. Önce dedeleriniz savruldu anıların yumuşak yatağına, sonra babalarınız daldı ‘bizim zamanımızda’ diye başlayan konuşmaların rahatlığına.

Tamamını Okuyun

Oralarda, Bir Yerlerde Yaşıyor Güzel İnsanlar

Saat tam kaçtı anımsamıyorum. Biraz ileride, solda merdivenle inilen bir kahvehanede buluşacaktık dostlarla.  Muzaffer Arabul’u bekliyorduk. Gecikmedi geldi. Tokalaştık ve aşağıya doğru yürümeye başladık. Kahveye girdiğimizde İhsan Hasırcı’yı (Yelfe İhsan) bizi bekler bulduk. Onlar aynı kuşaktandı, aynı örgüttendi ve acılarla yaşlanmayı bilenlerdendiler.

Tamamını Okuyun
Düş-Görmek

Yalan Düşler

Gerçeğin bu denli kirletildiği toplumlarda nasıl bir düş kurabilirsin? Soyutlamanı yapacağın paydayı darmaduman eden insan, hiçbir suçu yokmuşçasına rahat, dolaşıp duruyor yeni kirletmeler için. Öylesine sıkıntılıyken vurayım kendimi doğaya dedim. Hiç olmazsa renklerle rahatlarım, doğanın sesiyle yeni dünyalar yaratır oradan düşlere hareket ederim. Hay demez olaydım, karanlığım zifiri karanlığa dönüştü. Çünkü daha adım atar atmaz renklerin kirlendiğini gördüm, seslerin duyulmaz olduğuna tanıklık ettim. Her şey aslını yitirmişti sanki.

Tamamını Okuyun
Yitirilen-Sevgili

Gidişinin Dördüncü Yılı Da, Bizi De Darmadağın Ederek Gidiyor Her An Gibi

Zaman mı akıyor ayrımına varamıyorum, yoksa çok derin düşüncelerin girdabında her an görevini yapan zamanın gidişini mi unutuyorum? Bir şey var ki, ne olursa olsun senin yokluğun o zamanla birlikte netleşiyor, kalın bir çizgiye dönüşerek yaşamımı sarıp sarmalıyor. Hem üşüyorum, hem canım acıyor. Gidenin bıraktığı boşluk, içinde yaşanmışlık olduğu için dolmuyor yani unutulmuyor. Dört yıl çekip gitmiş. Emin ol sıradan bir gidiş değil bu dört yıl. Hem yaşlandığım için hem de yokluğundan ötürü, her şeyden alınarak, incinerek bir sonraki güne geçebilen bir zaman akışı bu. Anlaşılamamak, en yakın çevrenden başlayarak dünyada yaşama biçimine dönüştürülen aptallık, sürekli yanı başında. Bir yaşam düşün herkes ağzını gökyüzüne açmış , (menfaat) çıkar…çıkar (menfaat)…(menfaat) çıkar… diye bağırıyor. Açık ağızlarına girenleri çiğnemek için bile ağızlarını kapatma gereğini duymuyorlar. Var sen anla ne hale düştüğünü insanların. Gerçekten de insanları sürekli bir kimlik değişimine sokak sistem, bunda da oldukça başarılı. Yadsımak olanaksız. Başkalarını kötüleyerek kendini iyi göstermek gittikçe yaygınlaşıyor. Kimse kimsenin artısına saygı duymuyor. Değişimin kimliği soruşturulmadan alkışlanıyor. Hızlı solculuktan, yavaş solculuğa, durgunluğa derken, sağa ve dinciliğe kadar giden bir değişim gündemde. Yani sevgili iki ucu değil her yanı boklu değneğe dönüştürdüler yaşamı.

Tamamını Okuyun
Kalabalık

Yalnız ve Kalabalık

Bir şair arkadaşım var. Bulgaristan göçmenlerinden, İbrahim Kamberoğlu. İyi bir şair ve iyi bir arkadaş. Hemen hemen iki üç günde bir arar, halimi hatırımı sorar ve edebiyattan konuşuruz. Geçenlerde, aramalarından birinde bir fotoğraf paylaşmıştı. Yorgunluktan çarşaf gibi serilmiş bir deniz, yanı başında yaşlı bir sandal ve sandala dayanmış orta yaşlı bir adam delici gözlerle toprağa bakıyor ve kesinlikte biliyorum ki o bakışlar toprakta şiir arıyor. İşte tam burada düşünmeye başladım yalnız ve kalabalık sözcüklerini ve içeriklerini. Senin düşüncen benim için önemli, ne dersin?

Tamamını Okuyun
Boşluğa-Bakmak

….GİBİ YAŞAMAK

Kimileyin gözlerimin boşluğa dalması saçma gibi gelir bana. Çünkü orası bir boşluk değildir. Kimi bir duvar, kimi çayırlık kimi ise gözbebeğimden daha küçük bir noktadır. Ama o dalgınlığı, ‘boşluğa dalmak’ diye adlandırırız. Oysa o boşluğa daldığını söyleyen gözlerin aksine düşüncelerin seller sular gibi akışı söz konusudur. İşte böylesine dalgınlıklarımda ‘gibi yaşamak’ eylemliliğini özneli olarak çokça […]

Tamamını Okuyun
Yıkık-Ev

KÜÇÜK BİR DENEME “SOYUT”

‘Sevgili kardeşim E. Bülent Yardımcı’ya’ Metruk evleri, yeşil geyikleri, mavi atları bilmezsiniz. Nereden bileceksiniz ki? Yaşamın içinde olduğunuza dair tapunuz ya da bir belgeniz var mı? Elbet kafa kağıdınız, ev, arsa tapularınız var. Hem de bu dünyanın içinde. Ama benim sözünü ettiğim belgelerin hiçbiri yok. Çünkü benim sözünü ettiğim dünyayı bilmiyorsunuz. Asım Usta’yı da tanımıyorsunuz, […]

Tamamını Okuyun
Kar-Yağışı

GECENİN SOĞUK KARANLIĞINA KAR DÜŞMÜŞ

Meteoroloji, tahmini doğru çıktığı için sevinebilir, hakkıdır da. Karanlığın, gecenin sonuna doğru yürüyen saatlerinde başlayan kar, birilerini haklı çıkarabilir ve toprak için, insan için gereklidir. Buralarda bir sorun yok. Sorun, benim duygularımda ve düşüncelerimde. Borcunun çok olduğunun bilincinde olmalı ki, yağmasını sürdürüyor. Geceyi bitirdim, sabahın ilk ışıkları. Rüzgâr da arkadaşlık etmek isteğinde. Kar taneciklerinin camlara […]

Tamamını Okuyun
Taylan Koryürek

BİR GÜZEL İNSAN: TAYLAN KORYÜREK

Eşiyle birlikte yayınevine geldiği günü hiç unutmuyorum. Her ikisi de, insani bir sıcaklığı hemen çevresine yayan, dost yürekliydi. İlk saptama ve sonrasındaki süreçte bu düşüncem değişmedi. Salt Taylan ablanın, derin bir hüznü zulasında sakladığını da düşünmeye başladım. Ki sonraları bu hüznü sanatçı duyarlığının bir kimliği olarak gördüm. Benimle ilgili işler çözüldükten sonra okuruyla buluştu “Rüzgârın […]

Tamamını Okuyun