Aynada güzel

GÜNÜN MASALI: 5 ARALIK; AYNA

Eskiden köylünün biri kente pazara inmiş. Satacaklarını satıp alacaklarını aldıktan sonra ailesinin eğlenmesi için köyde hiç kimsede olmayan bir ayna almış. Adam, aynaya bakıp yüzünü biçimden biçime sokmuş yol boyunca, sonra bu oyuncaktan öylesine hoşlanmış ki kimseye göstermeye kıyamamış. Bir gün karısı, kocasının kendisinden köşe bucak sakladığı bir şeye bakarak göz kırptığını, tatlı tatlı güldüğünü […]

Tamamını Okuyun
Çiğdem

GÜNÜN MASALI: 4 ARALIK; ÇİĞDEM İLE ÜÇ ŞEHZADE

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir gün zaman erişti, ben de bilmem ne işti… Vardım gittim otluğa, Tanrı düşürmesin yokluğa. Otlukta koyun kuzu, ince belli bir tazı. Belimde ağrı sızı, elimde var bir yazı… Yazımı okudular, masalı dokudular. Bir ülkenin padişahı bir gün hastalanmış, hastalığı gün günden ağırlaşmış. Üç oğlunu baş ucuna çağırtıp demiş […]

Tamamını Okuyun
Deniz Kızı

GÜNÜN MASALI: 3 ARALIK; DENİZ KIZININ BİLİCİLİĞİ

Beyazıt, İstanbul’un Rumeli yakasında geniş bir alanı kapla yan bir semttir. İstanbul’un yedi tepesinden biri üstünde bulunmaktadır. Beyazıt Alanı, bugünkü adıyla Hürriyet Meydanı çok eski bir yerleşim yeri. İstanbul Üniversitesi merkez binasıyla Kapalı Çarşı, Bakırcılar Çarşısı bu alanın çevresindedir. Alanda yer alan Osmanlı padişahlarından İkinci Beyazıt‘ın yaptırdığı görkemli bir cami vardır. Yüzyıllık çınar ve kestane […]

Tamamını Okuyun
Çömlek Kapağı

Günün Masalı: 2 Aralık; Çömlek Kapağı

Miyavlar derler ki, gezmek isteyen delikanlılar, ailelerine ya eşya iş aramak için gittiklerini söylerlermiş. Miyavlar böyle yalanlara gerek duymazlarmış. Onlar, “Miyav miyav biraz gezip gelirim,” derlermiş. Haber vermeden gidilir mi? İşte Macar krallarından birinin üç oğlu da kendileri için güzel eşler aramak için çıkmışlar yola. Dolaşa dola ulaştıkları ülkede yaşlı mı yaşlı bir ninenin evine […]

Tamamını Okuyun
padişah ve karısı

Günün Masalı: 1 Aralık; Talih Kuyusu

Bir zamanlar çok yoksul bir karıkoca vardı. Bunlar her gün pırasa yerlerdi. Yiye yiye canlarına tak dedi. Bir gün kadın kocasına: -İkimiz de gidip kısmetimizi ayrı ayrı arayalım, dedi. Böyle diyerek yola düştüler. Biri bir köye, öteki başka bir köye gitti. Akşam, geç vakit olmuştu. Kadın, sarayın kapısına geldi, içeri girmek istedi. Kapıcılar bırakmak istemedi. […]

Tamamını Okuyun
Truva atı

Günün Masalı: 30 Kasım; Tahta At

Anadolu uygarlığının en önemli kentlerinden olan Truva, Çanakkale Boğazı‘nın Anadolu yakasında, kıyıdan biraz uzakta bulunan bugünkü Hisarlık yöresinde, kayalık bir tepe üstüne kurulmuştur. Bundan yüzyıllarca önce Truva, güzel yapıları, görkemli tapınakları ve göz alıcı saraylarıyla çok zengin bir kentti. Halkının mutlu bir yaşamı vardı. Kent, saldırganlara karşı sağlam duvarlarla korunmuştu. Yüksek burçlarına tırmanıp kenti ele […]

Tamamını Okuyun
Nilüferler

Günün Masalı: 29 Kasım; Kırmızı Yağmur ve Nilüfer

Ben bilirim, ben bilirim, ben kırmızı yağmur yağmadığını bilirim, ben Kızıldeniz’in renginin neden kırmızı olduğunu bilirim. Sen ne bilirsin ukala terlikçik? Yolda yürümesini bile bilmez, banyoda kayar, beni düşürürsün. Bir daha böyle bir dikkatsizlik yaparsan seni hiç giymem bilesin!  Hadi hadi sus bakayım, ağlama. Seni banyoda giymemeliydim, bak bak ıslanmışsın da, şimdi kuruturum seni. Üşüdün […]

Tamamını Okuyun
Sihirli Yakut

Günün Masalı: 28 Kasım; Sihirli Yakut

Eskiden ırmak kenarındaki mermerden güzel bir şatoda bir prenses yaşıyormuş. Çok zengin olan bu prenses ırmağın geçtiği bütün yerlerin de sahibiymiş. Prenses kimseyle evlenmek istemezmiş. Evleneceği adamın çok yürekli, yiğit biri olmasını istiyormuş da ondan. Bir gece şatonun balkonundan çevreyi seyrederken karşı dağın tepesindeki eski, yıkık bir binada ışıkların yandığını görünce çok şaşırmış. Hizmetçisine o […]

Tamamını Okuyun
Yıldızlar

Günün Masalı: 27 Kasım; Kavuşamayan Yıldızlar

Bir kalbur boncuğum var, akşam atarım; sabah toplarım. Nedir bu? Tekerleme değil, döşeme değil, bilmece. Peki yanıtı ne? Yıldız. Ne çok yıldız masalı var duymadığınız. İşte bir tane masal size, ta Japonya’dan. Hem masal da değil söylence. Bir köyde Mikeran adında bir çiftçi varmış. Her akşam tarlasından dönerken, yolunun üstündeki göle girer yıkanırmış. Bir akşam […]

Tamamını Okuyun
Süleymaniye Camii

Günün Masalı: 26 Kasım; Mücevherli Minare

Kanuni Sultan Süleyman tahta geçip adına bir cami yaptırma ya karar verdiğinde bu caminin şimdiye kadar yapılanların en görkemlisi olmasını istedi. Düşüncesini mimarbaşı Sinan’a açtı. Sinan: -Bana bir hafta izin verin, kenti dolaşıp caminizin yerini saptayayım, deyip ayrıldı. Bir sabah dolaşırken yolu Beyazıt‘a düştü. Eski Saray dedikleri bugünkü üniversite binasının bulunduğu alana yürüdü. Alanın sonuna […]

Tamamını Okuyun
Şeytanın Dokuz Sorusu

Günün Masalı: 25 Kasım; Şeytanın Dokuz Sorusu

Miyav varmış, mırnav varmış… Bir zamanlar Macaristan’da yoksul bir delikanlı varmış. Bir gün annesine, “Gidip kendime bir eş bulacağım, evleneceğim,” demiş. Annesi, “Oğlum paran yok, doğru dürüst işin yok, nasıl evleneceksin? Yarın karın tuz deyince yüreğin cızz der,” falan demiş ama dinletememiş. Delikanlı hem gezmek hem de uygun bir eş bulmak için yollara düşmüş. Dağ […]

Tamamını Okuyun
Şerbetçi Güzeli

Günün Masalı:24 Kasım; Şerbetçi Güzeli

Bir zamanlar bir ana baba, onların da Hasan adlı bir çocukları vardı. Hasan yedi yaşına gelince okula başladı. Derslerini çabucak ezberleyip herkesten önce okuma yazma öğrendi. Öğretmeni helva istedi. Cimri bir adam olan babası bunu duyunca Hasan‘ı evden kovdu. Orta yerde kalan Hasan, annesinden de yüz bulamayınca teyzesine gitti. Teyzesi onu çok sevdiği için yanına […]

Tamamını Okuyun
Kadın Savaşçı Amazonlar

Günün Masalı: 23 Kasım; Kadın Savaşçı Amazonlar

Anadolu uygarlığının anıt kentlerinden olan Efes, İzmir yöresinde bugünkü Selçuk kasabasının yakınındadır. Bu kentin kuruluşunun da bir öyküsü var. Çok eskiden Karadeniz kıyılarından kopup Anadolu‘nun dört bir yanında at oynatan kadın savaşçı Amazonlar, günün birinde Ege kıyılarında soluğu aldılar. İçlerinden biri atından hiç inmedi. Kıyıya geldiklerinden beri atıyla bir o yana bir bu yana gidip […]

Tamamını Okuyun
Alis'in Kedisi

Günün Masalı: 22 Kasım; Alis’in Kedisi

Ben bilirim, ben bilirim. Terlikçiğim ben hem masal bilirim hem öykü, hem de bilmece. Sen de bilir misin?  Bak şimdi soruyorum, “Çarşıdan alınmaz, mendile konulmaz, ondan tatlı…” Ooo! Mızıkçılık yapma püsküllü minder, “Çarşıdan alınmaz,” dedim. Hiç şeker ya da kurabiye çarşıdan alınmaz mı? “Mendile konulmaz,” ne demek? Şey, sormuştum nineme. Tamam, paketlenmez gibi bir şey. […]

Tamamını Okuyun
İnci Dalı Masalı

Günün masalı: 21 Kasım; İnci Dalı

Eskiden adamın birinin üç kızı varmış. Bunlar okumuş, aklı başında kızlarmış. Bir gün babaları geziye çıkmaya hazırlanıyormuş. Kızlarıyla karısına gezi dönüşü neler getirmesini istediklerini sormuş. Karısı bir bilezik, iki kızı da birer top inci istemişler. En küçüğü ne isteyeceğini bilemediğinden öğretmenine danışmış. Öğretmeni de: -İnci dalı iste, demiş. Yalnız babana söyle aklında iyi tutup unutmasın […]

Tamamını Okuyun
Dilek Kutusu

Günün Masalı: 20 Kasım; Parmak Kadar Bir Adam

Memleketin birinde, bahçelerin gülünde, bir masal vardır yeni, ağlatır bilmeyeni… O masalı bulmuşlar bir kundağa sarmışlar, beslemişler bal ile, süslemişler gül ile… Gele gele gelmişler, masalı bana vermişler. Ben masalı kokladım, çocuklara yolladım. Memleketin birinde büyük bir çiftlik varmış. Bu çiftlikte çok usta bir aşçı çalışır, çiftliğin işçilerine çok lezzetli, doyurucu yemekler pişirirmiş. Bir bahar […]

Tamamını Okuyun
Kırkçeşme Suyu

Günün Masalı: 19 Kasım; Kırkçeşme Suyu

Kanuni Sultan Süleyman dönemi, Osmanlı İmparatorluğu‘nun en parlak dönemidir. Hem sınırları genişlemiş hem de her taraf köprüler, hanlar, hamamlar, camiler, kervansaraylarla bezenmişti. Başkent İstanbul‘da da halk mutluydu. Yalnız susuzluk dayanılır gibi değildi. Kentte çok az çeşme vardı. Kent gittikçe kalabalıklaştığından Fatih döneminden kalma Halkalı suları yetmiyordu. Zaten bu sular daha çok köşklere, saraylara, büyük yapılara […]

Tamamını Okuyun
Kediler

Günün Masalı: 18 Kasım; Nehirden Çıkan Taş

Miyav vardı, miyav yoktu, bir köyde iki kardeş vardı. Birinin çok altını vardı ama tek bir çocuğu yoktu. Ötekinin bir kalbur dolusu denecek kadar çok çocuğu vardı ama evinde tek bir bakır kuruşu bile yoktu. Çok çocuklu yoksul kardeş balıkçılık yapardı. Tuttuğu balıkları eve götürür, eğer fazla balık tutabilirse satardı. Bazen evde yenecek hiçbir şey […]

Tamamını Okuyun
Pembe Kız

Günün Masalı: 17 Kasım; Pembe Kız

Bir zamanlar iki erkek kardeş vardı. Bunlardan biri zengin öteki de yoksuldu. Zengin olanın oğlu, yoksul olanın da bir kızı oldu. Yoksul kardeşle zengin kardeş hiç görüşmezlerdi. İkisinin de çocukları büyüdü. Gel zaman git zaman zengin olanı öldü. Yoksul kardeş ağabeyinin öldüğünü duyunca karısına: -Ölüm Allah’ın emri, hiç değilse başsağlığına gidin, dedi. Babalarının bu sözü […]

Tamamını Okuyun
Uludağ

Günün Masalı: 16 Kasım; Cennet Bursa

Bursa, doğal güzellikleri bakımından en zengin illerimizden biridir. Uludağ’ın eteklerinden başlayıp yamaçlara yaslanarak geniş bir alanı kaplar. Bağ ve bahçelerinin çokluğu burada yetişen şeftalilere kentin adını verdirmiştir. Son zamanlarda ise bir endüstri kenti olarak gelişmiştir. Gelelim Bursa’nın öyküsüne. Derler ki Hazreti Süleyman büyük bir peygamber ve çok ünlü bir hükümdardı. Yalnız dünyaya hükmetmekle kalmamış, kurda […]

Tamamını Okuyun
Hazıra Dağ Dayanmaz

Günün Masalı: 15 Kasım; Hazıra Dağ Dayanmaz

Ben bilirim, ben bilirim, ben atasözlerini bilirim. Sen bilir misin püsküllü mindercik? Söyle bakalım ‘Damlaya damlaya göl olur‘ ne demek? Musluk açık bırakılmış demek değil, hayır hayır musluk bozuk demek de değil minderciğim. Evet geçen gün musluk açık kalmış yalnız damlayacak kadar. Lavabonun deliği de tıkanmış. Musluk damlaya damlaya lavabo dolmuş, taşmış, mutfak da göl […]

Tamamını Okuyun
Canavar-Kız

Günün Masalı: 14 Kasım; Canavar Kız

Bir zamanlar padişahın birinin üç oğlu olmuştu. Karısı dördüncü çocuğa gebeyken padişah bir düş görmüş. Düşünde karşısına biri çıkıp demiş ki: -Doğacak çocuğun kız olursa başına birçok bela gelip ülken mahvolacak. Erkek olursa böyle bir tehlikeyle karşılaşmayacaksın, haberin olsun! Ertesi gün padişah karısını çağırıp: -Bana bak, demiş, doğuracaksan erkek doğuracaksın, kız doğuracak olursan kendini yok […]

Tamamını Okuyun
Buğday tarlası

Günün Masalı:13 Kasım; Yer Yarılsa Yere Girse

Var varanın, sür sürenin, izinsiz bağa girenin hali yamandır derler. Parasız lonkantaya giden kalırmış aç, sen bana başka bir kitaptan sayfa aç. Vara vara varalım, güzelleri görelim, çiçekleri derelim, biraz hayal kuralım. Bir zamanlar bir ülkede iki kardeş varmış. Kardeşlerin anası babası ölünce kalmışlar kimsesiz. Bir zaman birlikte çalışmışlar, birlikte yaşamışlar ama pek de geçinememişler. […]

Tamamını Okuyun
Akıl Satıcısı

Günün Masalı: 12 Kasım; Akıl Satıcısı

Bir zamanlar köylünün biri, para kazanmak için gurbet ellere çalışmaya gitti. Karısını köyde bırakan adam yabancı diyarlarda çalışıp didindi. Köyde karısıyla birlikte rahatça geçineceği kadar para kazandıktan sonra memleketine dönmeye karar verdi. Yolda giderken bir köşenin başında bir adamla karşılaştı. Adam: -Akıl satarım, akıl satarım! diye bağırıyordu. Köylü buna bir anlam veremediği için adamın önünden […]

Tamamını Okuyun
Kurt Murt İle Tilki Milki

Günün Masalı: 11 Kasım; Kurt Murt İle Tilki Milki

Miyav zamanlarda bir adamın üç oğluyla bir keçisi vardı. Keçisini otlatmak için büyük oğluna verdi. Oğlan keçiyi akşam eve getirdiğinde adam keçiye tok olup olmadığını sordu. Keçi, bütün gün güneş altında boşu boşuna dolaştığını anlattı. Adam oğluna kızdı. İkinci gün ortancanın, üçüncü gün küçüğün otlatmaya götürmelerinden sonraki sorulara keçi hep aç olduğunu söyleyerek yanıt verdi. […]

Tamamını Okuyun
Mustafa Kemal Atatürk

Günün Masalı: 10 Kasım; Ölümsüz Atatürk

Cumhuriyetin onuncu yıldönümü, 1933 yılının 29 Ekim’in de büyük bir coşkuyla kutlanmıştı. Türkiye’nin dört bir yanı demir ağlarla örülmüş, her yerde bacalarından duman tüten fabrikalar kurulmuş, tarım makineleşmiş, ulusal bankalar kurulmuş, yeni okullar açılmıştı. Yabancı şirketlerin yerini Türk şirketleri almıştı. Mustafa Kemal Atatürk, cumhurbaşkanı olarak tam on beş yıl ülkenin çağdaş uygar lığa kavuşması için […]

Tamamını Okuyun
küp altın

Günün Masalı: 9 Kasım; Dardağan Darısı

Bir zamanlar adamın birinin aptal bir karısı vardı. Bir gün bu adam bir küp altın bulup eve getirdi. Karısına: -Sakın bu küpe dokunma, buna ‘Dardağan Darısı’ derler, dedi. Bir gün kapının önünden çanak çömlek satan biri geçiyordu. -Çanak çömleklerim var, darıya da veririm, arpaya da… diye bağırıyordu. Kadın, pencereyi açıp: -Dardağan Darısı’na da verir misin? […]

Tamamını Okuyun
Zeytin

Günün Masalı: 8 Kasım; Zeytinin Zaferi

Atina şehri, komşumuz olan Yunanistan‘ın başkentidir. Cumhuriyet ile yönetilen Yunanistan Avrupa‘nın güneydoğusunda, Balkan yarımadasının ucunda yer alır. Yunanistan, sınırları içindeki adalarıyla hem Ege‘de hem Doğu Akdeniz‘de kıyısı olan bir ülke olarak da adlandırılabilir. Yunanistan dağlık bir ülkedir. Atina da dağlık bir bölgede yer alır. Pire adlı limanı ile önemli bir liman şehridir. Atina’nın hemen hemen […]

Tamamını Okuyun
Portakal Bahçeleri

Günün Masalı: 7 Kasım; Portakal Bahçeleri

Ben bilirim, ben bilirim, ben portakalın Çin‘den geldiğini bilirim. Ne o terlikçik, niye gülüyorsun o kadar? Dikişlerin patlayacak. Ben portakal Türkiye‘ye Çin‘den geliyor demedim. Cahil terlikçik. Çin‘den Akdeniz‘e gelmiş dedim. Portakal ağacının anayurdu Doğu Asya. Çin‘den Hindistan‘a uzanan bölge. Öyle vara yoğa gülenlere arsız derler. Ben bilirim dediğimde yalan söylemem. Yanlışım olabilir. Söylersin kitaplara bakarız. […]

Tamamını Okuyun
İnatçı-Fil-Yavrusu

Günün Masalı: 6 Kasım; İnatçı Fil Yavrusu

Bir zamanlar, ormanın birinde bir fil ailesi yaşıyormuş. Bunların en küçüğü olan fil yavrusu, inatçının tekiymiş. İnatçılığının yanı sıra bir de yaramazmış ki sormayın. Bir gün ailece yakın akrabalarını ziyarete gideceklermiş. Yavru fil gitmek istememiş. Baba fil: -Bizimle gelirsen iyi olur, dediyse de dinletememiş. -Siz gidin, ben gelmiyorum, demiş. Anne fil endişeli bir sesle: -Ama […]

Tamamını Okuyun
Kediler

Günün Masalı: 5 Kasım; Kediler Masalı

Edi medi, kuyruklu kedi. Kuyruk ama ne kuyruk, hem de başına buyruk. Hele hele gözleri sanki adem, mis gibi badem, aman sanki mestane, rengi de kestane.  Miyav dedi mav dedi, hani bana av dedi. Avlar avlandı, demirler tavlandı… Şerbetler aşlandı, masala başlandı. Bir zamanlar yoksul bir aile varmış bir ana baba ile bir de kızları. […]

Tamamını Okuyun
Keloğlan

Günün Masalı: 3 Kasım; Keloğlan Keleşoğlan

Bir zamanlar bir Keloğlan vardı. Her gün anasına: – İlle git, padişahın kızını bana iste! deyip dururdu. Sonunda annesi usanıp saraya gitti. Onu dilenci sanıp eline bir  parça ekmek vererek savdılar. Ertesi gün, yeniden saraya gidip hanımın huzuruna çıktı ve kızını oğluna istedi. Hanım da: – Akşam babasına söylerim, sonucu sana yarın bildiririm, dedi. Ertesi […]

Tamamını Okuyun
Dalgıcı Yutan Balık

Günün Masalı: 2 Kasım; Dalgıcı Yutan Balık

Evliya Çelebi‘nin Seyahatname’sinde okumuştum. Kitapta deniz dalgıçlarının anlatıldığı bir bölüm vardır. Orada Hacı Nasır adlı bir dalgıç, dostunun ilginç öyküsünü onun ağzından anlatır: Bir gün Mustafa Paşa‘nın buyruğuyla inci çıkarmak için denize daldım. Bıçağım elimdeydi. Birden ejderha büyüklüğünde bir balık önüme çıkıp beni yuttu. Karanlık, buz gibi bir yere girdim. Ama hiç de korkuya kapılıp […]

Tamamını Okuyun
kebap kokusu

Günün Masalı: 1 Kasım; Kokunun Ücreti

Ben bilirim, ben bilirim, ben kokunun çoğunlukla tattan daha önemli olduğunu bilirim. Hele portakal  kokusu, çilek kokusu, kavun kokusu… İnsanın canı çeker hemen. Bir de şeftali. Otlar da var güzel kokulu,  parmaklarında ezdiğinde nasıl güzel kokuyor nane, fesleğen… Ama ben öyle otları yalnız koklamayı seviyorum, yemeğe katılmalarını değil. Peki terlikçiğim sen hiç acıkmışken fırının önünden […]

Tamamını Okuyun
Okuma Yazma Bilmeyen Sincap Yavrusu

Günün Masalı: 31 Ekim; Okuma Yazma Bilmeyen Sincap Yavrusu

Bir zamanlar, ormanın birinde bir sincap yavrusu yaşıyormuş. Ormandaki bütün hayvanların sevdiği sevimli bir yavruymuş bu. İşte bu yavru, yaz tatilinin bitip okulların açıldığı gün okula gitmek istememiş. -Okumadan da ormanda dolaşarak birçok şey öğrenebilirim, diyormuş kendi kendine. Ama sincabın bütün arkadaşları okula gidince bizim yavru sincap tek başına kalmış. Evde oturup televizyon izleyerek, oyuncaklarıyla […]

Tamamını Okuyun
Cimrinin Mirası masalı

Günün Masalı: 30 Ekim; Cimrinin Mirası

Az iken uz iken, anam evde kız iken, çakıltaşı koz iken… Hepten hoptan, bir ev yaptım çerden çöpten, kapı tokmağı turptan, merdiveni öksürükten. O yalan,  bu yalan, fili yuttu bir yılan, bu da mı yalan? Al sana bir yalan, biraz da sen oyalan. Bir zamanlar İstanbul‘da üç çocuklu bir kadıncağız varmış. Çocuklarının üçü de kızmış. […]

Tamamını Okuyun
Cumhuriyet

Günün Masalı: 29 Ekim; Cumhuriyetin İlanı

Türkiye‘nin bağımsızlığını kazandığını onaylayan Lozan Antlaşması‘nın imzalandığının ertesindeydi. Takvimler 1923 yılının Temmuz sonlarını gösteriyordu. O günlerde bir sabah, Mustafa Kemal, Özel Kalem memurlarından Hasan Rıza‘yı yanına çağırdı. Yeleğinin cebinden ikiye katlanmış birkaç kâğıt parçası çıkardı. Bir sır verircesine gözlerinin içine bakarak şunları söyledi: -Bunları al, temize çek. Okuyamadığın ya da anlayamadığın bir şey olursa gelip […]

Tamamını Okuyun
Kubilay hanın Askerleri

Günün Masalı: 26 Ekim; Kubilay’ın Askerleri

Bu öyküyü Marco Polo‘nun gezilerini anlattığı kitabında okudum. Olay 1268 yılında geçiyor. Kubilay Han Japonya‘nın zenginliğini duyarak burayı da topraklarına katmaya karar verir. Bu konuda iki komutanını görevlendirir. Bunlar büyük bir donanmayla yola çıkarlar. Okyanusu geçip Japonya‘ya ayak basarlar. Önemsiz bir iki yeri ele geçirdikten sonra aralarında anlaşmazlık başgösterir. Günlerden bir gün güçlü bir fırtına […]

Tamamını Okuyun
Düşler

Günün Masalı: 25 Ekim; Düşler Alırım

Ben bilirim, ben bilirim. Ben eski eşyaları satın alan satıcılara ‘Eskici’ dendiğini bilirim. Bu eskicilerin bazıları bir el arabasıyla sokaklarda dolaşarak fırın, televizyon gibi küçük eşyaları, hurdalaşmış tencere, çaydanlık, tava, madeni araç gereçleri, eski dergileri, gazeteleri satın alırlar. Madeni araçlar, demir, bakır, alüminyum gibi türlerine göre ayrılarak eritilip yeniden kullanılacakları yere; eşyalarsa onarılıp satılacakları dükkânlara […]

Tamamını Okuyun
Keloğlan

Günün Masalı: 24 Ekim; Keloğlan’ın Bilyesi

Keloğlan‘ı bilirsiniz. Saçı yok, aklı çok bir oğlancık. İşte bu Keloğlan bir gün avare avare dolaşırken yolda bir bilye bulur. Bilyeyi koluna silerek parlatır. Sonra da onu elinde atıp tutarak koşmaya başlar. Evine gelince evde de güzel bilyesiyle dolaşarak oynamayı sürdürür. Ama bilye yere düşüp yuvarlanarak tahtanın aralığından aşağı düşer. Ne yaptıysa bilyesini düştüğü yerden […]

Tamamını Okuyun
Oduncunun Mutluluğu

Günün Masalı: 23 Ekim; Oduncunun Mutluluğu

Zaman zaman ama asıl zaman o zaman idi. Çekirge bineğimdi, karınca yedeğimdi. Darı topuzumdu, çavdar kalkanımdı. Bir tüfeğim vardı, ayran ile doldurur, şerbet ile avzutlardım. Çıkardım dağlar başına, “Broy! Broy!” der gezerdim. Çamlıbel‘de çamur dizde, yetmiş karga ayağa kalkardı, “Hanım geliyor,” diye… Dünya yeni kurulduğunda, tam yeni yetiştiğim çağlarda… Bir oduncu vardı. Bir de bunun […]

Tamamını Okuyun
Kurbağalar

Günün Masalı: 22 Ekim; Kuru Gürültü

Engerek yılanı her gün bir dereden su içiyordu. Bu dereye yuva yapan suyılanı da buna çok içerliyordu. Günlerden bir gün engerek yılanı yine dereden su içmeye geldi. Bu kez suyılanı karşısına çıkıp bağırıp çağırarak ağzına geleni söyledi. -Senin derede ne işin var anlamıyorum. Sen git çayırda dolaş. Burası benim kendi yerim. Bir daha buralarda görmeyeyim […]

Tamamını Okuyun
Köylü ve Kazlar

Günün Masalı: 28 Ekim; Köylü ve Kazlar

Miyav vardır, miyav yoktur. Rusya diye bir ülke vardır. Bu miyavlayacağım masal o ülkeden. Yazan da Tolstoy. Bu çok eski bir masaldır belki. Bana anlatan dedemin dedesi. Bir kış çok miyay bir soğuk olmuş. Mirnavlar sokağa bile çıkamamış. Yoksul bir köylünün de ambarında ekmeklik buğdayı, çavdarı kalmamış. Gidip tarla sahibi ağadan biraz ekmeklik borç istemeye […]

Tamamını Okuyun
Tasa Kuşu

Günün Masalı: 27 Ekim;Tasa Kuşu

Bir zamanlar bir padişah, bunun da bir kızı vardı. Bu kız bir gün sarayın bahçesinde gezerken dadısının üzüntülü olduğunu gördü. Nedenini sordu. Dadısı: -Tasam var, dedi. Kız, bunun ne olduğunu bilmiyordu. -Tasa nedir ki? diye sordu. Bunu üstüne dadı, bir tasa kuşu alıp kıza getirdi. -Buna tasa kuşu derler, diyerek kuşu kıza verdi. Kız da […]

Tamamını Okuyun
Kaya

Günün Masalı: 21 Ekim; Köylü Ve Taş

Miyav yoktu, miyav vardı. Bir zamanlar Rusya‘da Tolstoy diye bir yazar vardı. Konttu ve kedileri severdi. Kocaman bir çiftliği vardı. Bu yazar köylüleri çok sever onları savunan öyküler yazardı. Bu öykülerden birinde bir şehrin alanındaki kocaman bir kayayı anlatır. Bu kaya kentin bütün güzelliğini bozmaktadır. Mühendisler toplanır, bilim adamları gelir ama taşın oradan taşınmasının olanaksız […]

Tamamını Okuyun
Kubilay-Han

Günün Masalı: 19 Ekim; Aslan Tuzağı

1254 yılıyla 1324 yılı arasında yaşayan Venedikli Marco Polo, ünlü bir İtalyan gezgini. Asya’yı baştan sona dolaştıktan sonra yaşayıp gördüklerini ‘Seyahatname‘ adlı gezi kitabında yazdı. Bu öyküde, Çin‘de Hanbalık, bugünkü adıyla Pekin‘deki sarayında Kubilay Han‘la tanıştıktan sonra ülkesine dönerken gördüğü Fu-çau kentini anlatmaktadır: Önce kenti şöyle bir gezdik, kimi yerlerini öğrendik. Kentin ortasından büyük bir […]

Tamamını Okuyun
Anı-Kutusu

Günün Masalı: 18 Ekim; Anı Kutusu

Ben bilirim, ben bilirim, ben anıların değerini bilirim. Bak bu kutu anı kutusu küçük terlikçiğim. Bu küçük düğme, benim ilk terliğimden kaldı. Nasıl ışıldıyor, değil mi? Bu ponponu da annem verdi, bebeklik başlığımdan kalmış. Mavi bir başlığa simli ponpon olur mu?.. Olur mu ne demek, annem yaptığına göre mutlaka güzel durmuştur. Bu kalem de benim […]

Tamamını Okuyun
Kabak Çocuk

Günün Masalı: 17 Ekim; Kabak Çocuk

Eskiden bir padişahla iki oğlu, bir de bahçıvan kadın varmış. Bu kadının çocuğu hiç olmuyormuş. Bir gün Tanrı’ya yalvararak kendisine bir çocuk vermesini dilemiş. Duanın arasında: -Ulu Tanrım, demiş. Bir çocuk ver de isterse kabak olsun! Aradan dokuz ay on gün geçtikten sonra bu kadın gerçekten de kabaktan bir çocuk doğurmuş. Tabi buna çok üzülmüş. […]

Tamamını Okuyun
Müşkülpesent Usta

Günün Masalı: 16 Ekim; Müşkülpesent Usta

Günün Masalı: 16 Ekim; Müşkülpesent Usta Annek mannek dostum, ben sana küstüm. Anam yoğurt getirdi, kedi burnunu batırdı. Bu kediyi ne yapmalı, minareden atmalı. Minarede bir kuş var, kanadında gümüş var. Eniştemin cebinde türlü türlü yemiş var. Bu yemişi yediler bana miskin dediler. Ben miskinden beterim, kapı kapı gezerim. Vardım Halep yoluna, girdim güzellerin koluna. […]

Tamamını Okuyun
Maymun İle Yunus

Günün Masalı: 15 Ekim; Maymun İle Yunus

Maymunun biri sahibi ile birlikte bir deniz yolculuğuna çıkmıştı. Açık denizlerde yolculuk ediyorlardı. Yolculukları günlerce sürdü. Günlerden bir gün kara göründü. Kara göründü görünmesine ya, o sırada şiddetli bir fırtına kopmaz mı? Koca koca dalgalar arasındaki gemi sulara batıp çıkıyordu. Sonunda üstüne saldıran dalgalara dayanamayan gemi sulara gömüldü. O zaman gemidekiler karaya doğru yüzmeye koyuldu. […]

Tamamını Okuyun
Ayna

Günün Masalı: 14 Ekim; Aynanın Öyküsü

Miyav var mı, miyav yok mu? Aynayı bilmeyen var mı? Bir zamanlar ayna yokmuş. İnsanlar çaydanlıkların, tepsilerin parlak yüzlerine bakıp tararlarmış saçlarını. Miyav, biz kedilerin aynaya hiç ihtiyacı yoktur, mıırr! Sonra yalnız saç taramak, yüzlerine bakmak için parlak madenlerden aynalar yapmışlar. Ancak 17. yüzyılda o zaman İtalya’dan ayrı bir devlet olan Venedik‘teki ustalar ayna yapmayı […]

Tamamını Okuyun
Sabır Taşı

Günün Masalı:13 Ekim; Sabır Taşı

Bir zamanlar ülkelerin birinde yalnız başlarına yaşa yan bir ana kız vardı. Bunlar çok yoksuldu. Kız güzel mi güzeldi ama onu istemek için kapısını çalan hiç kimse yoktu. Bir sabah erkenden kalkmış, pencerenin önüne oturmuş, bu kötü yazgısına sessiz sessiz ağlıyordu. O sırada pencerenin pervazına bir kuş kondu. Kuş: -Senin kısmetin yedi dağın ardında. Orada […]

Tamamını Okuyun
Harran Medresesi

Günün Masalı: 12 Ekim; Dünyanın İlk Üniversitesi

Dünyanın ilk üniversitesinin hangi ülkede ve hangi şehirde olduğunu biliyor musunuz? Bu sorunun doğru yanıtı: ‘Dünyanın ilk üniversitesi, Türkiye’deki Şanlıurfa şehrinde kuruldu’dur. Bu üniversitenin adı Harran Medresesi‘dir. Yunan ve Anadolu felsefe kitaplarının önce Süryaniceye, sonra Yunancaya çeviri merkezi olan Harran, 7-8. yüzyıllarda İskenderiye’nin yerini almıştır. Harran Medresesi’nde felsefe dışında din, tıp, matematik ve gökbilim çalışmaları […]

Tamamını Okuyun
Madara

Günün Masalı: 11 Ekim; Bir Söylence

Ben bilirim, ben bilirim. Ben kaleleri bilirim. Sen hiç kale gördün mü püsküllü minder? Futbol maçı kalesi değil, taştan kale. Yarın gösteririm. Ya sen minik terlikçiğim? Böyle bir kalenin öyküsünü dinledim geçen gece. Biraz uyuklamışım, öykü masala dönüştü. Ülkemizin komşularından Bulgaristan ile ilgili bir söylence. On iki yüzyıl önce, Tuna‘ya yakın Pliska diye bir yer […]

Tamamını Okuyun
Turfanda Salatalık

Günün Masalı: 10 Ekim Turfanda Salatalığın Fiyatı

Ortaçağ Bağdat‘ında yöneticiler, beyler, eli açıklıklarına, eli sıkılıklarına göre değerlendirilirdi. Emir Muin bin Zeyd eli  açık, aşırı cömert tanınanlardandı. Anlatılanlara göre, bir gün avdan dönerken yolda eşeğine binmiş şehre giden bir Arap gördü. Selamlaştıktan sonra, ne işle uğraştığını, nereye gittiğini sordu. Arap, “Bahçemde bin zorlukla turfanda salatalık yetiştirdim,” dedi, “onları satmaya Bağdat’a gidiyorum.” Emir Muin […]

Tamamını Okuyun
mutlu karı koca

Günün Masalı: 9 Ekim; Hem Güzel Hem Akıllı

Hoppala hoptan, bir mintan gördüm yakası karpuz kabuğu, düğmesi turptan. Turp yemesi güzeldir, güzellik bir hünerdir. Her güzele güzel denmez huyu güzel olmayınca, güzelin değeri olmaz dünyayı bilmeyince. Dünya bilmek akılla olur. Ödünç akılla yola çıkılmaz, bir yere varılmaz akıl kendinin olmayınca. Akılla övünülmez. Akıl akıldan üstündür, hüner üstündür hünerden. Aklı, hüneri bırakırsan başına dert […]

Tamamını Okuyun
Yedi Uyurlar

Günün Masalı: 8 Ekim; Yedi Uyurlar

Zalim bir kral olan Nemrut, başveziriyle birlikte bütün vezirlerin boyunlarının vurulmasını buyurunca, başvezirle altı adamı ülkeden kaçmaya karar verdi. Yolda bir çobanla karşılaştılar. Çoban, böyle kan ter içinde nereye gittiklerini sordu. -Nemrut’un kötülüklerinden kaçıyoruz, dediler. Canımızı güç kurtardık. Çoban: -Ben de sizinle gelebilir miyim? diye sordu. Çektiklerim canıma yetti. Kollukçular her gün gelip dövüyorlar, koyunlarımı […]

Tamamını Okuyun
Koca Ninenin Sütü

Günün Masalı: 7 Ekim; Koca Ninenin Sütü

Miyav mırr, miyav mırr… Bir köyde, Koca nine diye çağrılan bir kadın vardı. Hemen anlayacağınız gibi çok yaşlıydı. Koca ninenin bir ineği vardı… Bu ineğin sütünü sağar, satar, geçinirdi. Bir gün yine sütü sağdı, bakracı bahçeye bırakıp içerden atkısını almaya gitti. Dönüp geldi ki bakraç boşalmış. Ertesi gün de aynı şey oldu. Daha ertesi gün […]

Tamamını Okuyun
Tembel Kız

Günün Masalı: 6 Ekim; Tembel Kız

Bir zamanlar bir kız vardı. Tembelin biri olan bu kız iplik eğirip örgü örmekten hoşlanmazdı. Annesi ne etse işe razı edemezdi onu. Bir gün kadının kafası kızıp kızını bir güzel patakladı. Kız da ağlamaya başladı. O sırada arabasıyla kapının önünden geçen kraliçe, kızın ağlamasını duyup içeri girdi. Annesine kızını neden dövdüğünü sorunca, kadıncağız kızının tembel […]

Tamamını Okuyun
Karaman

Günün Masalı: 5 Ekim; Karaman’ın Koyunu Sonra Çıkar Oyunu

Karaman ilinin kuzeyi düz, güneyi engebelidir. İlin bir bölümü İç Anadolu, bir bölümü Akdeniz Bölgesi sınırları içindedir. Çok eskiden Karaman, Hisartepe‘deki kale içinde kurulu bir kasabaydı. Bir gün kaleyi korumakla görevli askerlerin kaleden bir sefer için ayrılmasını fırsat bilen düşman kaleyi kuşatır. Kaledeki halk duruma çare düşünür. Memiş adındaki bir çoban, “Karaman’da ne kadar koyun, […]

Tamamını Okuyun
Kaplumbağa Gelin

Günün Masalı: 4 Ekim; Kaplumbağa Gelin

Ben bilirim, ben bilirim. Ben masallarda hep aynı çocuğun başarılı olduğunu bilirim. Şiişt küçük terlikçiğim, gülme. Bütün masallarda en küçük kardeş başarılıdır. Neden peki büyük kardeşler kötü, büyük kardeşler beceriksiz?.. Demek benim kardeşim olsa ben onu sevmeyeceğim. Masal işte. Ben de masalı bu sefer tersine çevirdim. Bir varmış, bir yokmuş, ülkenin birinde çook çok eskiden […]

Tamamını Okuyun
Çamaşırcının Kızı

Günün Masalı: 3 Ekim; Çamaşırcının Kızı

Eskiden yoksul bir çamaşırcı kadınla kızı varmış. Çamaşırcının kızı yetişkin, güzel bir kızmış. Anası, konaklarda çamaşır yıkar,  kız da evin işlerini görürmüş. Bir gün genç kız, zenginlerin gittiği çift kubbeli kent hamamına gitmiş. Peştamallara sarınıp takunyaları giyerek yıkanılan bölüme geçmiş. En güzel kurnalardan birinin başına oturmuş. Daha ilk suları dökünmeye başlarken hamamcı kadın koşup gelmiş. […]

Tamamını Okuyun
Billur Köşk

Günün Masalı: 2 Ekim; Billur Köşk

Zaman zamandayken, kalbur samandayken ben ak saçlı nineyken, dedemin beşiğini tıngır mıngır sallardım. Beşik ırgalandı, dedem dalgalandı. Bekçi bağırdı, ben de kalkıp kale kapısına vardım. Bir de baktım müjdeciler geliyor: “Baban dünyaya geldi, baban dünyaya geldi,” diye. Soktum elimi cebime, vereyim diye bir hediye. Çıkardım üç akçe, birinin yazısı yok, birinin turası yok, birisi hiçten […]

Tamamını Okuyun
Güreş

Günün Masalı: 1 Ekim; Yaşlı Güreşçi

Sadi’nin Gülistan kitabında okuduğum güzel bir öykü var. Bu öyküyü size de anlatmak istiyorum. Ben çok beğendim, sizin de beğeneceğinizi sanıyorum. Bir zamanlar usta bir güreşçi vardı. Bu adam üç yüz altmış oyun biliyor, her gün ayrı bir oyunla güreşiyordu. Yetenekli gördüğü öğrencilerinden birine bu oyunların üç yüz elli dokuzunu öğretti. Yalnız birini öğretmekten çekinmişti. […]

Tamamını Okuyun
Güzel

Günün Masalı: 30 Eylül; Nazlı Güzel İle Şehzade

Mırnav mırnav varmış mıırmır. Bütün insanlardan nerdeyse yaşlı bir kadıncık varmış. Bu kadıncığın da kendi gibi yaşlı bir kızı varmış. Kadın akşamları kızını bahçeye çıkarır nazlandırırmış: “Ah benim inci kızım, güzellikte birinci kızım. Güneş daha batmadı çok açma yüzünü kararırsın. Aman o menekşeye dokunma incinirsin.” Kadının kızı anasının bu övücü sözlerine kahkahalarla yanıt verirdi. O […]

Tamamını Okuyun
Rapunzel

Günün Masalı: 29 Eylül; Rapunzel

Bir zamanlar bir karıkoca vardı. Bunların hiç çocuğu olmuyordu. Tanrıya yalvararak bir çocukları olsun istediler. Tanrı dileklerini kabul etti ve kadın bir süre sonra gebe kaldı. Oturdukları evin arka odasının penceresi, güzel bir bahçeye bakıyordu. Etrafı içine girilmez duvarlarla çevriliydi. Bahçe, kötü yürekli bir büyücüye aitti. Herkes ondan korkup çekinirdi. Günlerden bir gün kadın pencereden […]

Tamamını Okuyun
Konya

Günün Masalı: 28 Eylül; Gez Dünyayı Gör Konya’yı

Orta Anadolu‘nun şehirlerinden biridir Konya. Onun dünyaya bedel bir şehir olduğunu anlatmak isteyen bir söz vardır: ‘Gez dünyayı, gör Konya’yı.’ Bu şehrin tarihi yapıları ve doğal güzellikleri bu övgüyü hak edişinin nedenlerinden biridir. Konya, Anadolu Selçuklu Devleti‘nin başkentidir. Bu yüzden şehirde pek çok Selçuklu eseri vardır. Bu eserlere Osmanlı döneminde de külliye diye adlandırılan cami, […]

Tamamını Okuyun
Kılıç Balıkları

Günün Masalı: 27 Eylül; Kılıç Balıkları

Ben bilirim, ben bilirim, ben insanların her şeyi isimlendirme meraklarını bilirim. Her gördüklerine isim takar insanlar, değil mi terlikçiğim? Tere iyi gelen demek terlik. Yalnız sana terlik denmez minik şey, bir zamanlar takkeye de terlik derlermiş. Belki de hâlâ derler… Baş için yapılan giysinin adı başlık, ayak konan kabın adı ayakkabı, eli boyayan çiçek kına […]

Tamamını Okuyun
Saşkın Nişanlı

Günün Masalı: 26 Eylül; Saşkın Nişanlı

Bir zamanlar bir kadının delikanlı bir oğlu varmış. Biraz safçaymış. Kadın, oğlunun saflığını bir erdem gibi gösterip, onu komşu köyden güzel bir kızla nişanlamış. Ama bakın bu yüzden neler gelmiş kadıncağızın başına. Nişanın ertesinde delikanlı düşüp yola, nişanlısının köyüne gitmiş. Dönüşte annesi sormuş: -Hans bir pot kırmadın değil mi? -Hiçbir şey kırmadım anne. -Ne götürdün […]

Tamamını Okuyun
Zalim Padişah

Günün Masalı: 24 Eylül; Zalim Padişah

Sadi, XIII. yüzyılda yaşamış İranlı bir şairdir. Onun ‘Gülistan‘ adlı kitabında birçok öykü anlatılır. Sadi‘nin bu öyküleri anlatmaktaki amacı, okuyanların bunlardan bir ders çıkarıp doğruluk, iyilik yolunda yürümesi, birbirine sevgiyle yaklaşmasıdır. Bu anlatacağım öykü de onlardan biri. Bir zamanlar, İran hükümdarlarından biri, halkın malına el koyarak onlara karşı acımasızca davranıyordu. Bu yüzden halk onun zorbalığından […]

Tamamını Okuyun
Genç

Günün masalı: 23 Eylül;Macun

Miyav varmış, miyav yokmuş, bir zamanlar bir yoksul delikanlı varmış. O kadar yoksulmuş ki bu delikanlı, saçlarına bir hastalık gelmiş de doktora gidememiş kel kalmış… Yoksulluk ayıp değil, hastalık ayıp değil elbette. Miyav bu. Ama bu delikanlı üstelik tembelmiş. Hangi işe başlasa bitiremez yarım bırakırmış. Annesi kendisinden bir şey istese onu bile yapmazmış. Bir gün […]

Tamamını Okuyun
Altın Yağmuru

Günün Masalı: 22 Eylül; Altın Yağmuru

Bir zamanlar, ülkelerin birinde, anası babası olmayan küçük bir kız yaşıyordu. Bu kız o kadar yoksuldu ki yatıp kalacağı bir yeri, içinde uyuyacağı bir yatağı bile yoktu. Sırtındaki giyeceklerden, elindeki bir parça ekmekten başka bir şeye sahip değildi. O ekmek parçasını da merhametli biri acıyarak tutuşturmuştu eline. Buna karşılık kızın altın gibi bir kalbi vardı. […]

Tamamını Okuyun
Hattuşaş

Günün Masalı: 27 Eylül

Hattuşaş Nerede ? Tarihte yazanlara, onunla ilgili kanıtları gördüğümüzde inanırız. Hititler diye bir devletin yüzyıllar önce var olduğunu biliyoruz. Onun başkentinin Hattuşaş olduğunu da biliyoruz. Peki Hattuşaş nerede? Size kısacık bir yanıt verebilirim: Çorum‘da. Karadeniz bölgesinin İç Anadolu ile kesiştiği sınır bölgesinde. Bugün adı: Boğazköy. Bu kasabaya Çorum‘da Sungurlu‘dan gidebilirsiniz. İsa‘nın doğumundan 2000 yıl önce, […]

Tamamını Okuyun
Tavus Kuşu Söylencesi

Günün Masalı: 20 Eylül

Tavus Kuşu Söylencesi Ben bilirim, ben bilirim… Ben tavus kuşunu bilirim. Sen bilir misin terlikçiğim? Hani başı ve boynu mavimsi, sırtı ışıltılı yeşil tüylü, kocaman benekli tüylerden oluşan kuyruğu yelpaze gibi açılan bir kuş var ya… Evet, evet minderciğim, hindiye benziyor. Erkeğinin rengi güzel, dişisi hindi gibi… Hayır uçmaz canım. Daha doğrusu ben uçtuğunu görmedim. […]

Tamamını Okuyun
Büyülü Balık

Günün Masalı: 19 Eylül

Büyülü Balık Bir deniz kenarında yaşarmış balıkçıyla karısı. Küçücük, derme çatma bir barakaları varmış. Balıkçınınsa ağı, sandalı bile yokmuş. Oltayla tutarmış balıklarını. Bir gün oltasına kocaman bir balık takılmış. Oltadan balığı çıkarınca, dile gelivermiş kocaman balık: “Bırak beni denize. Ben balık değil büyülü bir prensim, kıyma. Hem balık etine benzemez etim de.” Balıkçı, “Aman aman […]

Tamamını Okuyun
Ayna

Günün Masalı: 18 Eylül

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde. Evele me, develeme, devekuşu kovalama… Estek, pestek, katıra palan, deveye köstek. Bir masal anlatsalar da dinlesek. Dinleyen ağam, dinlemeyen paşam. Masal koymuşlar adını, okumayan, yazmayan ne bilecek tadını. Bir zamanlar bir uzak ülkede bir padişah varmış. Bu padişah her sabah ‘Devran Aynası’ dediği bir aynaya bakar, her işini o […]

Tamamını Okuyun

Günün Masalı: 17 Eylül

Hangisi Akıllı? Bu öyküyü Mevlana’nın Mesnevi’sinde okudum. Beni düşün dürmüştü o zaman. Okuduktan sonra siz de düşünüp kimin  akıllı olduğuna karar verin. En sıcak yazlardan biriydi. Güneş kızgınlığından herkese ateş püskürtüyordu. Çiçeklerin boynu bükülmüş, ağaçların yaprakları kurumuştu. Çayırlar bozkırlaşmış, dereler akmaz olmuştu. Hayvanlar, karnımızı nasıl doyuracağız, diye kara kara düşünüyordu. Ot yiyenlerin durumu daha da […]

Tamamını Okuyun
Harun Reşit

Günün Masalı: 16 Eylül

Şakacı Halife Miyav vardı, miyav yoktu, bundan yüzlerce yıl önce Abbasi devletinin Harun Reşit adında bir yöneticisi vardı. Bu hükümdar halife olarak adlandırılıyordu. Ülkesinin başkenti Bağdat‘tı. Harun Reşit, kimi günler kılık değiştirerek dolaşır, ülkesinde yaşayanların dertlerini dinlerdi. Bir gün, Ebül Hasan adında bir gençle ilgili bir öykü duydu. Bu delikanlı, akşamları Bağdat‘a giriş yolundaki bir […]

Tamamını Okuyun
Açıl Susam Açıl

Günün Masalı: 15 Eylül

Açıl Susam Açıl Bir zamanlar, ülkelerin birinde biri yoksul, biri zengin iki kardeş yaşıyordu. Zengin olan, yoksul olana hiç yardım etmezdi. Yoksul kardeş kendi yağıyla kavruluyor, kıt kanaat geçiniyordu. Günlerden bir gün, arabasıyla ormana gitti. Ormanın kıyısında kel tepeli kocaman bir dağ gördü. Şimdiye kadar bu dağı hiç görmemişti. Şaşkın şaşkın bakınırken ilerden bir tarafa […]

Tamamını Okuyun
Peri Bacaları

Günün Masalı: 14 Eylül

Peri Bacaları ‘Peri Bacaları’nı duydunuz mu? Doğa olaylarının ve hava koşullarının sonucunda oluşan bu oyuncak benzeri doğal kaya şekilleri, Orta Anadolu’da Ürgüp, Nevşehir ve Avanos’un ortasındadır. Kayaların bir orman gibi sıralandığı bu yer bir masaldan çıkmış gibidir. Kimi tarihçi yazarlar buraya 4. yüzyılda Kayseri Başpiskoposu Aziz Basileus‘un ve onun gibi şehir yaşamından bıkmış olanların sığındığını […]

Tamamını Okuyun
Balık

Günün Masalı: 13 Eylül

Balıklar Sultanı Ben bilirim, ben bilirim, ben balıkların sihirli olduğunu anlatan çok masal bilirim. Sen ne dersin küçük terlikçik, terlikçiğim benim? O yuvarlak kavanozdaki balık da mı sihirli? Ne yapıyor peki?.. Hı hı hı… Sen sihir ne bilmiyorsun bile… Neyse dinle bakalım. Bir zamanlar bir tüccar varmış. Bir geziden dönerken bir fırtınaya yakalanmış, toz bulutlarının […]

Tamamını Okuyun
Küçük Tencere

Günün Masalı: 12 Eylül

Küçük Tencere Eskiden yoksul bir ana ile kızı varmış. Küçük bir kulübede oturuyor, geçimlerini yaşlı ananın eğirdiği ipliklerle sağlıyorlarmış. Bu iplikleri genç kız pazara götürür satarmış. Böylece yarı aç yarı tok yaşayıp gidiyorlarmış. Günün birinde eğrilen iplikleri iyi bir paraya satan genç kız, eve yiyecek öteberi almadan pazarı dolaşmaya çıkmış. Pazarda dolaşırken bir dükkânda gözüne […]

Tamamını Okuyun
Genç Kız

Günün Masalı: 11 Eylül

Şah Yusuf Masal masal matlarsa, iki sıçan atlarsa, kurbağa kanatlanır, tüm yayalar atlanır. Masal masal maniki, tırnakları on iki, on ikinin yarısı, masalcının karısı, saydım baktım altı, yüzü sözü tatlı, bir masala başlamış, dinlemeyeni haşlamış. Ben de masal düşledim, işimi gümüşledim. Bir zamanlar ülkenin birinde bir yoksulun üç kızı vardı. Babalarına yardım olsun diye iplik […]

Tamamını Okuyun
Kel Papağan

Günün Masalı: 10 Eylül

Kel Papağan Anlatacağım öyküyü, on üçüncü yüzyılda yaşamış şair ve düşünürlerimizden olan Mevlana‘nın Mesnevi adlı kitabında okudum. Ben çok güldüm. Siz de güleceksiniz. Kasabaların birinde ak sakallı yaşlı bir adam vardı. Evinin altında küçük bir bakkal dükkânı olan bu adam, akşama kadar orada oturur, alışveriş etmeye gelenlerle kimi zaman uzun uzun sohbet eder, kimi zaman […]

Tamamını Okuyun
Ayı

Günün Masalı: 9 Eylül

Miyav vardı, miyav yoktu, cikcik vardı… Cikcikler küçük ayılar büyüktür. Cikciklerin yuvaları ağaçlarda, ayıların inleri dağlarda. Cikciklere kuş denir, tüyleri vardır. Bazıları sonbaharda sıcak ülkelere giderler. Ayıların kürkleri vardır, post denir. Ayılar armut yerler, bal severler. Kışın da inlerine çekilir bütün kış uyurlar. Doğu Anadolu‘nun dağlarından birinde de bir ayı varmış… Bir kış günü iki […]

Tamamını Okuyun
Kuzucuk İle Balıkçık

Günün Masalı: 8 Eylül

Kuzucuk İle Balıkçık Bir zamanlar biri kız, biri oğlan iki kardeş vardı. İkisi de bir birini çok severdi. Öz anneleri öldüğünden üvey annelerinin yanında yaşıyorlardı. Üvey anneleri onlara çok kötü davranıyordu. Günlerden bir gün, iki kardeş, öteki çocuklarla birlikte evin önündeki çayırlıkta oynuyordu. Çayırın yanında bir gölcük vardı. Bir ucu onların evlerine kadar uzanıyordu. İki […]

Tamamını Okuyun
Koyun sürüsü

Günün Masalı: 6 Eylül

Ben bilirim, ben bilirim. Ben köyler nasıl olur bilirim. Sen bilmezsin terlikçiğim, ne ahır gördün ne ağıl. Ne pınar bilirsin ne çeşme… Yaramazlık etmezsen seni  de götürürüm gittiğim yere, sen de köy görürsün. İşte köyün birine şehirde okumuş bir molla yerleşmiş. Molla ne? Hayır molla eskiden üniversite gibi olan din okulunun öğrencisi. Bu mollaya hoş […]

Tamamını Okuyun
Cesur Terzi

Günün Masalı: 5 Eylül

Bir Vuruşta Yedi Can Bir zamanlar, bir şehirde bir terzicik varmış. Ufak tefek, cılız olduğundan anası onun yorulmasını istememiş de terzi yanına çırak vermiş. O da kısa sürede usta bir terzi olmuş. İşte bu terzicik, bir yaz günü, dükkânın kapısı penceresi açık dikiş dikerken, oradan pekmez satan biri geçmiş. Terzicik pekmeze imrenip hemen bir dilim […]

Tamamını Okuyun
Yoksul Oduncu

Günün Masalı: 4 Eylül

Kısmetse Ayağıma Gelir Hey harani harani, yedim kırk kazan borani, hele dinleyin bakalım söyleyeceğim yalanı. Aferin desin ağalar, pek güzel desin paşalar. Hanımlar dinlesin hikâyeyi, kızlar etsin şikâyeti. Dinleyen alsın şeker tadı, dinlemeyeni dövsün kör kadı. Bu masalı uyduran bir tembel, sen de dinlerken yatıp yan gel… Bir varmış, bir yokmuş, bir zamanlar yaşlı ve […]

Tamamını Okuyun
Atlı

Günün Masalı: 3 Eylül

Akıllının Sopası Mevlana Celaleddin Rumi, kısaca, Mevlana, sekiz yüz yıl önce Konya‘da yaşamış dünyaca ünlü şair ve düşünürlerimizdendir. Onun kurduğu Mevlevilik, bir hoşgörü yolu olarak, insanları, hiçbir ayrım gözetmeden sevgide birleşmeye çağırır. Mevlana’nın şiirlerden oluşan ‘Mesnevi’ adlı kitabında genellikle hayvanlar arasında geçen öğüt verici birçok öykü bulunmaktadır. Bu anlatacağım da onlardan biri. Bir atlı geniş […]

Tamamını Okuyun
Çar Kızıyla Budala

Günün Masalı: 2 Eylül

Çar Kızıyla  Budala Mır mır mırnav, komşu kızı Dürnev. Dün bir masal söyledi. Bütün mahalle dinledi. Masal ta Rusya’dan gelmiş, bunu Dürnev bir kitaptan öğrenmiş. Bir zamanlar Moskova’da üç kardeş varmış. En küçüğüne Budala derlermiş. Çünkü tembelmiş. Ona iş yaptırmak için hep bir şeyler alacaklarını söylerlermiş: “Budala, odun kes getir de ağabeyin sana çizme alsın, […]

Tamamını Okuyun
Kurbağa Prens

Günün Masalı: 1 Eylül

Kurbağa Prens Bir zamanlar ülkelerin birinde bir kral vardı. Kralın da güzel mi güzel bir çok kızı olmuştu. Ama içlerinden en küçüğünün güzelliği dillere destandı. Küçük prenses her sabah saraydan çıkıp ormana gider, orada bulunan serin bir kuyunun başında oturup dinlenirdi. Prensesin bir de altın topu vardı. Onu havaya atıp tutarak oyun oynayıp vakit geçirirdi. […]

Tamamını Okuyun
Kızılderililerin Gecesi

Günün Masalı: 31 Ağustos

Kızılderililerin Gecesi Amerika kıtası, dünyanın Asya’dan sonraki en büyük kıtasıdır. Kıta, Kuzey Amerika, Orta Amerika ve Güney Amerika olarak üçe ayrılır. Konuşulan dillere göreyse ikiye ayrılır kıta: Başlıca dilin İngilizce olduğu bölüm Amerika (Anglo Sakson) diye adlandırılır. İspanyolca ve Portekizce konuşulan ülkelerin tümü Latin Amerika diye adlandırılır. Adını, bu toprakların yeni bir kıta olduğunu ilk […]

Tamamını Okuyun
Başkumandanlık Meydan Savaşı

Günün Masalı: 30 Ağustos

Büyük Zafer Anadolu’da çeşitli cephelerde düşmanın bozguna uğratıldığı günlerdi. Artık düşmana son darbeyi vurmak gerekiyordu. Düşman durmadan geri çekiliyor, Türklerse ilerliyordu. Başkomutan Mustafa Kemal, hem cepheden cepheye koşuyor, hem de Meclis Başkanı olarak Ankara‘da hükümet işlerini yönetiyordu. 22 Ağustos 1922 gecesi, kimseye haber vermeden Ankara’dan ayrıldı. Çankaya‘daki köşke, hükümet işleri için onu aramaya gelecek olanlara […]

Tamamını Okuyun
Kavun-karpuz

Günün Masalı: 29 Ağustos

Bahçıvanla Şah Ben bilirim, ben bilirim, ben şahların, padişahların masallarda kılık değiştirip başkası gibi görünmek istediklerini bilirim. Böylece dünyada neler olup bittiğini öğrenmek isterlermiş. Biz ne yapıyoruz dünyada olup bitenleri öğrenmek isteyince, bilmiyor musunuz küçük terlikler, ya siz püsküllü minderler? Televizyonu açıyoruz, radyoyu açıyoruz ya da gazete okuyoruz… O zaman gazete yokmuş, radyo yokmuş, televizyon […]

Tamamını Okuyun
Küçük At Arabası

Günün Masalı: 28 Ağustos

Eskiden bir göl kıyısında duran küçük bir at arabası varmış. Bu at arabasını göl kıyısına doğru bir at çekip getirmiş. Sonra da küçük arabayı orada bırakıp kırlara otlamaya gitmiş. Bir daha da geri gelmemiş. Küçük at arabası soğuktan üşüyor, rüzgâr estikçe titreyip duruyormuş. Ama oradan ayrılıp da arkadaşlarının yanına dönemiyormuş. At olmayınca at arabası nasıl yürüsün? Öylece orada çakılıp kalmış.

Tamamını Okuyun
Nergis

Günün Masalı: 27 Ağustos

Bir varmış, bir yokmuş, herkesin karnı tokmuş. Toklu denirmiş kuzuya, kuzular yayılırmış yazıya. Yazı yaban, bahar gelir şenlenir, kış gelir dinlenirmiş. Sözü dinlenen hem okuma bilirmiş hem yazı, hem de çalgı çalarmış bazı bazı. Toplayıp ördeği kazı, bir pazara gidemedim, satıp harçlık edemedim. Ne zaman varsam pazara, uğrattılar nazara. Üç beş kuruş kazansam kazara, o da kızara bozara. Var yok harcandı borca harca.

Tamamını Okuyun
Altın Keçi

Günün Masalı: 26 Ağustos

Miyav vardı, hav hav yoktu. Bir zamanlar dünyada herkesin karnı toktu. Bu tok ülkelerden birinde, bir padişahın pek güzel bir kızı vardı. Miyavlar gibi sürmeli gözler, pisiler gibi edalı bir yürüyüş, miyav da miyav. Böyle bir kızla kim evlenmek istemez. Ama ülkenin veziri bu kızın kimseyle evlenmesini istemiyordu. Çünkü ona âşıktı. Ama padişaha da bunu […]

Tamamını Okuyun
Çoban

Günün Masalı: 23 Ağustos; Cömertlik Zenginlikle Mi Yiğitlikle Mi?

Cömertlik Zenginlikle Mi Yiğitlikle Mi? Ben bilirim, ben bilirim, ben şaşılacak masallar bilirim, çoğu birbirine benzer. Sen ne dersin bu benzerliklere terlikçiğim? Dur dur yorulma… Onarırlarken çok yanmadı değil mi canın? Ay dikişlerin çok cici olmuş. Artık dikkat edelim de yırtılma bir daha. Bak dinle sana biraz uzaklardan bir masal anlatayım. İran’da bir şah varmış. […]

Tamamını Okuyun