Ateşi suyla söylemek

Gazanfer Eryüksel

Gazanfer-Eryüksel-İsimlik

 

I

Bir hazan tutulmasıydı çiçek açması nar ağacının desem, “Ayva çiçek açmış yaz mı gelecek/ Gönül bu sevdadan vaz mı geçecek?” türküsünü hatırlarsınız ihtimal. 

Nar ağacı güneşin eğimine göre nisan, mayıs, haziran aylarında selamlar hayatı çıngıl çiçek. 

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar” diyene dek şair koca bir yaz, yaka kavura, soldurup sararta geçecektir elbette. 

Gün gelip de güneşi yüzüne sürerken ayva, iç yüzleri apak çiçeklerine benzer şüphesiz. Nar ise içi dışı bir meyvelerdendir, çiçeğinin rengini demler durur yaz boyu. 

II

Bütün gece göğe baktı. Yıldızlara… Bir harf seçip de yıldızlardan uykuya daldı. Ne çok harf vardı rüyasındaki yıldızlar arası yolculukta. 

Sabah bahçedeydi. Göğe baktı. Güneşe… Bir yolu olmalıydı elbette göğe çıkmanın ve ötesine geçmenin de. Gece yıldızlara bakarken seçtiği harf ona bakıyordu çimenlerin arasından. Bir türkü söyledi o harfin ışığına. Onca kalabalığına gök kubbenin, seslerin bir ezgi daha eklenmişti. Öte yüzünü göğün merak eden bir ses. 

III

Varlığında da 

Yokluğunda da hep 

Kendisiydi ışık 

Ah o çift yumurta ikizi 

Suyun 

Görünmezliği şüphesiz 

Yok etmez ki onları 

IV

Ateşi suyla söylemek 

Susuzluğu ateşle 

Kırmızı kelebekler konmuştu sanki yazıya, hiç yokmuş da narin sapları, özgün kırmızısıyla gelinciklerdi ateşi suyla söyleyenler, susuzluğunu hasretin ateşle. 

Denizin yüzüne yeni yüzler çizmek nasıl maharetiyse rüzgârın, gelincikler de kelebek hüzün lekeleri çiziyorlardı yazıya. 

V

Onu görenler bir kafede tek başına kahve içtiğini düşüneceklerdi şüphesiz ve ondan başka kimsenin olmadığını. Biraz daha dikkatli bakanlar ise hüzünlü yalnızlığını… 

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı olduğu söylenir ya, bir düşün ışığının nelere bedel olduğunu söylemeye kelimeler yetmez. 

Eğer kelimelerle söylenebilseydi, resim yapmak için neden olmazdı” der ya Edward Hopper. Dalıp gittiği bir fincan kahveydi, görsellerin resmini yapan çıkar mi diye düşündüm. Resim, resimler… Resimler… O resimlerin kurgusuna bir de müzik… O hicaz şarkı, “Kapıldım gidiyorum bahtimin rüzgarina / Ey ufuklar” diyorum yolculuk var yarina. 

Gazanfer Eryüksel 

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir