Arpaz Kalesi

Arpaz Kalesi

Yaşam

Arpaz Kalesi büyülü bir sis içinde. Sanki Atçalı Kel dağın zirvesinden bağırıyordu. “Ağalık düzeni sona ermiştir. Artık eşitlikçi bir düzen kurdum,” der gibi. Akçay üzerine köprü yaptırmaya söz vermesine karşın yaptırmayan Osman Bey’i dağa kaldıran Çakırcalı Mehmet Efe’yi görür gibi oldum. Karıncalı dağ Efe yatağındaki çarpışma Çakırcalı Efe’nin son çarpışmasıdır. Efe vurulunca kızanları Osman Bey’i de vururlar. 

Halkını zalimin zulmünden koruyan, zenginden alıp yoksula dağıtan, yoksul babası efe töresi de bu olaydan sonra son bulur. Arpaz, (Esen Köy), geçmiş dönemin Karya yerleşmesi olan Harpasa Kalesi’nin eteklerinde kurulmuş ve adını bu yerleşmeden almaktadır. Hakkında çok az şey bilinen ve ortaçağda Stavropolis(Afrodisias) Metropolitliği’ne bağlı olan Harpasa, zamanın piskoposluk merkezidir. Sonrasında Aydın Beyliği’ne bağlı bir yerleşim merkezi olarak devam eden bazı vakıf kayıtlarından ve günümüzde ortadan kalkmış olan bir kaç mezar taşlarından anlaşılır.

Köyde bulunan arkaik karakterli isimsiz bir türbe de bu dönemden kalmış olabilir. Evliya Çelebi de, Aydın Koca Beyi tarafından ele geçirilen, Nazilli ovasının güneyindeki boğazı tutan ve “Beş boy” olarak adlandırdığı köylerin arasında Arpaz’ı da sayar. II. Bayezid devrine ait Aydın Mufassal Tahrir defterinde, Arpaz Yenişehir kazasına bağlı olarak gösterilmiştir. Bununla birlikte 1573–1574 tarihli Aydın Vakıf Defteri’nde Aydın Livası’na bağlı olan bir kazadır. 1451 tarihinde yazılan Mufassal Tımar Defteri’nde ise bu bilgiler var:

Taallukat-ı Arpaz Murad Hüdavendigar Aydın eline gelecek olan, oda oğlanı Ali Bey’e verilmiş. Yıldırım Hüdavendigar zamanında kadimi Süleyman, Doğan Bey, Kemine Bey, Beyazıt Bey yerdi; mezkûrlar çer iye eserlerdi; şuanda Murad Hüdavendigar kullarından oda oğlanı İlyas Bey’e Murad Hüdavendigar beratıyyiyüb asker-i mansureye mü-lazemet ider“ifadesi geçiyor. 1573 tarihine ait Aydın Mufassal Tahrir Defteri’nde bu bölgeden bir Şehzade hassı olarak söz ediliyor. Bununla birlikte bölgede büyük önemi olan bir pazaryeridir.

 Günümüzde hâlâ, pazartesi günleri kurulan bu pazara çevre köylerin ilgisi vardır. Ancak, 1560 yılında, suistimal yapan kadıyı halk toplu bir dilekçeyle şikâyet etmiştir. Huzursuzluk sonraki yıllarda devam etmiş ve halkın zaman zaman rüsum (vergi) ödemeyi reddettiğini kaydeden belgeler vardır. Huzursuzluk 17. yüzyıldaki bölükbaşı ayaklanmaları, salgın hastalıklardan dolayı artar ve 1828–1829 yıllarında patlak veren Atçalı Kel Mehmet önderliğindeki halk isyanıyla doruk noktasına ulaşır.

 İsyanın bastırılmasından sonra gittikçe önemini kaybeden Arpaz, yöredeki güçlerini koruyan ancak İmparatorluğu sarsan ekonomik bunalımlardan nasibini alan yerel beylerin güdümüne girer. 1849–1850 Salnamesi’nde henüz bir kaza olarak görülen Arpaz, 1868–1869 tarihine ait bir salnamede, Bozdoğan‘a bağlı bir nahiye durumundadır. 1927 tarihli Köyler- Fihristi’nde ise, Bozdoğan’a bağlı bir köy olarak görülür. Günümüzde Arpaz, Nazilli‘ye bağlıdır. Arpaz‘daki Beyler Konağı Arpaz  Köyü içinde Osmanlı İmparatorluğu’nun ayanlık dönemine ait en güzel ve ilginç örneklerinden birisidir. Bey evi oymalı ahşap işçiliği, nakışlan, tavanlarındaki çarkıfelek motifleriyle birlikte 19. yy. üslup ve özelliklerini yansıtan bir taşra yapısıdır.

Dekoratif özellikleri nedeniyle kulenin onarımı sırasında yapıldığı düşünülmektedir. Bazı değişikliklere rağmen özgün şeklini korumayı başarmış olan bu yapının daha eski bir evin yerini aldığı varsayımı geçerliliğini korumakla beraber bu hususa netlik kazandıran yeterli veriler yoktur.

Evin  güneydoğu odasında, kapının karşısındaki bir dolap, çatı arasına götüren gizli bir merdiveni saklamaktadır. Yapımında taş duvarlar ve kestane ağacı kullanılan payandalar üzerine inşa edilmiş bir Osmanlı evidir. Yaz ve kış odaları ile hayat alanı olarak söz edilen verandaları bulunmaktadır.

Beyler konağı ev, kule, hamam, fırın ve erzak depolarından meydana gelen bir bütündür.

İyi korunmuş olmasına rağmen genel kuruluş düzeni açısından incelemeye değer olan bu konak II. Mahmut zamanındaki zeybek ayaklanması ve Atçalı Kel Mehmet olayıyla oldukça ilgilidir. 

1828–1829 yılında voyvoda ve muhassıllardan (küçük dereceli idareci) şikâyetçi olan halkın desteği ile yanındaki zeybeklerle Aydın‘ın kaza ve köylerine bir müddet egemen olan ve Arpaz Beylerinin yanında yetişen Atça’lı Kel Mehmet, onların bu çiftliğini Haziran 1830‘da kuşatarak yakmıştır.

 Böylece beyler konağı maddi kültür ve sosyal tarihin kesiştiği bir düzlemde çok anlam taşıyan bir belge niteliği vardır. Harpassa bir karya kenti olduğu gibi Nasilla, Boyasini gibi bir Luvi kentidir. Işık İnsan dediğimiz Luvilerin de Göbeklitepe gibi gün ışığına çıktığında Harpassa daha da değer kazanacaktır.

Etem Oruç

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir