cengiz_dagci

Ancak Ölünce Vatanına Kavuşabildi

Tuğçe Yerdelen

Boğulmuş değilim; yalnız suların altındayım. Üstümde bütün bir deniz, bütün bir dünya. Kimse görmüyor beni. Kimse duymuyor sesimi; ben kendim de duymuyorum kendi sesimi. Eskiden gün günü tekrarlanan nağmelerim, boğula boğula ve sessizce ölü balıklar gibi çıkıyor suyun yüzüne; eskiden beni yeryüzünde tutan ve yaşatan Ayı Dağı, Soğuksu kıyıları ve Ceneviz kalesi, kayan yıldızlar gibi kayıp altında kaldığım denizin sularına karıştı, ve karada kalmış aşkımı biri (bilmiyorum kim) bulup demir çivilerle çarmıha gerilmiş İsa Peygamberin çıplak göğsü üstüne mıhladı.” Cengiz Dağcı

Cengiz Dağcı’dan söz etmek istiyorum… “Türkçe bana anamın konuştuğu dil” diyerek yazı dili olarak Türkçeyi kabul eden ve Türk Edebiyatı’nın önemli isimlerinden birisidir Dağcı. Gelin  Dağcı’yı yakından tanıyalım; 9 Mart 1919 yılında Kırım‘ın Yalta şehrinin Gurzuf köyünde doğan Dağcı; yoksulluk, kıtlık ve büyük baskılar ile çocukluğunu geçirir. Kırım Pedagoji Enstitüsü’nde okurken 2’nci Dünya Savaşı çıkması üzerine Ukrayna cephesinde Almanlara esir düşer Dağcı, esir kampından kurtulur. Mücadeleyle süren yılların ardından Londra‘ya yerleşen Dağcı, en ağır şartlarda çalışırken dahi yazmayı bırakmaz. 1956 yılında Türkiye Türkçesi ile Varlık Yayınları‘ndan çıkan “Korkunç Yıllar”ı kaleme alan Dağcı, romanlarında Kırım Türklerinin yaşadığı acılardan bahseder. “Onlar Da İnsandı”, “Korkunç Yıllar”, “Yurdunu Kaybeden Adam”, “İhtiyar Savaşçı”, “Benim Gibi Biri”, “Üşüyen Sokak”, “Ölüm ve Korku Günleri”, “Biz Beraber Geçtik Bu Yolu”, “Dönüş”, “Yoldaşlar”, “O Topraklar Bizimdi”, “Badem Dalına Asılı Bebekler”, “Anneme Mektuplar”, “Regina”, “Genç Temuçin”, romanlarını yazan Cengiz Dağcı; “Bay Markus’un Köpeği”, “Bay John Marple’in Son Yolculuğu”, “Oy, Markus, Oy”, “Rüyalarda: Ana ve Küçük Alimcan” hikayelerini yazar. Ayrıca; “Yansımalar 1”, “Yansımalar 2”, “Yansımalar 3”, “Yansımalar 4”, “Ben ve İçimdeki Ben” makalelerini de yazar. “Ben yalnızca Kırım’ın yazarın değilim ama Kırım’ın faciasını bütün gerçeği ve içtenliğiyle yalnız ben yazabilirdim” ifadelerini kullanan Cengiz Dağcı, çektiği acıları aktarır.

 KIRIM HASRETİ

Edebiyatımıza katkılar yapan  Cengiz Dağcı’nın “Dönüş” kitabındaki şu satıları da Kırım’a olan hasretini dile getirir:  “Sabahları sokakta duruyor, sırtımı binaların duvarlarına dayayıp kaldırımda koşuşup oynayan çocuklara bakıyor, onların yanına varıp onlarla beraberce oynayasım ve sevinesim geliyordu. Fakat kendilerini ürkütmemek için ancak uzaktan seyredebiliyordum. Gene de onlara bakarken kalbimin en derin bir yerinde hayattan büsbütün kopmadığımı hisseder ve gözlerimi kapatıp uzak Kırım’ı, Gurfuz’u görürdüm. Evet, orda. Dedemin, babamın kemikleri gömülü toprakta. Yalnız orada. Doğduğum topraklarda. Oranın göğü altında, Oranın insanları arasında hayat bütün sıcaklığıyla beni bekliyordu sanki. Ve işte iki gün önce yılbaşı gecesi herkes mutlu, herkes şen ve mesut, yeni yılı karşılarken ben aç ve donuk, Sovyet Elçiliğinin taş merdivenleri üstünde durdum. Ruslar nezaketle karşıladılar beni ve iki gün sonra Kırım’a dönebileceğimi bildirdiler…”

1998 yılında kaybettiği eşi Regina Hanım hakkında hatıra defterine yazdıkları kitaplaşır. Çekilen mücadele, Kırım Türklerin yaşadıkları acıyı ta derinden hisseden Cengiz Dağcı, “Regina” kitabıyla gençlerin ilgisini çeker. Öyle ki, pek çok üniversite öğrencisi “Regina” yı okumuştur. Hatta bazıların “Regina”yı okumalarına bizzat şahidim. Benim ise “Regina” kitabından en çok etkilendiğim kısım şu oldu: “Önümüzdeki hafta sonu yılbaşı. ‘Cengiz, inanıyor musun, 21’inci yüzyıla kadar yaşayabilirim ben‘ demiştin bana. Ben, ‘Yaşayacaksın‘ demiştim. Yaşayamadın. Şimdi ben 21’inci yüzyıla dek yaşayabileceğimi düşünüyorum. Yüzyılın sonuna çok kalmadı. Yaşarsam… Dünyanın her köşesinde 21’inci yüzyılın başarıları, ünlü şahısları, tragedyaları anılacak; yalnız benim yok edilmiş milletimi, önceki yüzyıldaki gibi, duyan bilen olmayacak.”

Dağcı, 22 Eylül 2011 Perşembe günü saat 12.30 sularında Sauthfields‘teki evinde hayata gözlerini yumar. 69 yıldır görmediği Yalta’ya bağlı Kızıltaş köyüne ise  Dağcı, vefat edince kavuşur. Cengiz Dağcı’nın naaşı 2 Ekim 2011 Pazar günü Kızıltaş köyüne getirilir.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir